Suzidilara

Notaların en uzağında nihavent makamındasın şimdi Suzidilara. Nihayet eriştim sana yağmur damlalarının saçakları süsleyen ezgileri arasında. Sesinden saçılan gül yapraklarının rengini asarken odama aldırmadım asla perde arkasından yansıtılan yalanlara. Hakkı yoktu çünkü hiç kimsenin yaşamadığı bir hayatla ilgili yorumlar yapmaya.  İnanmayacaksın belki ama kulağının kıyısında eğlenen bukleleri kıskandım bir gece yarısında. Anlamadığım gibi anlatamadım da sere serpe uzandığım kuş tüyü yatağım hangi ara dönüşmüştü bu kaktüs tarlasına. Soluk soluğa kaçıp geldiğim ...

Devamını Oku

Sobe

Dilime sardığım yastan paslanmış o kumaşın dantellerine işledim diye mi adını, esirgedin benden en muhtaç olduğum anda imdadını. Oysa nedenlerine kelepçelenmiş bir aklın silsilesinde sallanırken içimdeki rıhtım, perçinlendikçe çimleniyordu bu hayatta edenin bulacağına dair inancım. Gecenin bilmem kaçıydı hatırladım, kıraattaydım. Hem sonra kalben azap çeksem de firar eden ruhumu kovaladığım için aftan muaftım. Ununu elemiş eleğini asmış gence, ihtiyari bir bakış fırlattım, rahattım. Evet bu kez belki biraz attım, fikrimi zikrin ...

Devamını Oku

Çocuklar Adına

Çocuklar geleceğin teminatı, karanlık, fırtınalı gecelerden sonra gelen sabahın, aydınlığın, aydınlanmanın müjdecisidir. Kalp eksenimizi ele geçiren, içinde sevgi çeperleri oluşturan, kelebekleri coşturan güzellik abidesidir her biri. Devamlılığın ve onunla gerçekleşen kalıcılığın olmazsa olmazıdır çocuk. Nesiller onunla devam eder, bayrak onunla dalgalanır, ezan onunla okunur, devlet onunla beka bulur. Çocuk istikbal için yakılan bir meşale, ekilen bir tohum, dikilen bir fidandır. Bugünün korunmaya muhtaç o masum melekleri, yarının gözü kara cengâverleridir. Hodding ...

Devamını Oku

KARART/MA

Yoksulluğun, yoksunluğun ve bundan duyulan huzursuzluğun güya en dibine vurduğumu zannettiğim bir akşamüstü, ince ince çiseleyen yaz yağmurunun altında; yırtık tişörtü, yamalı pantolonuyla belki haftalarca yıkanmadığı belli; bitkin haliyle, zayıflıktan öne doğru fırlamış elmacık kemiklerinin iki kara parçasını sıkıştırması gibi ortaya çıkardığı siyah, iri gözleriyle, uzun ve kıvrak parmaklarının arasına tutuşturulan gelişigüzel paketlenmiş mendilleriyle “Be hey, ben varken sen de kimsin ki yüzün kızarmadan geçmişsin karşıma da bana acıdan dem ...

Devamını Oku

ÖZLEMEK

İçinde ciltler dolusu kitap yazmaya yetecek kadar cümle mevcutken elinde kalem öylece kalakalmakmış özlem. Arayışlarını yanıtlayamamak, haykırışlarını duyuramamak, tek sözüne muhtaçken bir tuşa basamamak, nasılsın diye soramamakmış. Her gece onu düşünerek uykuya daldığın halde rüyanda görememekmiş. Bir zamanlar çıldırasıya hesap sorarken şimdi merhaba dahi diyememek, ihtiyaç duyduğunda yanına gidememekmiş. En zoru da unutmaya çalışmak, bunun imkânsızlığını bile bile kendini zorlamak, boş yere çabalamakmış. Yediğin yemekte, içtiğin suda, öptüğün çocukta, yaslandığın omuzda, ...

Devamını Oku

Saadet Treni

Saadet treninin burcunda, Yazsız bir güneşle geçiyoruz bahçenizden Sazsız bir orkestra eşliğinde, kelebeklerle Nazsız, sitemsiz sevgilerle, çıkarsız, içten... Geçiyoruz yalan değil gerçekten... Uçurtmaların göğsünü daraltan şu ipler Ağaçları koyvermeyen inatçı kökler gibiler Gözleri bir hüzün denizinde yıkanmış Kirpiği ataların kılıcından nem almış Sanki düşmüş de muharebe yerinde Teni yerine sözleri parçalanmış, Oku yırtılmış, yayı yağmalanmış, gürzü ıslanmış... Geçiyoruz bu hâl üzre, Gerek duymaksızın hatasız bir özre... Terk etmeksizin ayrıldıklarımızı, Fark etmeksizin, çekip gitmeksizin Yürüyoruz ardından ters yöndeki izin Sadakat ayının orucunda Karanlık bir perdeyi aralar gibi Yangının içindeki ...

Devamını Oku

Bir Şifalı El

Geçen on bir ayın üzerimize çektiği örtüyü kaldırıp huşuyla bakıyoruz gelen mübarek Ramazan’a. Günaha dokunmaktan kararan ellerimizi, bakmaktan yorulan gözlerimizi, dalmaktan usanan kalplerimizi yıkıyoruz besmeleyle, bereketin nura karıştığı kutlu oruç ırmağında. Açlıkla terbiye olunan nefsin Allah katında miskten daha güzel addedilen kokusu doluyor kâinata. İftar vaktini müjdeleyen ezanla nimetin kadrini idrak etmenin sevinci karışıyor bardağımızdaki suya, tabağımızdaki aşa... Yıldızların semayı aydınlatması misali pırıl pırıl parlatıyor sahurun eşsiz saffeti, karanlıkta kalan ...

Devamını Oku

Bahara

Taze bahar havası doluyor kâinatın göz pınarına. Yağmurun göğsüne vura vura açılıyor güneş eleğim sağmanın ortasında. Bulutlar her an gelebilecek bir saldırıya karşı teyakkuzda... Kalem kâğıda hasret, dolunay kumsala, su membaına... Acıma yoldaştır deyip yanıma aldığım her ne varsa nefesime oturmakta, sesimi kanatmakta. Bin bir emekle, meşakkat içinde tırmandığım dağın zirvesi, şimdi neden bana dönüp yüzüne bakmadığım o vadiyi aratmakta? Söz sükûta mahkûm, kelebek bahara, Yusuf kuyuya... Sesinin şen şakrak gölgesinde doldurduğum ...

Devamını Oku

Son Varis “Ötüken’e Yolculuk”

Hayalin gerçekle, mitin efsaneyle yarıştığı; ayın yıldızla birleşip güneşe karıştığı, yerden göğe kadar Türklük kokan; yer yer okun, gürzün, kılıcın seslerini duyacağımız, göğü titreten nal sesleri arasında nefes nefese kalacağımız, ilk mısrasından son hecesine değin merakımızı, iştiyakımızı, heyecanımızı had safhada tutan bir roman: Son Varis. Aral Gölü civarında, uçsuz bucaksız bir bozkırda, Ak Togan'ın otağında başlayıp atalar yurdu Ötüken'e doğru uzanan kutlu bir yolculuğa çıkarıyor bizi ...

Devamını Oku

Mihmandar

"Dilde gam var şimdilik, lütf eyle gelme ey sürûr Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne" (Rasih) Değil midir ki; dünya bir misafirhane, bizler de sınırlı ömür kervanının mahzun ve sersem yolcularıyız. Değil midir ki; ezelden ebede uzanan bu yolda, dünya; durup dinlendiğimiz bir gölgelik bizler de onun peşinde koşmaktan kan ter içinde kalmış yorgun seyircileriyiz. Ne kadar uzun geliyor, oysa 50-60 yıllık bir yaşam ortalaması. Nasıl bürüyor insanın gözünü; dünyaya dair arzular, beklentiler, ...

Devamını Oku