Kıraat

Bir sükûnet var mecalimizde. Sayısız hançerler den oluşan bir bıçak, Tekrar tekrar kabuk bağlanan yara, Asırlarca şaha kalkmış bir mahlûk, Silik bedenlerimizin sefil kahramanı, Ruhu dizginlenmişçesine kıraatte Bir korku var mecalimizde. Tohumken fidanlaştırdığımız ağaç, Gölgesinde uyuyacak kadar çaresiz. Hapsinde hüküm süren bir mahkûm, Çığlık atamayacak kadar aciz. Ruhu esir almışçasına kıraatte.

Devamını Oku

Dünya Gözüyle

Bu şekilde ölmemeliydim. Bir ideal, bir kahramanlık hikâyesi olmalıydı içinde. Yanakları ıslatan gözyaşları, sevinç değil keder akmalı ve daha görmeliydi gözlerim, duymalıydı kulaklarım. Erkenden veda edişime sitemli sitemli bakan bir gül olmalı ve açmalıydı göğsümde. Akşamdan sabaha, her gün, her mevsim… Ve ben, yaşamalıydım henüz; girip bir masalın içinde. Böyle bir anda kim vurdu ya gitmemeliydim. Ben de birçokları gibi sonumun biyolojik sebeplerden olmasını isterdim açıkçası, onun için ölümden korkmuş ...

Devamını Oku

Kar Yağıyordu

Soğuk Bir Düş Hikâyesi Kar yağıyordu şehir tir tir titrerken. Adam, ellerini ağzına götürüp buğusunda ısınıyordu. Birazdan düşecekti kara, boylu boyunca. Bıyıkları, kirpikleri nefesinin buğusundan buz tutmaya başlamıştı. Soğuk iyice işlemişti iliklerine kadar. Gecenin en ıssız saatleriydi. Sokaklar sığınacak bir sıcaklık arıyordu. O, ayrılığın acısı ile sokaklara vurmuştu kendini. Tam yirmi kere geçtiği evin önünden bir kez daha geçti. Gözetlediği evin lambası hâlâ yanıyordu. Herkes sessiz, herkes uykudaydı. O da ayrılığın ...

Devamını Oku

Uyusun da Büyüsün Kitabım Ninni

“Kapat gözlerini ve dinle bir masalım var sana.” Bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken, pireler berber iken, ben kitabımın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… İğne deliği büyüklüğünde bir kapıdan iki dev geçmiş el ele. İkisi de hayret etmiş bu işe. Bi’ bakmışlar deliğe, bi’ bakmışlar cüsselerine… Aç gözlerini şimdi, söyle; nasıl geçmişler bu devler buradan el ele? Şimdi bir çocuğu alsan karşına ve sorsan ona bu soruyu, anlatır sana o ...

Devamını Oku