Estetik Haz: Renk ve Işık

Bildiğimiz hali hazırdaki dünya anlayışımızı etkileyen fiziksel faktörlerden renk ve ışık üzerine yazacağım bugün. Elbette sanattaki yerine de değinmeden geçmeyeceğim. Işığı organ olan dile benzetirsek; renk, dilin fonksiyonel çalışmasına göre ortaya çıkan lisana benzetilebilir. Işığın belirli bir anatomisi, fizyolojisi, biyokimyası varken; rengin dramatik sonuçlar doğurabilen patofizyolojik yönünden bahsedebiliriz. Işık; hakikattir, özdür, sırettir. Renk ise manadır, kılıftır, surettir. Renk vitrin, ışık o vitrinin var olmasını sağlayan tüm iç dış sebeplerin ta kendisidir. ...

Devamını Oku

1+1=1

“Bir damla bir damla daha iki damla etmez, daha büyük bir damla eder.” Tarkovski, Nostalgia Keskin olan kesinlik ve Tanrı’nın oyunları… Maddenin, antimaddeyi yendiğine olan inancı sarsılmayan gaflet düşkünleri. Sayıların yani anlamın gücünü önemseyip, +’nın yani anlamlar arasındaki minik bağların gücünü hiçe sayanların çaresizliği. Harfleri göz ardı edenlerin, salt mananın peşine düşenlerin, kelimelerin harflerden var olduğunu göremeyen gözleri. İnancımız tamdır bütüne, bilimsel güce, zahire. Detayların, ince kıvrımların ne önemi vardır zaten büyük resmin ...

Devamını Oku

BEETHOVEN VE ŞİDDET

Tarkovsky… Nostalgia filminin 1 damla 1 damla daha 2 damla değil 1 büyük damla eder sahnesinin başlangıcı. Kaos ve savaşın sonucunda harabe olmuş bir mekan. İhtimal nükleer saldırısı sonucu gözleri oyulmuş ve elbette ölmüş bir bebek. Tüm bu trajedi ve dramın arka planında ise Beethoven var: 9. Senfoni. Leon… Matilda’nın ailesini öldürmeye gelen kötü adamlar ve lideri. Eve girmeden önce sorduğu soru şu bir adamına ‘Beethoven’i sever misin?’ cevap ‘pek sayılmaz’. ...

Devamını Oku

İkilem

Rahatlamak istiyorum... Bir deliyle geçen otuz yılın hesabını şimdi vermeye başladım. Bırakmak istiyorum... Sorsalar mutluyduk oysa. Her hafta düzenli bir şekilde ziyaretlerinde bulunduğumuz akrabalarımız, ayda bir kaç kez buluştuğumuz statüsü yüksek dostlarımız, komşularımız, iş arkadaşlarımız... Hepsini bir yere toplasanız ve bizi sorsanız "Bu kadar mutlu ve huzurlusunu görmedik!" derlerdi ki hala öyle derler. Tabi! Bana soran kim? Mutsuzum... Hem de çok! Delirmeye mi başladım ne? Geçenlerde bir kaç tane kül tablası aldım, Beyazıt'tan. Hobimdir, severim ufak ...

Devamını Oku

YAZMAK YOLDA OLMAKTIR!

Yazmak nedir? Bu soruya cevap olarak, kalem ve kâğıdın bir şekilde buluşmasıdır, diyebilirsiniz. Nispeten başarılı da olursunuz. Fakat artık devir teknoloji devri… Bu yönden bakacak olursak cevabınız günümüz adına pek de doğru sayılmaz. Tweet atarken, kalem tutmuyoruz. Bilgisayar, telefon ve tabletlerimizde “yeni not oluştur”a tıkladığımızda önümüze tertemiz bir kâğıt sermiyoruz, esasında. Hatta bunları şimdilik bir kenara bırakalım. Geleneksel yazma usûlünden taviz vermeyen yazarlarımız, eline kalem, önüne kâğıdı alır almaz yazmaya mı ...

Devamını Oku