Jandarma Karakolu (Er Mektubu Görülmüştür)

Burası uzaklarda, verimli bahçeler arasına gizlenmiş küçük bir köydü…  Köyün hemen girişinde sorumluluk sahası oldukça geniş olan bir jandarma karakolu vardı… Emniyet ve asayişi sağlamak için kurulmuştu ve etrafı tel örgüler ile çevrili taş bir binada hizmet veriyordu… Karakolun önünde içtimaların yapıldığı fazlaca büyük olmayan bir alan ve alanın çevresinde göze çarpan birkaç bodur ağaç vardı…  Ön nizamiye kapısına yakın bir yerde ise kış mevsimi hariç oldukça sık kullanılan bir ...

Devamını Oku

Penceremin Önü

Rüzgârın uğultusu geliyor kulaklarıma, beynimin odacıklarına… Böğüre böğüre yüklü bir kamyon geçiyor yanı başımdan ve ayıramadığım başka başka sesler… Tıslaya tıslaya seslenmeye çalışıyorum birilerine. Sesim çıkmıyor. Ürkek ürkek açıyorum gözlerimi, her yer toz duman, toz zerrecikleri burun deliklerimden solunuyor. Gözlerimi kapatıp açıyorum, toz duman gitmiyor. Elimi zorlukla yüzüme, gözlerime değdiriyorum, ılık bir ıslaklık hissi oluşuyor parmaklarımın arasında. Boynumdan süzülüyor aynı ılık ve ıslaklık hissi… Emniyet kemerini çözmeye çabalıyorum ama bu ...

Devamını Oku

O Adam

Zaman, kabuğundaydı o adam için. Şimdiye kadar uyuyordu. Artık dışarı taşmaya başlayacak ve içindekileri bir makine gibi ortaya dökecekti. Bir adam evet, bir adam… Korkunç bir suç işlemiş gibiydi. İnsan doğası tarafından yalnızlık ile cezalandırılmıştı. Güzel ve doğru olan her şeyden uzak... Ve öyle gözler vardı ki bu adamda, kime baktığı belli olmazdı. Şaşıydı. Tabii bu şaşılık, bazen avantaj kazandırıyordu kendisine. Sırf gözler şaşı olsa iyi diyecek belki ama dişlere ne ...

Devamını Oku

Ey Sen

Ey tepeden tırnağa ışık olan sen Gel! İyimser güzelliğinle Kapısını aç kafesimin, Çıkar! Ve sür merhemini kanatlarıma. Söyle ne yapmam gerektiğini, Gerçekleri öğret Ve göster Neye benzediğini Üstümüzde uçuşan geceye karışalım ve Korkmayalım dumansız ateşten Herkes bilsin, Bilsin işte herkes Yalın ayak, nemli çimenlerde dolaştığımızı Ve bulduğumuzu ölümsüzlüğü. Ürpermeyelim artık gecenin soğuk ve karanlığından, Dolanalım birbirimize sarmaşığın dolandığı gibi ağaca Hâlâ aklım başımda, Hedefim yakın, Yolum çıkmazdır. Ve bir gün kızgın bulutlar savaş açtığında, kuytu köşelerine yeryüzünün Ağustos böcekleri sustu ve Ağlama duygusu ürpertti yaprakları Ve mezardakilerin yalnızlığı sardı her yanı. Sen ve yumuşacık çocuk ...

Devamını Oku

İtirafçı

Siz bakmayın köpürmesine denizimin ve durulmasına bazen Çok korkuma, azıcık cesaretime. Bakmayın giden rengime, hep griliğime Ya buğulu hüznüm, olmayan neşem? Bakmayın işte tatsız tuzsuz hallerime.   Siz bakmayın ağladığıma, sonra güldüğüme Küstüğüme ve barıştığıma, Alıp başını giden delikanlı yaşlarıma Ve sövüp saydığıma, anasına avradına alayının Bakmayın işte savurduğum galiz küfürlere, belden aşağı laflarıma.   Siz bakmayın kasıla kasıla dolaşmalarıma yeryüzünde, Zafer ilan edişlerime; daha yarışa girmeden… Ve yenilgiyi kabullenemeyen haysiyetsizliğime Ve çok güzel kaybedişlerime Bakmayın işte yitip giden sersefil ömrüme.   Siz bakmayın siperde durduğuma kahramanca, Cigaramı çekerken; ...

Devamını Oku

Dünya Gözüyle

Bu şekilde ölmemeliydim. Bir ideal, bir kahramanlık hikâyesi olmalıydı içinde. Yanakları ıslatan gözyaşları, sevinç değil keder akmalı ve daha görmeliydi gözlerim, duymalıydı kulaklarım. Erkenden veda edişime sitemli sitemli bakan bir gül olmalı ve açmalıydı göğsümde. Akşamdan sabaha, her gün, her mevsim… Ve ben, yaşamalıydım henüz; girip bir masalın içinde. Böyle bir anda kim vurdu ya gitmemeliydim. Ben de birçokları gibi sonumun biyolojik sebeplerden olmasını isterdim açıkçası, onun için ölümden korkmuş ...

Devamını Oku

BOŞ ARSA

Yakınlarda bir yerde, kendisini günü aydınlatma görevlisi zanneden horozun teki, gırtlağını yırtarcasına ötüp duruyordu. Babaannem de yarı uykulu beddualar saydırıyordu peş peşe,  “Ooyyy, boyu devrilesice!..” Sonra hiçbir şey olmamış gibi diğer tarafına dönüp devam ediyordu uyumaya. Bu arada güneşin bin parçaya bölünmüş aydınlık ve gülen yüzü, pencerede asılı ince tüllere aldırış etmeden doluşuyordu yattığımız odanın ortasına. Karamsar biri, “Ne var bunda, ne farkı var önceki sabahlardan?” diye sorabilirdi. Yoktu gerçekten. Ama ...

Devamını Oku

Bilirkişi Raporu

Etik Kurulları Bakanlığı’na (EKB) bağlı, Bilirkişilik Genel Müdürlüğü toplantı salonunda birim başmüfettişimiz sabah sabah yüksek bir ses tonunda başlıyordu toplantıya. ‘‘Bireyler, ruh ve beden davranışları üzerine, yasalar da belirlenmiş ahlaki sınırlar içerisinde hareket etmek zorundadır.’’ Kendisini usta, bizleri de yanında birer çırak olarak görüyordu. ‘‘Oysa bazı ruh ve bedenlerin, kendi kurallarına göre yaşayıp, toplumsal adetleri ancak kendilerine uygun görürlerse benimsediklerine şahit oluyoruz…’’ Hemen her toplantıda kırk yıla yaklaşan bir bilirkişilik ...

Devamını Oku