NİHAYETSİZ ÖLÜMLER

“Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası tüm yurdu etkisi altına aldı.” diyordu televizyondaki muhabir. Yurdun birçok yerinden kar yağışının ve kapanan yolların haberleri geliyordu. İzlediği televizyonu kapatmadan çıplak ayakla kapıyı açtı, mermerden yapılmış soğuk merdivenlerden yukarıya yavaş, bir o kadar ağır adımlarla çıktı. Sanki ayağına pranga vurulmuş gibi yavaş adımlarla apartmanın en üst katına çıktı. Hiç düşünmeden kapının sürgüsünü çekti. Yerde buz tutmuş olan kara basa basa ilerledi. Oysa bu çatıda ...

Devamını Oku

Güneş’in Ay’a Mektubu

Ateşin gölgesindeyiz adeta, öyle varız ki bu koca hiçlikte!Ramak kalmış eriyip kül olmaya, ardımız kutupların en ücrasıBen donmak istiyorum sonsuza dek; sen yanmak için beklerken delirircesine.İkna oluyor ruhum alevlere koşmaya korkusuzca,Bu kez sen âşık oluyorsun zemheriye ve güneş bir kez daha doğudan batıyor kalbimde.Sahi bu kaçıncı kıyametti bir fırtına gibi kopan hiddetle?İki seçenek sundu Tanrı bizlere; cennet yahut cehennemCehenneme razıydım oysa ben, hem sen varken yanımda, cenneti istemek ne haddime!Güller ...

Devamını Oku

ŞİKÂYET

İçim cız ediyor, aynalar bozukFikir başka başka, dil başka başkaHer yer düşman bana, herkes it kopukOyun başka başka, rol başka başka. Sülfürler boşandı eski ahittenBu kente yağmurlar yağdı asitten.Islandım zifirden, demir oksittenDuman başka başka, kül başka başka. Ardımı döndüm de ardımda hançerYüzümü döndüm de göğsümde mavzerHer yanım kıyamet, her günüm mahşerSuret başka başka, hâl başka başka. Sırtımda küfe var ağzımda kefeSevdiğim bunca yüz sığmaz kenefeKimi hello çeker kimi şerefeTıynet başka başka, kul başka ...

Devamını Oku

Mehmet Rauf Öykücülüğü ve Ana-Kız Hikâyesinin İncelemesi

Mehmet Rauf (1875-1931), Servet-i Fünûn nesir yazınında Halit Ziya’dan sonraki ikinci büyük yazar olarak kabul edilir. Oldukça velut bir yazar olması bu savı güçlendirir. Bilindiği kadarıyla Mehmet Rauf, kırk altısı II. Meşrutiyet’e kadar, seksen altısı II. Meşrutiyet’ten sonra olmak üzere toplam yüz otuz iki hikâye kaleme almıştır. Edebiyata ilgi duyduğu andan itibaren öyküye de ilgi duyan Rauf, aynı zamanda iyi bir okurdur. Yerli ve yabancı edebî eserleri okumuş, bunlar arasındaki ...

Devamını Oku

Dikiş Tutmayan Sevdalar

İğne deliğinden geçiyorum zamanı, El üstünde tutulmayan sevdalar ediniyorum kendime, Yıpranmış bir kağıt gibi kan izlerini silen bir mürekkep gibi, Ağlamaklı seviyorum her birini, Meçhul kimlikte soluk bir çehreye takılı kalıyor ânım, Bütün zamanları geçiriyorum ilmekten, Geriye sen kalır mısın senden bir parça kalır mı bilemem, Akan her damla yaşta ateşe atılıyor kopuk sözcüklerim, Yanmıyorsun  ahımın ortasında sen, Dönmüyor küle kirpiklerindeki gün ortaları, Hiç gitmiyor aklımdan, Ellerimle seni düşüncelerimin içine hapsettiğim günün pembeliği, Ellerim ki hırçın ve soğuk bütün acıları köşesinden keserdi Korkularıma ...

Devamını Oku

Şiir Gibi Ölmek

Bu şelalede bi terslik var RabbimTamam ben yüzme bilmiyorum amaGöğe doğru uçamaz ki balıklarBir serçenin pulları dökülmüştü gördümTeli duvağına denk değil bu asırda sevdalarınBunun bir de Kdvsi, Ötvsi, stopajı var Yorgun sabahlara uyanır bayat ruhumGeceden kalma romatizmaları ısıtırızThermo-Doline, yanına taze çay da var.Anlatamıyorum Rabbim.Diyalektik düzgün deNeyi sevsem devrik,Her ayrılıkta bi anlam bozukluğu var. Altında kaldım daha dün enkazımınKonunun sismolojik şiddeti ölçümsüzTrajik, trajikomik hattaGeçsin dediğimiz bunca şey varkenAlzheimer çok da ürkütücü değilSevebilirdim onu ...

Devamını Oku

Bir Delinin Hac Günlüğü

Annemle babam hacca yazılmıştı. Okula yazılmak gibi oldu bu da. Uzun zaman beklediler Hac için. Dört yıl geçmişti ki babam rahmetli oldu. Nüfustan düşünce kuradan düşürüldü ve anacım kaldı kuraya katılan. Bekle bekle çıkmıyor Hac. Baktım çok üzülüyor ben de çok iyi yaptığım bir şeyi yapıyorum ve galeyana getiriyorum, kimi mi? Elbette annemi…“Anne kalk kız umreye gidek!” Aynen böyle diyorum çünkü aile içinde iflah olmaz bir Adanalıyım. Annem gur gur ...

Devamını Oku

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

“Ben aşkı Doğu’da tanıdım,                                                                                                           Batı’da ölümü gördüm.”                                                                                                                            Halit Refiğ  “Karılar Koğuşu, Teyzem, Köpekler Adası” gibi döneminde çok ses getirmiş filmlerin yaratıcısı, Türkiye’nin yakılan tek filmi “Yorgun Savaşçı” filminin yönetmeni Halit Refiğ sadece bir sinemacı değil; aynı zamanda doğru bildiğini savunmaktan geri durmayan bir düşünce insanıdır. Refiğ, Metin Erksan ve Ömer Lütfi Akad ile birlikte Türk sinemasının forvet hattıdır dersek sanırım mübalağa etmiş olmayız. Eşi Gülper Refiğ’in “Benim eşim bir ruh anarşistiydi.” ...

Devamını Oku

Taştan Öte

Ayağıma takıldı iki taşYürürken çarpıvermişim bir yanlarına.Görsem vurur muyum, sanmam.Görmeden olmuş işte.Canı yok diye umursamadanVurup  geçiyormuşum onca yıldırçakıllara taşlara ..Nedense bu defa başkaBu sefer canı yandı sanki!Bu sefer, dön de bir bak“Nereye, nasıl gidiyorsun öyle şuursuzca’” der gibi haykırdı ardımdan.Sonra yürüdüm devam ettim yoluma.Ama patır patır deyimleratasözleri takıldı peşime.Kuşlara taş atılması revaymış gibiiki kuş vurmaya kalkmışız.İsyan ve hatalarımızın  cezası olarak gökten dökülme ihtimalini ilk sırayakoymuşuzBaşımıza yağarsa diye.Sevdiğinden yüz bulamayanlarbaşını dizine ...

Devamını Oku

YAŞAR

Köyün ağaçlıklı taş sokakları, renkli boyalı kerpiç evler, miskin kediler, bulutların göldeki yansıması, balığa çıkmış tekneler, fır dönen balıkçıllar... Kare kare, Fehmi’nin fotoğraf makinesinin objektifine takılıyordu her biri. Genç adam, kâh çömelip duvar dibindeki bir çiçeğe odaklanıyor, kâh sek sek oynayan çocukları kadraja alıyor, avcı bakışlarla sokakları adımlıyordu. Evinin önündeki basamakta oturmuş dantel ören yaşlı kadını görünce yanına yanaştı. Uzun boyu, dağınık uzun saçları, boynunda makinesiyle karşısına dikilen bu yabancıyı geç ...

Devamını Oku