Güneş’in Ay’a Mektubu

Ateşin gölgesindeyiz adeta, öyle varız ki bu koca hiçlikte!Ramak kalmış eriyip kül olmaya, ardımız kutupların en ücrasıBen donmak istiyorum sonsuza dek; sen yanmak için beklerken delirircesine.İkna oluyor ruhum alevlere koşmaya korkusuzca,Bu kez sen âşık oluyorsun zemheriye ve güneş bir kez daha doğudan batıyor kalbimde.Sahi bu kaçıncı kıyametti bir fırtına gibi kopan hiddetle?İki seçenek sundu Tanrı bizlere; cennet yahut cehennemCehenneme razıydım oysa ben, hem sen varken yanımda, cenneti istemek ne haddime!Güller ...

Devamını Oku

ŞİKÂYET

İçim cız ediyor, aynalar bozukFikir başka başka, dil başka başkaHer yer düşman bana, herkes it kopukOyun başka başka, rol başka başka. Sülfürler boşandı eski ahittenBu kente yağmurlar yağdı asitten.Islandım zifirden, demir oksittenDuman başka başka, kül başka başka. Ardımı döndüm de ardımda hançerYüzümü döndüm de göğsümde mavzerHer yanım kıyamet, her günüm mahşerSuret başka başka, hâl başka başka. Sırtımda küfe var ağzımda kefeSevdiğim bunca yüz sığmaz kenefeKimi hello çeker kimi şerefeTıynet başka başka, kul başka ...

Devamını Oku

Dikiş Tutmayan Sevdalar

İğne deliğinden geçiyorum zamanı, El üstünde tutulmayan sevdalar ediniyorum kendime, Yıpranmış bir kağıt gibi kan izlerini silen bir mürekkep gibi, Ağlamaklı seviyorum her birini, Meçhul kimlikte soluk bir çehreye takılı kalıyor ânım, Bütün zamanları geçiriyorum ilmekten, Geriye sen kalır mısın senden bir parça kalır mı bilemem, Akan her damla yaşta ateşe atılıyor kopuk sözcüklerim, Yanmıyorsun  ahımın ortasında sen, Dönmüyor küle kirpiklerindeki gün ortaları, Hiç gitmiyor aklımdan, Ellerimle seni düşüncelerimin içine hapsettiğim günün pembeliği, Ellerim ki hırçın ve soğuk bütün acıları köşesinden keserdi Korkularıma ...

Devamını Oku

Şiir Gibi Ölmek

Bu şelalede bi terslik var RabbimTamam ben yüzme bilmiyorum amaGöğe doğru uçamaz ki balıklarBir serçenin pulları dökülmüştü gördümTeli duvağına denk değil bu asırda sevdalarınBunun bir de Kdvsi, Ötvsi, stopajı var Yorgun sabahlara uyanır bayat ruhumGeceden kalma romatizmaları ısıtırızThermo-Doline, yanına taze çay da var.Anlatamıyorum Rabbim.Diyalektik düzgün deNeyi sevsem devrik,Her ayrılıkta bi anlam bozukluğu var. Altında kaldım daha dün enkazımınKonunun sismolojik şiddeti ölçümsüzTrajik, trajikomik hattaGeçsin dediğimiz bunca şey varkenAlzheimer çok da ürkütücü değilSevebilirdim onu ...

Devamını Oku

Taştan Öte

Ayağıma takıldı iki taşYürürken çarpıvermişim bir yanlarına.Görsem vurur muyum, sanmam.Görmeden olmuş işte.Canı yok diye umursamadanVurup  geçiyormuşum onca yıldırçakıllara taşlara ..Nedense bu defa başkaBu sefer canı yandı sanki!Bu sefer, dön de bir bak“Nereye, nasıl gidiyorsun öyle şuursuzca’” der gibi haykırdı ardımdan.Sonra yürüdüm devam ettim yoluma.Ama patır patır deyimleratasözleri takıldı peşime.Kuşlara taş atılması revaymış gibiiki kuş vurmaya kalkmışız.İsyan ve hatalarımızın  cezası olarak gökten dökülme ihtimalini ilk sırayakoymuşuzBaşımıza yağarsa diye.Sevdiğinden yüz bulamayanlarbaşını dizine ...

Devamını Oku

ESMAR

Kendi sesini duymak, Kendi sesinden                    Kendi adını. Ve irkilerek kendinden, Tanıyamamak kendini… Tartışmaya açık bir vakti gecenin, Gündüzler kadar hazırlıksız ve gâfilim. Eşten     dosttan           “Afiyet olsun” diyen garsondan Hummalı bir kaçış sergiledim çehremde yıllar yılı… Söyle bana, İnsan nereye saklanabilir kendinden? Karanlığa sığınan gölge kadar mülteci, Kendi suretinin aynalı pususuna düşmeyecek kadar                                                      cengâver olmak gerekli… Sayıklar şimdi adımı eşraf-ı yalnızlık, Kesin bir sevdada kesecek biletimi! Kendi sesimden                duymak senin adını, İşte beni ancak               böyle yenerlerdi!

Devamını Oku

AYNALARIN İHANETİ

Zâtınıza doğru yola çıktınızSaçlarınızda kaldınız Biz bilmezdik hangi renk hangisinden güzelKim güzel kim çirkinBize sordunuzSize biz ışığı sevdirdikParlamayı siz sevdinizVazgeçtinizDireksiyonu podyumlara kırdınızElinizde iğne iplikYeni bedenler, bedenler, bedenler diktinizVazgeçtinizİçinizin yollarını haramilere bıraktınızYabani otlara, heyelanlara Gün geldi içimizde yaşadınızHayatınız sandınız size gösterdiklerimiziZamanın fırçasını unuttunuz, inandınızSizi gösterdiğimiz gibi kalacağınızaNasıl bize inanırsınız?Tüm yazıları ters gösteren bizeNasıl emanet edersiniz alın yazınızı? İnançların boğazını kesen gelinler gördükDuvaklarıyla bambaşka yüzleri örtenCilâların, eşi görülmemiş düğmelerinŞahit olduk tüm hırsızlıklarına,Yasal cinayetlerineSesimizi bile çıkarmadık Firavunlar ...

Devamını Oku

Çoklu Karanlık

Çoklu karanlık içindeyiz, nasılız bilmiyorumGecenin zifte döndüğü vakitte durmuş saatlerimizBir mumun ışığına, güneşi addetmişizBir dikene sunmuşuz tüm bahar neşesini.Bir küçük tepeliğe bakarken hayranlıklaEngin dağlar yok olmuş bakışlardan uzakta Çoklu karamboldeyiz, ne haldeyiz bilmiyorumHer dönüşte bir aparkat indi midemizeDostun ve düşmanın tam ortasındaHem sağdan hem soldan, hem dosttan hem düşmandanSağlam kroşeler yedik, afiyet olsunlarlaSırtımızı dayadığımız ağaçlar da kesilmişUmudumuzu astığımız dallar da Karanlığın birer ferdiyiz bu münafık çağlardaKaranlık saklar yüzümüzün acınası halleriniKaranlık saklar gözümüzün ...

Devamını Oku

Hira

Kalbimin idraki yakaladıSemadan süzülen şuurun haytınıVe soluyarak seyahat etti demimde kanımda canımda,Doğmamış tefekkürün hamisi gibiYüklenmişim başımdan aşkınBu hadsiz Aşk’ı.Teleffuzuna hayâ ederek baktığımHuzur-u Mâşuk'un yanıbaşındaHitabın muhatabı oldumRuh-u revanımla cancağızım.Demirden dağların yabancısıykenPamuktan kalplerin mekânındayım.Sönmüş sinelereCevv-i semadan inmekteyken rahmetMünzevi ruhumlaSahile vurmuş selamet misaliHira'nın müdavimliğine ramaktayım,Kendimi unutmuşluğun muştusunu verenHira'dan gelen Hiza'dayım.

Devamını Oku

GECE AÇAN ÇİÇEKLER

Yanılmadın,Elbette kör bir ebe sabaha ulaştırdı seniKıştıVe küçük bir yara duvardan kanıyordu,Yanı başında karanlıkta bir şey duruyorduSenin avuçların için; parmakların uzansın diye.Simsiyah bir takım elbise çiçeklenirdi sahipsiz,Sen susuzluğunu fısıldarken etrafınaDışarıda yağmur yağıyordu;Dört köşeli korkuların sürekli genişliyorduBöylece tanıdığın bütün bahçeler siliniyordu hafızandan.Bilirsin,Beşiklerin mucidiSabahlara kadar uyumadı,Ve ninnilerle hiç tanışmadı.Çocukluğun kadar kenar mahalle biriktirdin,Akşamları bir başınaŞehrin en yalnız yerinde günlüğünü yazardınKüçük harflerden kocaman acılar yaratırdın.Sonra soluğunu salardın gecenin ayazına,Radyodan duyardın gözünün gördüğünden daha ...

Devamını Oku