Anılarımın Sesi

Tatil yapmak için gittiğim memleketimde tüm sorumluluklarımdan kurtulmuş olmanın mutluluğu ve hafifliğiyle serserice dolaşıyordum. Aklım da kalbim gibi bomboş, ayaklarımın emrine girmiş ezberlediğim yolları aşındırıyordum. Sırt çantamla kombinlediğim topuklu ayakkabımla aslında bu sokakların çocuğu olmadığımı isbat etmeye çalışıyordum sanki. Suratımda kuruyan sümüğüme, kupkuru ellerime, birbirine dolaşmış koyun yünü gibi merinos saçlarıma, terliğin önünden fırlayan ayaklarıma bu sokaklar şahit olmamıştı sanki. Yemiş için ağlayan, dövdüğü çocuklar tarafından kovalanan ve korktuğu zaman ...

Devamını Oku

TARUMAR

Hangi sene olduğu konusunda bir ittifak kurulamadığından mütevellit, bilmem kaç senesinde diye hikâyemizi anlatacağım sevgili arkadaşlar. Zaten senenin kaç olduğunun bir önemi yok, hâlâ önemini koruyan şey, o dönemde yaşadığımız şeylerin günümüzde de yaşanıyor olmasının sebebi...          Neyse, babamın aniden aldığı bir karar gibi görünse de uzun zaman üzerinde çalıştığı memleketi terk etme operasyonu tüm aile fertlerini hem çok üzmüş hem öfkelendirmiş. Tabir her kayınvalide ve kayınpeder gibi bu kararın ...

Devamını Oku

Kırmızı Çantalı Kız

Babamın Kuveyt'e gitmişti. Uzun süre de gelemedi. Öyle çok özlemiştim ki dolapta asılı olan siyah deri ceketini kokluyordum. Babam gibi kokuyor babamı kokluyordum sanki. Her çalan telefona koşup babam mı aradı diye soruyordum. Beklediğim telefon gelmiş, hepimiz sırayla babamla konuşuyorduk. Mübarek, görmedim ama duyduğum göre eskiden ki ekmek kuyrukları gibi olmuştuk. “Büyüklerimi saymak” böyle durumlarda asabımı bozuyor. Say say bitmiyor. Sıra bana geldiğinde sıra boyunca düşündüğüm şeyleri söylemeye çalışırken babamım ...

Devamını Oku

Bir Çocuk Bir Ders

Sene bilmem kaç. Kız çocuğu olarak doğmanın dünyaya bi sıfır yenik başlandığı zamanlar... Evin yükünü çocuk yaşta omuzladığın, babanın neşesi olduğun, annenin eli ayağı olduğun, kardeşlerinin küçük annesi olduğun zamanlar... Daha el kadarken, toplum için potansiyel tehdit, ailen için sahip çıkılması gereken değil de sahip olunması gerekli varlık görüldüğün zamanlar... Sofrada yediğinin hakkını evde her iş hunharca yaptırılarak ödetilmeye çalışılan, kocaya uygun hale gelmesi adına iyice pişirilmesi her türlü hak ...

Devamını Oku

Benim Çocuk Dünyam

Sene bilmem kaç… Boyumun bacak kadar, dilimin boyum kadar olduğu zamanlar... Hangi filmden, hangi diziden etkilendiğimi hatırlamıyorum. Kendimi çok daha iyi yerlere layık gördüğüm, zengin bir kadının, bir gün karşıma geçip: “Senin annen benim yavrum!” diyeceği günün heyecanıyla bir o tarafa bir bu tarafa savrulduğum zamanlar... Evin içinde gariban; sokakta arkadaşlarına karşı Aristokrat takıldığım zamanlar... Babamın işi dolayısıyla başka memlekette yaşadık. Artık hangi sebepten bilemiyorum ama ezikliğin nirvanasını o günlerde görmüştüm. Hakkında ...

Devamını Oku