ANAM

Eskimez yâr’ım anam Sığındım dâr’ım anam, Şifâdır kokun bana, Bakışı kerîm anam..   Zahmeti Rahmet bildin, Izdırâba hep güldün, Derdimle derde kaldın, Fedâ-i-kâr’ım anam..   Ayağın başım tâcım, Gülüşün cân ilâcım, Seninle kalmaz acım, Cânıma ferim anam..   Kademin tahtı Cennet, Varlığın bana servet, Etmez evlâda minnet, Firdevstir yerin anam..   Bu güller yetmez sana, Şiir anlatmaz seni, Dünyâlar tartmaz seni, Öptüm ellerin anam..   Sînemde hâr’ım anam, Nağmemde zâr’ım anam, Duâ’n eksik olmasın, Hayâtım vârım anam, Rabbim’den Nûr’um Anam…   Ben hiçbir şiirime ağlamadım, Sana yazdığıma ağladığım kadar Ana’m! Ben ağlasam ne çıkar, Senin gül yüzün hep gülsün yeter Ana’m! İyi ki ...

Devamını Oku

KORİDOR

Han kapıları açılıyor İşte biri daha. Ah şu anlaşılmak derdi, Gider gelirsin Bir kapıdan bir kapıya. Gölgen eşiklere vurur başını, Bir sen kalırsın dışarıda. Yakana yapışıp kalan leke Dikenleriyle inciten gurur. Diliyorum fakat Yürümekle uzaklaşılmıyor. Yürümekle bulunmuyor, af diyarı. Hatırlamak ağrısı ise Bir köşede kaybolmuyor. Sırtında katran karası yükler, Yüreğinden arınamayan sızı, Ya bir uçurum bulunmalı Ya da bir kör kuyu. Beyazını pembeye çalan gözlerle Bakıyorsun işte. Reçeteye yazılan isim, Aynada gördüğünden başkası değil. ‘Sana sorulan soruyu Yalnız senin çözebileceğin’ gerçeği. Zihnini kemirip duran akrepler Zehrini akıtamadığın Birden gelirler, kesilir nefesin. Harabeleri çoğaltmak mı baltayla, Yoksa bırakmak mı ...

Devamını Oku

Şeb-i Yelda

Ve Seni anarım andıkça kurumuş toprak gibi gözyaşında yeninden doğarım Kardelenler seranat tadına ruhuma söylerken ninnisini ufkundayım ey şehir Sen gelince aklıma fikrimin zikri değişiyor Ruhumun kanatları yol buluyor Sana Sen ıslattığım yastığımdaki gözyaşı sebebim Aşkı dilanım söyle Sana çok mu uzağım. Başım ellerinin seccadesi okşasan tel tel belki ruhumu Düştüm ateşine su istemem düştüm damlana umman istemem Bak kaldım diyarı gurbette benim asıl gurbetim seni görmemekte Saymadım görmeyeli ne kadar oldu akrepsiz saat göreli bilmem ne kadar oldu Tel ...

Devamını Oku

FİDAN

Kısa süreli yalancı baharlar gördüm Geçti, bitti. Kimsesiz olmasam bile şu vakit, Birtakım yalnızlık meltemleri eser başucumda. Ve o meltemlerin kulak tırmalayan uğultuları… Yazıyorum elimde kalemim. Naftalin kokusu gelir ruhumdan. Bir yandan bir Neşet Ertaş türküsü salınır radyoda, Dağlar yüreğimi. Yaraya tuz basmak deyimi… Geçmesi muhtemel bir acı, Bir de ürperten bir soğukluk. Bir genç fidanım, hali bedbin ve solgun Hem yorgun hem mecnun Fırtınalar kopuyor çevremde coşkun. Herkesin derdi mutlak kendisi Ama hepsinin arkasında var bir çınar gölgesi Tek başına direncin biçare gururu Dayanmanın hazin mutluluğu Yalnız bunlarda ...

Devamını Oku

BİR HASTANE KÖŞESİNDE

İşte tam da buradayım, ümidin bittiği yerde, Saat vurdu on ikiyi, gözlerimse bekliyor sabahın seherini. Ne telaş var ortalıkta, ne koşuşturma, ne de bir endişe, Sıkışmışım bir hastane köşesine, yazıyorum sözcükler döküldükçe. Düşünüyorum, çokça düşünüyorum “Niye?” diye, Düşündükçe batıyorum, boyluyorum çukurun dibini. Aklım kör karanlıklarda kayboluyor, kalbim alev alıyor kor ateşlerde, Bir ben var diyorum ama benden eser yok bu hastane köşesinde. Neredeydik, ne hale geldik diye sorguluyorum tüm gece, Bulutlar bile gürlüyor, hava durmadan püskürüyor koyu sisini. Durmadan çalıyor ...

Devamını Oku

Bir Ölünün Şiiri

Yıldızsız gecelerin ellerinden tutan şiir… Karanlıkta kaybolur insan sesleri. Her göz derin bir uykuda. Şiirler uyumaz değil mi anne? Lacivert göğün yıldızsız aydınlığı; Şiir… İnce belli bardaktan içilir her mısra. Ruhun dertli yanlarına merhem… Bir ölünün ruhu var bedenimde Yaşamak bana göre değilmiş de Bundan sebep Şiiri seçmişim gibi… Hayatın gailelerini şiirle aşmışım gibi Şiir… Ellerinde bir avuç deniz kumu biriktirmiş Adını fısıldıyor tüm sahil rüzgarları Akıyor, akıyor zaman Tek tek azalıyor ömrümden yıllar Bir ölünün ruhunu taşıyorum Ağır geliyor, ağır. Nefes değil, şiir alarak yaşıyorum. Yine de her gün Bir önceki ...

Devamını Oku

Sen Susarsın Sadece

Öğrendiğin şey Hayattaki en kötü haber gibi Geliverir aniden Dilin tutuliverir o anda Aslında bağırıp “Neden?” diye sormak istersin Ama öyle bir hale gelirsin ki Dilini kıpırdatmaya mecalin kalmaz İçinde kalır Boğazına dizilir tüm lafların Yüzün susar için kanar yine Zaten hep öyle olmaz mıydı? Sen susardın sadece... Herkes üstüne gelir “Ne Oldu?” soruları uçuşur etrafında “Yok bir şey” diyerek başlar cevapların Keşke dersin içinden Orada olsaydım Ya başındakileri kovarsın Ya da sen kaçarsın yanlarından Bulamazsın derdine çare İçini çekersin Uzunca oflayarak Üzülürsün... Önce birkaç damlayla başlar Sonraysa baş ağrısı, uyku alır yerini Ve sen ...

Devamını Oku