HÜZÜN İSTASYONU

Şehirlerarası otobüs terminalleri ile tren istasyonlarının yüzü kederli gelmiştir bana her zaman. Havalimanlarının telaşlı ayrılıklarına tezat, sabırla yol alışları, hüzzam makamı aşkları çağrıştırırlar nedense... Upuzun bekleyişlerin eski aşklara has vedaların, sevgilinin ardından yürekten savrulan küllerin raylara yapıştığı hüzün imparatorluğu gibidirler bir nevi. Giden için ayrılık, kalbi narkozsuz neştersiz yerinden söküp kalana emanet etmek demek iken geride kalan için geçmişini ve geleceğini hazırladığı bavula sıkıştırıp sevdiğinin ellerine tutuşturmak demektir biraz da... Vagonlardaki insan ...

Devamını Oku

Cehaletin Cehenneminde Asil Ruhlar Yanar

Kefenlenmiş idrak, umutla takas edilmiş cinnet ve mutsuz bir ruhla bedenlerimizi sürüyoruz yerkürede… Anlamak yerine anlatmayı, görmek yerine bakmayı tercih ettiğimizden beri adımlarımız geriye doğru götürüyor bizi. Toplumları var eden unsurların erozyonunu yok saymamız, bireysel hayatta kalma dürtümüzü ilkellik seviyesine indirgiyor… İnsanlığı tehdit eden, coğrafyaların kaderlerine tıpkı satranç tahtası üzerindeki hamleleriyle karar verenlerin karanlığını görmüyor, Will Smith in Oscar törenindeki tokadına bakıyoruz örneğin. Dünyanın en prestijli yarışmasında sunucu Chris Rock a yapılan ...

Devamını Oku

SANRI’LARDAN YARATILAN TANRILAR

Varoluşun başlangıcından bu yana gerçeğin katı kabuğunu kırmak, yalnızlığına dâhil olmak zahmetli gelmiştir insanoğluna... Hakikatten yana olmak ayrışmaktır, bedel isteyen zorlu yokuşu tırmanmaktır. Yol; hikâyesinin ödülle değil cezayla biteceğini kavrayanların trajik öyküleriyle inşa edilmiştir. Çoğulluğun değil gerçeğin dili olabilmek ölümcül yalnızlıklarla, mutlu kalabalıkları takas etmektir birazda. F. Nietzsche'nin dediği gibi "Bu gün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor, çok fazla panzehiri var." Pembe yalanlar, beyaz olanlar, yalanla masumiyeti aynı satırda ananlara bakıldığında aklanmak ...

Devamını Oku

İHTİŞAMLI HAYALLER MEZARLIĞI

Konaklama sürelerini net bilmemekle birlikte, her misafirinin ona sahip olma dürtüsüyle benimsediği görkemli hayallerin mezarlığıdır dünya...  Yaşanmışlıklarıyla yorgun adam, yağmalanmış yıllarıyla yaralı kadın, tecrübeleriyle öfkeli ihtiyar, vaat ettikleriyle çoşkulu aşık, uğradığı ihanetlerle güçlenen savaşçı olarak dağıttığı rolleriyle işinin ehli yönetmendir biraz da dünya... Elinizde tuttuğunuz aşık senaryosunun, bir anda ihanete uğrayanın metniyle değiştirilmesi yönetmenin size haddinizi bildirmesidir çoğu kez… Zaten hangi rol sonsuza dek aynı oyuncuya bırakılmıştır ki. Kleopatrayı oynayan aktris kaç ...

Devamını Oku

ÇIĞLIK

Gecenin doğum sancısı başlamadan evvelki saatlerinde, musluktan damlayan suyun hacmine zıt ağırlığını hesaplamaya başladığınızda dikkat edin aklınıza... Bir damla suyun beynin odalarından geçerken demirden topuz gibi tüm kapılara vuruşunun gürültüsünü, uykusuzluğun halüsinasyonu diye nitelendirdiğinizde alarmı ciddiye alın... Pencere camındaki aynı köşeye kendini vurarak dışarı çıkmak isteyen sineğin, niyeti özgür olmak mı yoksa intihar etmek mi diye düşünmeye başladığınızda kollayın ruhunuzu... Kanatlarının içinde var olan renkleri o güne dek fark etmemiş olmanız pencereyi ...

Devamını Oku

ÇIKMAZ SOKAK

O gece şehrin arka sokaklarında nefes nefese koşan bir kadın vardı. Birkaç adımda bir dönüp arkasına bakıyor, göğüs kafesindeki iniş kalkıştan dakikalardır koştuğu anlaşılıyordu. Yalın ayaktı, pembe bir pijama takımı vardı üzerinde. Hava soğuktu, aralık ayının ortalarıydı, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Hızla geçtiği sokaktaki evlerin kapıları pencereleri sıkı sıkıya kapatılmıştı. Çoğunlukla soba yaktıkları havaya karışan gri siyah dumandan belli oluyordu. Ara ara, “İmdat!” diye bağırıyor, kalınlaşan sesi ağdamsı bir boğuntuyla birleşiyordu. ...

Devamını Oku

SARI BİR ÖLÜM TURUNCU BİR VEDA

Ayrılığa dair tek kelimelik şiirdir Eylül... Sarı ölümle turuncu bir vedanın tam ortasında, sessizce mırıldandığımız "keşke" dir Eylül... Serin kızıl akşamlarda kuruyup dökülen yaz çiçeklerinin balkondaki sıralı beyaz saksılarına bakarken, önümüzdeki bahar yeniden doğacaklarını düşünüp umudun şalını sırtına almaktır Eylül... Karın, yağmurun, rüzgârın öncesinde kahverengi, uzun yeleli atına atlayıp gelen, üşüyecek çocukları düşündükçe kızaran, beklemeyi ezberleyenleri gördükçe sararan, mahçup bir o kadarda mağlup habercidir Eylül... Rüzgâra yenilen yaprağın, güneşten sıkılan toprağın, bahçesinden şikayet eden ...

Devamını Oku

KIYIYA VURAN KELİMELER

Turkuaz denizdi ömrün başlangıçta Susan kadın ortalarında Eksik kelimeler bir bir vurduğunda kıyıya Hayatın tanımını yaparsın...   Hani öğretmenin takmıştır sana, sevmiyordur muhtemelen de ondan kırmıştır notunu. Hani sen hiç yanlış yapmamışsındır da ah o arkadaşın yok mu yarı yolda bırakmıştır seni. Hani evdekiler anlamıyordur, konuşamıyorsunuzdur bile. Kuşak farkı denilen melanet tuğlalar dizmiştir aranıza. Okul koridorunda ayaküstü anlattığın tüm ıstıraplarını diğer teneffüste tostunu yiyip gazozunu içerken unutur, yeni vizyona girecek filmden hararetle konuşursun ya. Başlangıçta... Çocukluk ...

Devamını Oku

KIRMIZI PABUÇLAR

Gelincik tarlası şeklinde dizayn edilmiş çocuk markasının vitrini önünde dakikalardır duran kadını farkeden mağaza çalışanı; -Ürünlerimize içeride bakmak ister misiniz efendim? Kırmızı beyaz renklerin ağırlıkta olduğu kıyafet ve ayakkabılarla süslenen camekânda gözlerini bir noktaya sabitlemiş kadın, genç kızın teklifini duymamıştı bile. Sırtlarını birbirine yaslamış yorgun köhne konutların olduğu dar sokakların birindeydi evleri. Yan komşularının gülüşmelerinden, zaman zaman öfkelerinden tutun da gece uyuyamayan yeni doğan bebeklerin yanı başlarındaymış hissi uyandıran, iç içelikte sürmekteydi yaşamları. Dışarıdan ...

Devamını Oku

Ölüm Arenası (Collesium)

M.S. 64 yılında Roma'da meydana gelen bir haftadan fazla süren başkentin 3/2 sini küle çeviren felaketten sonra kimi kaynaklarca yangının sebebi olarak gösterilen imparator Nero kolezyumun yaklaşık 25 katı büyüklüğünde bir saray inşa ettirmişti. Bazı belgelerce de yangın sırasında Nero'nun kente 56 km uzaktaki yazlık evinde olduğu söylenir. Hemen sonra Roma’ya geldiği evsizlere sığınak sağlamak için sarayını açtığı anlatılır. Bazı kayıtlarda da kendisi için yaptırmak istediği saraya yer açmak amacıyla ...

Devamını Oku