Kırık Mızıkalar

Karşıdaki tepenin ağustos geceleri bütünüyle ezberimde. Bir tarassut kulesinde nöbetleşe tutulan yalnızlıklar, Pervazın haşereleri Kaşan çölünde bir kervan, Gök kızarmış bir nar rengini aldığında Tek devesiyle kapılıyor tufana. Karşıdaki tepede geçen ağustos günlerim silik bir mısra gibi ezberimde. Elektrik telleri kadar gergin babam son günlerde. Siniri bana mı yağmura mı Belli değil kime kaldırdığı kafasını. Yüzünde uzaktan seçilmeyen bir iki çizikle, Yakıyor sigarasını. Ateş kime çarparsa üşütür bağrını. Dilinde unutulmayan yanık bir türküyle, Geçiyor kız Sonbahar ormanını. Şimdiyse kimsesizlerin volta attığı bir sokakta, Yanlış bir rüzgara dolanmış ...

Devamını Oku