Yukarı, Aşağı Ve Çepeçevre

“Seninle bütün gün aynı evde kalsam kafayı yerdim dedi, takla atarak uyanmak nedir? Şu çarşafın haline bak.” Her yer şişe ve tabak dolu. Kedi de üzerinde gezmiş hepsinin. Gülümseyip geçtim. “Sen gelmiyor musun?” dedi. “Yok, biraz yürüyeceğim. Hava almam lazım. Görüşürüz.” Dedim, benimle bir daha görüşmeyeceğini bilerek. Ayağa kalktım, paltomu sırtıma geçirdim; ellerimi kısa bir süre saçlarında dolaştırıp, saçlarını yüzüne gözüne bulaştırıp vedalaştım kendimce onunla. Ardından usulca, arkama bakmadan yürüyüp ...

Devamını Oku

Düş ve Feza

Tanrım gördüklerimi sanki görmüyorum Ellerimle saçlarımı dağıtıyorum Vücudum burada Peki ya aklım İçeride geliyorum gidiyorum Çilingir falan da değilim Kapana kısılı kalıyorum Bu gece kelimeleri Bu satırlara kusuyorum Bu soğuk ne tanrım Toz toprak yolun Ortasındayım Diğer iki yanımda Benden uzun otlar Bitkiler Birbiri ardına ben Kenarda bir çukur Yoksa uçurum mu Tam yakınındayım Düşüyorum Başım döndü Hala ayaktayım Duruyorum Ne zamandır buradayım Yağan yağmura gitmeyi seviyorum Öyle kolay kolay sevmem Yürüyorum Koşuyorum yalın ayak Üstümdekileri yırtıyor Parçalıyorum Kollarımı açıyor Havaya Özgürlüğe Sonsuzluğa Ebedi evrene sesleniyorum Islanıyorum Gören der Delirmiş bu Ama yok kimse Nerede olduğumu bende bilmiyorum Eğilip taşı alıyor Gökyüzüne fırlatıyorum Dayanamıyor Önümde duran şişeye Tekmeyi basıyorum Bir ayağım hala havada Toparladım Az kalsın yine ...

Devamını Oku

ORTADAKİ

Diyecek bir şeyim kalmaz bazen kalamam pek... Her şeyin tastamam şimdi bir kez daha kendini bulman gerek dedi ve kalemi elinden bırakıp, defterini çekmecesine koyup odadan çıkmak için oturduğu yerden ayaklandı Agâh. Kapının eşiğine vardığında birdenbire durdu ve odaya bakmaya başladı. Masada çeşitli kitaplar, siyah renk kalemler, birçok kâğıt parçası ve boş bir kadeh üst üste binmiş; gerçek anlamda darmadağın haldeydi. Düşsel yönü kuvvetli, gelişmiş olanların ister istemez düzensizleştiğine inanırdı. ...

Devamını Oku