Gayya

Tanrı şahittir buna olmayan gölgem kefil Ben aslında doğmadım geçiyordum sadece Mezar taşı arayan bir ölü kadar sefil Ölmek için bir beden seçiyordum sadece Bu yüzden toprak ana duymadı feryadımı Bu yüzden kayda geçip koymadılar adımı Beşiğimden kabrime atarken ilk adımı Kundağımdan kefenler biçiyordum sadece Çünkü ben varlığıma arıyorken bir sebep Hiçliğimin içinde iki kere öldüm hep Düşerken avucuma saçlarım kelep kelep Yokluğumu dört yana saçıyordum sadece Kıyısında gezerken küf kokulu bir düşün Korkusu kaplıyordu mahşeri o cümbüşün Takılıp kanadına yedi renkli bir kuşun Uhrevi ...

Devamını Oku

Aşağıya Tırmanmak (İnhirâf)

Cismimin cüretinin cürüm koydum adını Son önsözü yazıyor ve ithaf ediyorum. İçimdeki cesetten canlı çıkan kadını Öteliyor kendimden ve itlâf ediyorum. Kâh kabrimin başında buluyorum kendimi, Kâh kirpik uçlarımla uluyorum kendimi. Bu ölüşüm son artık, biliyorum kendimi Sonsuzlukla son defa itilaf ediyorum. Bir musalla taşında öpüp ölen yanımı Yarasalardan önce emdim kendi kanımı Benim için ölmekti yaşamanın tanımı Ölümü ben öldürdüm itiraf ediyorum. Cinayete bulaşıp her cinnet atağında Cesetler topluyorum cehennem yatağında Çürüyen bir sefilim bu hayat batağında, Soyunduğum bedenden, istihfâf ediyorum. Tabutumu taşırken titredim her ...

Devamını Oku

İns-i Cins

Şuurumda sallanan şaibeli şıkları, Tanrının gör dediği o üçüncü gözdüm ben. Uzaktan göz kırparken aşüfte ışıkları, Kendinden kaçan kentin şifresini çözdüm ben. Bendim masum yüzleri gıyabında aklayan, Bendim yasak meyveyi kasığında saklayan, Kendi öz evladına sütünü yasaklayan; Kâinatın emdiği, tükenmeyen özdüm ben. Gördüm cinnet artığı tüm sahte ilahları. Gördüm yasal olmayan bel altı silahları. Kuytulardan toplayıp gizli tekmil ahları, Benliğimden aşağı eleyerek süzdüm ben. Beyinlerde türemiş cüzzamlı urlar gördüm, Vicdanları kuşatmış aşılmaz surlar gördüm, Maskeli, kayıt dışı, nice unsurlar gördüm... Yüzsüzlerin yüzünü ellerimle yüzdüm ben. Yetinmedi ...

Devamını Oku

Ondaydı

Öyle bir bakış ki fikrime ziyan Civan mert yiğidin pozu ondaydı Aleme sır olan tek ona ayan Sevda oyununun kozu ondaydı Duruşu vakurlu gülüşü sarptı Gözleri şimaldi kirpiği garptı Dudağı bahtıma bir umut serpti Pembe hayallerin tozu ondaydı Hasret ki gönlümde zifiri duman Ansızın çöker de vermezdi aman Hicranla yaşını dökdüğü zaman Hırçın denizlerin tuzu ondaydı Bahardı menzili kıştı durağı Yakın eylemekti gaye ırağı İçinde kaynayan o yanardağı Anlatan Kerem’in sazı ondaydı Uzanıp da bir el değdi aniden Üstüne yağmurlar yağdı aniden Ömrüne baharlar ağdı aniden Tohumun çatlayan özü ondaydı Gün/eşe denk imiş ...

Devamını Oku

SANRI

Yüzsüz bir intiharın cüretkâr bakışları Dolanırken boynuma alıp kaçırsan beni Üşüşürken üstüme melun gece kuşları En mahrem kuytulara dalıp kaçırsan beni   Sıyırıp da üstünden kibir denen hasleti Kaldır artık gönlümden şu muhannet kasveti Bir bakışla yerlere çalıp onmaz hasreti Yittiğim zindanlardan bulup kaçırsan beni   Hummalı düşünceler düşer iken yâdıma O güzel gülüşünle yetişsen imdadıma İntizar eder iken dolmayan miadıma Bu deli sanrılardan gelip kaçırsan beni   Çıkarıp düşlerimden ölümün kisvesini Toplasan saçlarımdan toprağın busesini Bir çığlık gibi duyup sükûtumun sesini En derin kâbusları bölüp kaçırsan beni   Gözümdeki ...

Devamını Oku