Vuslat

Dışarıda içli içli hüzünlü bir Sonbahar, Derinden gelen tınısıyla tanbur çalar Mahur bir besteyle titretiyor gönül telini Değiyor elleri şehrimin solgun çehresine Güneş karşısında şapka çıkartıyor adeta, Islak kirpikleri dokunuyor buğulu gözlerine. Sükût libasını çıkarıp atıyor bir kenara, Bürünüyor korku filminin gerilim müziğini Melankolinin kokusu duyuluyor uzaktan, Sallanıyor sağa sola ayyaş gibi ağaçlar Döküyor eteklerinden çürük meyvelerini Melek seslerinin sessizliği çığlık çığlığa, Evreni kuşatıyor gök gürültülü karanlık Doğanın yüzü, karnavallardaki renk cümbüşü Yıkıyor yağmur bulutları toprağın örtüsünü Yer sofrasında açan güz bahçesinin ...

Devamını Oku

Defne Ağacı ve Efsanevî Aşkın Rehberi

Güneşsiz, sümbülî havanın huzur veren hoş rengi kaplamıştı gökyüzünü. Hafifçe esen rüzgârın kokusu ruhuma manevi bir ilaç gibi tesir ediyordu. Arap bülbüllerinin ötüşü ile elektronik postama gelen mesaj sesi birbirine karışıyor, ahenkli bir müziğe dönüşüyordu. Mesaj çok sevdiğim bir dostumdan gelmişti. “Merhaba Rehber, Nasılsın?  İyi misin? Yazışmayalı uzun zaman oldu dostum. Birkaç günlüğüne senin şehrine yolum düştü. Yarın orada olacağım. Seninle de görüşüp sohbet etmek isterim. Şen ve esen kal.” Gelen mesajın etkisiyle dudağımın kenarında ...

Devamını Oku

Arayış

Mülteci edasıyla iltica eder sonsuz aşkına, Güle meftun bülbül gibi mecruh ağlayan. Zemheri ayazı acıtır, dayanamaz ağrısına Mecnuna aşkın mevsimi bitmeyen hazan, Diyar diyar gezer kavuşamaz Leylasına. Müptela ne bilsin deva kendisinde aslında Âmâ misali hakikati göremez ızdırabından. Gözleri kan çanağı, hasret bir damla uykuya Acı sitemler dökülür çatlak dudaklarından. Deruni bir hayatı bekler arayış durağında. Kor ateşlerde yanmayı göze alan bir Anka Hülyalı sevdanın al kanadında göğe salınan Derdine derman arar biçare düşer yollara, Kurtulamaz ruhuna yapışan sevda libasından. Bir pervane gibi döner ...

Devamını Oku

Vaveyla

Bir adanın ıssız yalnızlığında yaşıyorum Vaveylalar yankı oldu dağ başlarında Vapur düdükleri hasret türküsü çalar Gecenin sessizliğini bozdum haykırıyorum Seslenişimi duyan var mı el aman diliyorum Dualar bir nida oldu dudaklarımda Gözyaşlarım nehir gibi durmadan çağlar Ses verin bana nerdesiniz yanıt bekliyorum Kurtlar sofrasındayım aş oldum pişiyorum Ateşin niyeti belli alevli kin kusmakta İçimde kıvılcımlar büyüyüp volkan oldular El verdim bu dünyaya çark oldum dönüyorum Kalbimin hüzün yağmurlarında ıslanıyorum En derinde bir yerde kederler saklanmakta Tövbelerle yıkasam arınır mı beddualar Biçare adım adım meçhule yürüyorum Boğazda ...

Devamını Oku

BİR SEYYAHIN NOTLARI

Doruk, geç kalma endişesiyle koşarak İstanbul Havaalanına giriş yaptı. İç hatlar yazısını ararken İstanbul-Antakya uçuşunun yarım saat rötar yaptığını öğrendi. Bilet işlemlerini yaptırarak beklemeye koyuldu. Çantasından incelemekte olduğu "Dede Korkut" isimli kitabı çıkararak okumaya başladı. Heyecanla beş on sayfa okumuştu ki, uçuş kapısına yönelmeleri gerektiğine dair anons yapıldı. Doruk, dikkatli bir şekilde uçağına binmek üzere ilerledi. Hostesin yardımıyla 12C numaralı koltuğa geçti, oturdu. Tam da sevdiği gibi cam kenarıydı. Uçak ...

Devamını Oku

FİRUZE

Bir zamanlar okyanus kadar Derin hayalleri vardı Firuze'nin... Umudunun sesi durmadan fısıldıyordu kalbine: "Mutlu olmak için hayatın akışına bırakmalıyım yelkenlerimi, Kâğıttan gemilerimi yüzdürmeliyim. Ilık esen meltemli rüzgârda Dans etmeliyim bulutlarla Güneş nerdesin? Gel gönül otağıma misafirim ol, Birer çay içelim karşılıklı. Hey martılar nerdesiniz? Uçurun beni mutlu mesut diyarlara Denizin eşsiz kokusunu iliklerimde hissetmeliyim. Sarılmak istiyorum huzurun gövdesine, Tutunmak istiyorum şefkatli dallarına, Tutunmak ve düşmemek bir daha Sakin bir limana demir atmak, Demir atmak güvendiğim bir aşka…" Firuze kimi zaman konuşmaktan yorgun, İç sesini dinlemekten uykusuz, kendini anlaşılamayan biri ...

Devamını Oku

TRAJEDYA

Mutluluk, hüzün, korku, umut Sevgi, nefret… Gelgitlerle dolu bir aşkın trajedisi, Issız kalbinin derinlerinde sakladığı Sırrın hazin bestesi… Hüsrana uğramış ihanet her yanın, Yüreğine akıttığı gözyaşlarında boğulan Teselli arayan biçare bir kadın… Adam, kadının ellerini tuttu. Sıcacıktı, şefkat dolu… Teselli edercesine gözlerine baktı, O anda kadın yüzüne güneşi kondurdu. Kalbinin gözyaşı pınarları kurudu. Sonra gözlerinde şimşekler çaktı Ve usulca konuştu: “Korkuyorlar gözümdeki ateşten, Ürküyorlar bitmek bilmeyen cesaretimden. Her bir tarafa dağılmış paramparça yüreğim. Geçmişin duvarları arasında keşfedilmeyi bekleyen bir hazineyim. Bir yanım özgür, bir yanım mahkûm, Her yanım kalabalık… Çok zor, ...

Devamını Oku

Kadın Silueti

Havada beklenen yağmur kokusu, Şehrin loş ışıkları davetsizce Süzülürken içeri bir hırsız gibi Camın buğusunda dışarıyı seyreden Bir kadın silueti… Karanlığın kasvetli yüzü Sarmışken ruhunu, bedenini Kıpırtısız, nefes almıyorcasına Sessiz bir bekleyiş var ufukta. Gözlerinin yıldızları bir bir sönmüş Çaresizlik kıskıvrak yakalamış Sarı saçlarından. Öfke nöbetinden arta kalanlar, İnciten sözler yankı olmuş duvarda, Can kırıkları saçılmış dört bir yana. Bulanık zihninin gölge oyunları Kandırıp duruyor yorgun kalbini Kolu kanadı kırılmışçasına Korkudan titriyor bir dal misali. Baykuşların ötüşleri küpe kulaklarında Hüzünlü garip bir beste çalıyor gibi Üzgün, umutsuz, evrene küskün… Acılı çığlıklarını yutarcasına Gecenin ...

Devamını Oku

KAÇINILMAZ SON

Gece puslu, gece siyah, gece yaralı... Aman vermiyor, nefes almıyor hüzünler. Bembeyaz alna yazılmış kaderler karalı, Düşünceler derin, gece uzun, kederli. Zaman susmuş sessizlik orucuna niyetli, Yas tutar eşyalar siyah ve kasvetli. Dünya dönmüyor saatler durmuş sanki, Vakit kaçınılmaz son, vakit ölüm vakti... Ölüm kapıya dayanmış ayrılık ufukta, Beyazlar giymiş hazır son yolculuğuna. Mateme boyanmış kalabalık siyâhi, Gözyaşları sel olmuş gönüller dertli. Sokak lambaları sönmüş sokaklar ıssız, Taştan makber karanlığı köşe başları, Korkutur soğuktan titreyen bedenleri Ölümden ürperiş dertler dermansız. Romanlar acıklı feryat figan bülbülleri, Mısralar ağlamaktan ...

Devamını Oku

Bir Varmış Bir Yokmuş

Bir kadın ağlıyor, yanaklarında şeffaf inciler Sessiz veranda da oturmuş. Saçlarında bembeyaz aklar, Kar yağmışçasına sükûttalar Gözlerinde anlamsız bir ifade, Söyleyemediği sessiz cümleleri var. Zaman labirentinde hapsolmuş duygular Yüzünde çizgiler, dilinde ahlar Çorak toprağa dönüşmüş elleri var. Beli bükülmüş, yorgun bedeni Kimsesizlik yakar içini, Her yanından yalnızlık damlar Bir kadın ağlıyor, yanaklarında şeffaf inciler Zihninde uçuşan kelimeler, Bir görünüp kaybolan yüzler Koca bir boşluk yüreğinde, Dans eder; hayaller ve gerçekler Bahçesinde çiçekleri rengarenk Zambaklar, erguvanlar, sümbüller Geçmişin gölgesinde bir çınar, Düşlerinde eski kalabalık sofralar var. Mazide kaldı hürriyetin sevinci, Özlem dolu günler hatıralarında yaşar. Bir ...

Devamını Oku