Sayıklamalar – 9

I (Cut-Up)   …Yere düştü bıçak, arz ve ispinozların ötme zevki. Ve kavalcı ezgileri, gemici sandıkları kaos kütlesi… Düğün yemekleri sonra, sesler ve küreler senfonisi, Tanrı’nın zihnini okuma cüreti… Mekke’de yaramın izzeti nefsi, yıkılmış Kadıköy, Jüpiter’in buzlu ayı, mezuniyet baloları, yemiş sofraları… Dil bilgisi yanlışları Fenike’de. Reçelli çörek tadı, Lalfabe ilahiyatı… Mühürleyin morg binalarını, kayalık bir yere çarpan en gösterişli dalgayı, yeni Platoncuları, Odeysseia’yı, Şiva’yı… Sevin yaşlı ve itaatsiz yazarları, yiğit yürekli haydutları… Sevin mayıs çavlanlarını, sert skoçları, uzman destekli ...

Devamını Oku

Sayıklamalar VIII

I Hiç görmediği atlar düşledi. Sahiplerini yalayan atlar… Hiç görmediği enlemler, boylamlar, kanyonlar, oyuklar… Kolej kıyafetleri dikmek ya da eksik yaşayanları bütünlemek için yaratılmıştı. Mutfağında kesme aşı, kudret helvası…   Ektiği hiçbir sevgi tutmadı. Üzerine ne giydiyse yakışmadı. Süpürüp attı derin gölet zıpkınlarını, lavabo aynasını, gaz yağını, sarımsakları… Kızarmış bir çekirge ya da mersinlere sürtünen bir yılan kadar kızıldı yeni aldığı sehpanın yarısı; yok’un en güzel parçası, en güzel Nigaristan inancı…   Hayaletti sanki yontma saplı Rönesans fincanları, tekila bardağı, ...

Devamını Oku

SAYIKLAMALAR V

“a’nın hüznü…” I (…Dedim ki, sahteydi kehânet metinleri. Dedi ki, gittim ve döndüm sana sığ bir derinlik gibi…) Ne kaldı ayrılığın ardında? Sis ve pulsuz zarflardan başka? Sanki bir alt yazının sessizliğidir durur yatağına sarkmış karabiber ağaçlarının dallarında. Yozlaşır sanki bedenim sen içimi boşaltınca. Koyma hiçbir rengi müşfik annelerin yaptığı tabloların dışına. Kırıp döktüğün bu Guernika benim yüreğimdir aslında… Kolsuz bir derviştir yaşar ayetlerden kovulmuş menkıbelerin arasında. Yosunlarla gusledip, Yahudi namazıyla sınanmış belki de arşın ortasında. Onun düşlerimi yoksa mantonun astarında ...

Devamını Oku

Sayıklamalar VI

I Unuttu çantasını, neşteriyle, kanseriyle, posta pulları ve taşra biletleriyle… Köşede bir yerlerdeydi devedikenlerini yolmadan önce. Suzinak bir duvarın dibinde, mukaddes esrarkeşlerin replikalarıyla birlikte… Ana dili maşuk hâli, cam kesiği, uzun dişli… Aslında ne varsa bir cüzden ibaretti. Konuştu, kustu, ağladı. Söyleyeceği binlerce söz, okuyacağı binlerce mesel vardı. Göçük altında kalmıştı dul mübaşirlerin karnında: Kartal yuvası gibi omuzlarıyla… (Unuttu çantasını Tel Aviv’de bir mürekkep balığının ağzında. Sustu aklı. Sülfür ve zift müptelasıydı…) İçinden öptü herkesi, dal ucu gibi. Rektumunda Persepolis ...

Devamını Oku

Sayıklamalar

I Bölünecek suretin aynada. Boynunda o eski sardunya, o süslü İbrani Harfleri; kuyu kadar güzel, sızlayan bir çift meme gibi, gece yarısında. Genişleyecek anlamın. (Yırtılan tarafında kâğıdın…) Adını söyleyeceğim sana koro çocuklarıyla. Sıcacıksın paltomun altında. Mora dönecek dudağındaki uçuk hazdan yorulunca. Yanacak yüzün sonra, dökülecek usulca. Üzüleceğim pek az darağacı diktim diye senin adına. İpleri kopacak ömrümün. Cebrail inecek kuşlara. Dağılsan şimdi üzerime, mürekkep olsan… Çizsem susmanı geçip giden bir faytonun kenarına, söküğünü diksem eteğinin… Şeker ...

Devamını Oku