Pusula Söyleşileri 2 / Mustafa Sade

“Suya Kalem Çalan Şair” Merhaba değerli okurlar. Aradan geçen iki buçuk yılın sonunda Pusula Söyleşileri'nin ikincisiyle nihayet karışınızdayız. Bu uzun süreli ayrılığın elbette çeşitli sebepleri vardı. Ancak hepsine kader deyip geçiyoruz. İkinci röportajımızı çoğunuzun aslında yakından tanıdığı, dergimizin şairlerinden ve dahi hemşehrisi olmakla onur duyduğumuz Şanlıurfalı şair Mustafa Sade ile yapmak nasip oldu. Röportajı yaparken fazlasıyla eğlendiğimi ve engin bilgisinden istifade ettiğimi belirtmek isterim. Şair Sade'nin Türk şiirine bakışını, hatıralarını ve ...

Devamını Oku

Bosna Ağıtı

Muharrem Dayanç'a Bir gelinlik kız idin Fatih'in rüyasında, Yıldızların şen şakrak göklerin ziyasında. Ovaların şen olur, bir küheylan sesiyle; Fethin şanlı tarihi işlenir oyasında. Mabetlerin, burçların, surların desen desen; Anadolu ruhunu yoğurmuş mayasında. Aziz memleket sensin, Gazi Kırcı Ali'nin, Ölümsüzlük sırrını tattığı deryasında. Beş asır geçse dahi Selimiye Camisi, Sana dair her düşü takınır mahyasında. İffetine uzanan o karanlık ellerdi Medeni(!) Avrupa'nın kanlı coğrafyasında. Dünyada cehennemi sana reva görenler Ömür boyu sürünsün cehennem gayyasında. Nasıl diner gözyaşı, bu acı nasıl geçer? Emina Ana hâlâ ağıt yakar ...

Devamını Oku

Kaldı Gazeli

Dal kırık, yaprak mahzun; bağban bozuk, gül kaldı. Ruhta bıçak yarası, uslanmaz gönül kaldı. O masumca bakışlar kirlendi birer birer, Çocukluğumdan geri bembeyaz bir tül kaldı. Yeryüzüne adını nakşetme hayalinin; Çarptığı yüreklerde ateş söndü, kül kaldı. Devir o devir değil; hayâ ayaklar altı, Bir nesil türedi ki edep gitti, zül kaldı. Kandillerde tükenen ömür sermayesinin; Günahını yüklenen bir garip eylül kaldı. Sevda serenâdının kesildi artık sesi; Ne ağaran tanyeri ne de bir bülbül kaldı. 'Nefes' bildiklerimiz bir lahzalık 'heves'miş, Hayran hayran baktığım efsunlu ...

Devamını Oku

Karanlıklar Gurub

Öyle bir garibim ki sesim bile çıkmaz oldu Gecenin doğmasına vardı ümidim o da yok oldu Bir hüzme ışıkla yok olan karanlıktır umudum Ne hazin gece ki karanlıklar da gurub oldu Fırtınalar kopar kıyametlerde, meltemleri unutmuşum Çığ gibi büyür, sessizlikler de nida oldu Bir hüzme ışıkla yok olan karanlıktır umudum Ne hazin gece ki karanlıklar da gurub oldu Şimdi gece benim, karanlıkların karanlığı benim Elmasla kaplı tası -ne acı- parçalamak çare oldu Nitekim yok umudum, çarem, dert ortağım, sırdaşım Tas kırıldı, ...

Devamını Oku

SEVGİLİ

Mırıldanır en güzel hisleriyle bu akşam, Duyarım zilli-şallı Endülüs şarkısını; Ahhh yüzünü görmesem; o sesini duymasam; Ve boynunu süsleyen gerdanlık takısını… Nasıl anlatsam bilmem, bir romanın sonundan; En muhtaç zamanlarda sunduğun tebessümü. Bileğinden kan sızan saatin kordonundan; Mesafe dedikleri mesafesiz ölümü… Senden önce, sen yokken içe doğru sevgili, Ben feraseti bağlı bir Babil bahçesinde. Senden sonra, sen varken kalbin açıldı dili; Salınadurdun aşkın en ulvi lehçesinde…

Devamını Oku

PUSULA SÖYLEŞİLERİ: Yavuz DOĞAN

Pusula Söyleşileri’nin ilk röportajını hece şiirimizin güzide yaşatıcılarından şair Yavuz Doğan’la yaptık. Spartaküs’ün kollarında kırılan zincire ağlamasının yanında kuşatılmış bir şehirde şiir bayrağını düşürmeden göklerde dalgalandıran şairin şiire bakış açısını, son çıkan kitabını, özel hayatındaki öznelerin kalemine nakşettiği ilhamı ve daha birçok konuyu konuştuk… Merhaba Yavuz Bey! Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kendinizden biraz bahseder misiniz? Rica ederim. Onur duydum. 1975 İstanbul doğumluyum. Aynı şehirde büyüdüm. Eğitim hayatım ve sonrası da ...

Devamını Oku