Ahir Zaman Risalesi

İçimin bozkırından Gün doğrarım aşıma Her zerrem intifada Ay damlıyor başıma Zaman gümüşten bir ok İç kanatan bir deli İzine çiğler düşmüş Ben peşinden gideli Güneş yürür üstümden Ben bir titrek telâşım Devran dert dönencesi Ona yastıktır başım Kafeste özgür kuşum Gözlerim duman duman Perçemim suya batmış Ömrüm bir tahtırevan Gizler ruhumu sular Yorgun derin bir gölde Bilmem nedendir işim Bu dünya denen çölde Gönül kapılarımın Çıkrığında bir ışık Kader sarmaşığımın Hepsi karmakarışık Dönmem artık bir daha Yola çıktım kuşlukta Kırıldı mavi camım Yürüyorum boşlukta Hüzün sanki bir bıçak Gibi saplandı kında Heybemde çakıl taşı Gözüm yerin altında Tut ellerimden Rabbim Ses vermiyor ...

Devamını Oku

ZÜLEYHÂ

Şiirine çekildim en azize yüzünün Sırrolduğum kuyudan öpüyor sesimi su Alaca vakti şimdi Tîh Sahrâsı hüznünün Bırak aksın göğsünde bir nevruzdur bengisu Şiirine çekildim en azize yüzünün Sırrolduğum kuyudan öperdi sesimi su Mutlak’ın sularında huzûr vardır Züleyhâ Her gördüğün katrede zuhûr vardır Züleyhâ Liliput ülkesinde oryantal iskeletler Oynaşır gözlerinde bir sıtma harareti Kızgın harabelerde kol kola hayaletler Gölgenle sarmaş dolaş güneşin çıplak eti Liliput ülkesinde oryantal iskeletler Oynaşır gözlerinde bir sıtma harareti Kor kesilmiş saçların örmedin mi Züleyhâ Gölgem vardı içinde görmedin mi Züleyhâ Nabzın çavlan ...

Devamını Oku

YİTİK MESNEVİDE AŞK ESKİ’İZ’LERİ

/Ruhumun onun ruhuna “hoş geldin” dediğini duydum/ I/ Çemenzâr gözlerinin içinde güller biter Bir merhamet serinliği akar saçlarından Esrik bir dönemeçte; kaşların, tir tir titrer Küle/sele karışır, şehlâ yamaçlarından Işık, suyla öpüşür; ayna tutar semender Ruhunun terkîbidir; upuzun kirpiklerin Yeni ay gülüşlerin sonsuzluk çağlayanı Kalbinde konuk bekler; ülfetin, saf yasemin Düşüveren kâkülün oyuncakçı dükkânı Aşk kumbarasında birikir söylediklerin Gamzen, gül renkli bulut; ince sudur serpilir Gümüş çağıltıyla, bir hüzün fıskiyesinden Gözlerime bakıp usumdan geçeni bilir Biçerim mutluluğu su akışı sesinden Nirân düşmüş dudağın sanki bir gökçe ...

Devamını Oku

KAYIP SEMENDERİN HİYEROGLİFLERİ

/Göçünü erken yükleten Merhum Kardeşim, Vahap Akbaş’a: Birlikte tuttuğumuz şiirli ânlara… Dua ile…/ Gittin sen, ikindi göklerinde kurşunî bir bulut Dağıldı sabahın çocuksu yüzü. Ardında yarım yetim bir kül lekesi Taş kesilmiş kapımızda merhamet; akreplerin kıskacında mutluluğun elleri Gitgide azalmış çeşmenin suyu, yeşil dallarında kurumuş güller Mahlâsı saklı mıydı ‘ben’in; ‘öteki(ler) mi’, ‘diğer(leri) mi’ Vebali varsa benimdir, o mucibi meçhul vedanın Nasıl telaffuz edilir o müptezel pandora Sözümüzü perdeleyen günlerden geçtik Kırık bir yansıma gibi akıyordun varlığın taçyaprakları gibi Ezik gölgemle ...

Devamını Oku

SENİN YÜZÜN ACIYSA YERYÜZÜ DE ACIDIR

Sığınırım mihnetsiz, sesinin eşiğine Issız göğünde senin, titreyen ay olurum Ben üşürüm, zaman üşür, nerede örtün anne Sabrının sularında, kanatlı tay olurum Sığınırım mihnetsiz, sesinin eşiğine Ben üşürüm, zaman üşür, nerede örtün anne Mücrimim, mahşerimde, ölü kuşlar dolaşır Yankısız tenhalardan, alnıma karlar yağar Vaham çöl, çadırım yok, al götür beni anne Ruhumun sarnıcında, gözlerin ve sonbahar Mücrimim, mahşerimde, ölü kuşlar dolaşır Vaham çöl, çadırım yok, al götür beni anne Kırık dal uçlarından, sarkıyor şimdi hüzün Kefenimde gül açar, lif lif örülür âh’lar Meryem yüzlüsün ...

Devamını Oku