Cehaletin Cehenneminde Asil Ruhlar Yanar

Kefenlenmiş idrak, umutla takas edilmiş cinnet ve mutsuz bir ruhla bedenlerimizi sürüyoruz yerkürede… Anlamak yerine anlatmayı, görmek yerine bakmayı tercih ettiğimizden beri adımlarımız geriye doğru götürüyor bizi. Toplumları var eden unsurların erozyonunu yok saymamız, bireysel hayatta kalma dürtümüzü ilkellik seviyesine indirgiyor… İnsanlığı tehdit eden, coğrafyaların kaderlerine tıpkı satranç tahtası üzerindeki hamleleriyle karar verenlerin karanlığını görmüyor, Will Smith in Oscar törenindeki tokadına bakıyoruz örneğin. Dünyanın en prestijli yarışmasında sunucu Chris Rock a yapılan ...

Devamını Oku

SANRI’LARDAN YARATILAN TANRILAR

Varoluşun başlangıcından bu yana gerçeğin katı kabuğunu kırmak, yalnızlığına dâhil olmak zahmetli gelmiştir insanoğluna... Hakikatten yana olmak ayrışmaktır, bedel isteyen zorlu yokuşu tırmanmaktır. Yol; hikâyesinin ödülle değil cezayla biteceğini kavrayanların trajik öyküleriyle inşa edilmiştir. Çoğulluğun değil gerçeğin dili olabilmek ölümcül yalnızlıklarla, mutlu kalabalıkları takas etmektir birazda. F. Nietzsche'nin dediği gibi "Bu gün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor, çok fazla panzehiri var." Pembe yalanlar, beyaz olanlar, yalanla masumiyeti aynı satırda ananlara bakıldığında aklanmak ...

Devamını Oku

DENİZ KABUĞU ÜFLEYİCİSİ

Dışarıda, rüzgârın alçalıp yükselen uğultusu, ağaç dallarından yayılan iç ürpertici hışırtılar, pencerelere çarpan yağmur damlacıklarından çıkan pıtırtılar, ocakta yanmakta olan odun ateşinin cılız çıtırtıları, armonik bir uyum içinde, en umarsız, en derin yaralara bile  merhem olabilecek serenadını söylemekteydi... Doğal notalar ile yazılmış bu eşsiz senfoni ve gözlerini kıpkızıl korlara dikmiş adamın, ara sıra kuru odunları ocağa atarken çıkarttığı belli  belirsiz  tıkırtılar dışında ne bir ses, ne de bir ışık vardı ...

Devamını Oku

BOŞLUĞUN SESİ

Güneş günlük mesaisine son vermek, yerini karanlığa bırakmak ve yeni bir günü başlatmak için başka coğrafyaların yolunu tutmak üzereydi. Bir gün daha başlamadan, bir gün daha bütün bu olanlara katlanmak zorunda kalmadan bütün her şeye bir son vermenin telaşı ile evden dışarı attı kendisini adam. Hava soğuk denilebilirdi, bir ceket onu soğuktan koruyabilir ve üşümesine engel olabilirdi. Bu düşünceyle eline ilk geleni attı omuzuna ve çıktı sokaklara. Beklediğinden daha kalabalıktı ...

Devamını Oku

Işık ve Zaman

Sıradan bir gündü, klasikleşmiş arkadaş örgütlenmemizi gerçekleştirmiştik. Nereye, nasıl, neden gideceğimize karar veremeden tıkıştık arabanın içine. Şuana kadar kayda değer bir şey yok, klasik araç içiarkadaş muhabbetleri; “-Bu şarkıcı da amma bozdu!    -Yine bir şekilde satıyorlar ülkeyi!    -Ulan şu İsrail yok mu, her sabah topladığım odamı dağıtıyor!”Bu arada söylemeyi unuttum; Araba ve tekerlekleri de bizden, bizim gibi! En güzel çağları kapitalistlercesatılmış, işleri gördürülmüş ve yaş aldıklarında da kapının önüne konulmuş. Sormuştum ...

Devamını Oku

BİR VE İKİ

Kadın ve erkek... İki bambaşka başkalık. İki ayna, iki farklı akis. Yani iki yansıma, yani iki yanılsama. İki denklem eşitsizliği. Bir denklemin iki yoldan eşitlenme çabası. İki sınırsız çizgi ve paralel iki kesişim. İki bağlantı yolu, iki aynı kavşağa açılan. İki çıkmaz sokak, iki kaldırım bölümü; kesişmeyen iki sabit bağ. İki öğlen gölgesi, aynı yere değmiş iki kaskatı karaltı. Yani tekilliğin ikiliğe dönüşümü ve iki tek atımı sarhoşluk. Yani parçalanamaz ...

Devamını Oku

İHTİŞAMLI HAYALLER MEZARLIĞI

Konaklama sürelerini net bilmemekle birlikte, her misafirinin ona sahip olma dürtüsüyle benimsediği görkemli hayallerin mezarlığıdır dünya...  Yaşanmışlıklarıyla yorgun adam, yağmalanmış yıllarıyla yaralı kadın, tecrübeleriyle öfkeli ihtiyar, vaat ettikleriyle çoşkulu aşık, uğradığı ihanetlerle güçlenen savaşçı olarak dağıttığı rolleriyle işinin ehli yönetmendir biraz da dünya... Elinizde tuttuğunuz aşık senaryosunun, bir anda ihanete uğrayanın metniyle değiştirilmesi yönetmenin size haddinizi bildirmesidir çoğu kez… Zaten hangi rol sonsuza dek aynı oyuncuya bırakılmıştır ki. Kleopatrayı oynayan aktris kaç ...

Devamını Oku

Bugün Sıra Sizde

Ne için yazıyorsun? Diye ara ara soruyorum kendime. Birçok sebebinden bir tanesini yazmaya niyetlendim bugün. Okuyanlara umut olacak bir şeyler yazayım istiyorum. Çoğu sefer bu niyetle kalem tutuyorum. Cümlelerin içinden en az bir kelime, en az bir kişinin ruhuna dokunsun istiyorum. Sonra aklıma yıllardır tehdit edilen ve sokağa dahi çıkmaya korkar olmuş bir hemcinsim geliyor. Tacizle, tehditle ve hatta şiddetle savaşan kadınlar geliyor. Yeniliyorum umut kelimesine. Savuruyorum kötü düşünceleri bir kenara, tekrar niyetleniyorum umut olmaya. Farkında ...

Devamını Oku

Yeryüzüne Övgü: Bahçelere Bir Yolculuk

"Gülüyor musunuz şimdi bana, Kış günü çiçek düşleyen bu adama?" Schubert'in Kış Gezisi'nden... Kış mevsimini bir metropolde, yüksek binaların müsaade ettiği ölçüde başını göğe kaldırıp gökten düşecek taneleri bekleyerek karşılayan; ancak asla ayağı toprağa değmeyenler için anlaşılır şey “Bahçelere Bir Yolculuk” arzusu. Kendi gerçekliği içinde bunu mümkün kılanın bir kitap olabileceği kimin aklına gelirdi? Chul Han'ın yaşamın tüm hareketliliği ve kargaşası içinde elimizden tutup, kendi bahçesinden yeryüzünün melodisini duymaya davet ediyor olması, ...

Devamını Oku

Ölmek…

Ölmeyi istemek ya da mecbur kalmak: İşte bütün mesele bu! "Çok uzun zamandır başkalarının bakımına muhtaç yaşayınca, gülerken ağlamayı öğreniyorsun." Yukarıdaki sözün sahibi Ramon Sampedro Cameán, 25 yaşına kadar mâceradan mâceraya koşmuş hayat dolu, umut dolu, hayal dolu, uçsuz bucaksız seçeneklerin kendisine sunulacağını düşündüğü şimdi ve gelecek dolu, hatta ve hatta beraber yaş alarak genç kalabileceği ruh ikizi kadınına aşkla dolu bir gençtir. Ancak ne yazık ki, 25. yaşına geldiğinde o güne ...

Devamını Oku