Nun Noktası Kadar

Söz uçar; yazılar kalsın, muallakta bir köşede. Serin esen akşam rüzgârları yer etmişken beynine uğul uğul... Gündönümü, dünden değişiklik ilan etmiş yeryüzüne ve kim yazarsa renkleri, karışacaktı göğün enginliğinde. Bazı fiiller insanı harekete geçiremez. Susmak gibi, düşünmek gibi, sevmek gibi; var olabilmeyi eyleme dönüştürür. Yazı yazsan da kısa sözlerin hükmü uzunca bulup buluşturur, insanın gönlünde. Söz uçar, uçabilirdi elbette... Öylesine kelimeler birikir dilinin ucunda ve öylesine cümleler kurarsın alelade. Bir hikâye hiçbir dile çevrilemez, acının diliyle yerleşir ...

Devamını Oku

Perva

Sabahlar; ömrümüze emanet edilmiş, ucu bucağı sınırlanmış, göğün parlaklığıyla sınanmış, bunca koşuşturmanın arasında ulu orta insana sunulmuş bir dizi umut tarlası... Bağrında nice yeni şeyleri barındıran bir an dilimi. "Kaç bahar ona uyanacak yürek evim?" diye geçirdi içinden bu sabah da uyanır uyanmaz, hep aklının bir kuytusunda yer alan ismi fısıldadı kendi kendine. Unutulmaya yüz tutmuş onca ismin arasında bir tek o hatırında yeşerip durmaktaydı, gün geçtikçe yeni filizler boy süren dallar ...

Devamını Oku