Erik Ağacının Gölgesinde

Bir çiçek açmıştı. İlkbaharı müjdeleyen bir çiçek yaprakları bembeyazdı tazeliği anlatılmaz Bir erik ağacının gölgesinde Bir çiçek açmıştı sıvaları sökük bir duvarın önünde her sabah özlemle beklediğim o yerde Yani erik ağacının gölgesinde Bir çiçek açmıştı Hafif hafif bir rüzgâr esiyordu sahillerden hafif hafif sallanıyordu yapraklar Bir erik ağacının gölgesinde Bir çiçek açmıştı Yüreğimi hapsettiğim her sabah yolunu beklediğim Bir sevdam gizli olan o yerde Yani erik ağacının gölgesinde Bir çiçek açmıştı Aylardan Nisandı Gözlerimi kapadığımda Sonsuz bir rüyaya daldığım o yerde yani erik ağacının gölgesinde Bir çiçek açmıştı hasretle beklediğim özlemle sarıldığım ilk sevdam ile ...

Devamını Oku

Ölümü Unutur İnsan

Kalkmıştır şimdi o... Bir kahve almıştır, Pencere kenarındadır. Öylece sokağa bakar, Ela gözlerine, yeşil çimenler yansımaz, Ya bir çöpçü vardır... Ya da koşuşturan bir kaç çocuk. Saçlarını düzeltip, Hafiften gülümser Öyle güzel gülümser ki Ki insan ölümü unutur... Kalkmıştır şimdi o... Kulağında bir kelebek küpe, Eliyle oynar, Gözleri sokakta Sarı bir ışık keser havayı, Güneşe benzer bir türkü söyler, Öyle güzel söyler ki Ki insan ölümü unutur... Kalmıştır şimdi o... Dayar şakağını cama, Elleri camdadır, çıkar ruhu uçar gider sokağa, Sonra aklına gelir Hani... Hani... Bir de Saçları peruk olmasa, Üzülür, Öyle güzel üzülür ki Ki ölüm unutur ...

Devamını Oku

ÜÇ RENK GÜLÜŞÜ

Bu gece öleceğimi bilmiyordum, Yağmur yağıyordu, Yorgundum Karanlığın gölgesi Adım adım peşimdeydi. Avuçlarımda bir kaç düşünceyi ovaladım, Üfledim buğulu burnumdan. Bu gece öleceğimi bilmiyordum Kadife desenli gömleğim ıslandı, Peşimde beyazlığın sırları, İzlerimi ezdiler birer birer... Bilmediğim bir sokakta Muşamba taşların üzerinde oturdum Royal Sint-Marie’de bir tek ben vardım Bir de tramvay tırnaklarında inleyen ıslıklar... Bu gece öleceğimi bilmiyordum, Yağmur yağıyordu Ve ben sana veda etmedim Brüksel’in tavanında Eflatun bir karanfil açtı Uzattım ellerimi; Hani şu şiirler yazdığım Mısra nasırı bağlamış ellerimi, En fazla yirmi santim kaldırabildim... Bu gece öleceğimi bilmiyordum... Bir geminin yelkenine üfledim Oldum olası ...

Devamını Oku

Benzer

Nasıl tutunayım söyle bu aşka, Tek dala uzamış fidana benzer. Unutayım desem inan bir başka Fetihler kazanmış zamana benzer. Bir eşi Leyla’nın aynısı Kays’ın Sanki ben Zühre’yim sen dolunaysın Namluya kor sürmüş ateşten yaysın Cehenneme sürgün imana benzer. Aşığım dedimse sıradan değil Gaipten bir duygu; buradan değil Öyle bir yangın ki çıradan değil Kapkara is tutmuş dumana benzer. Karakoç derdini dağlara vursun Mihriban’ın aşkı şöyle bir dursun Merak eden beni Yunus’a sorsun Yıldızların şahı çobana benzer. Gönlümse rızacı aşkın narına Aldanır nur yüzlü sahtekârına Açın da Selim’in bakın ...

Devamını Oku

Aşiyan Dolunay

Gama vurur giderim, Ellerim ceplerimde, Gam benim değil mi? Olmasa ne yazar!.. Bir çehrem, gülbahar geçmişimde. Hani benim yetinmeli sevmelerim? Gönül benim değil mi? Eğreti sevsem ne yazar..? Alnımın tam ortasında, Işıldayan dolunay, Sen de titre... ne olmaz? Denizin tevrimi eskir sanarsın.. Eskimez bilirim.. Bilirim gam nedir; Sen nedir, ben nedir, Can nedir bilirim... Bilirim de, Bir baykuşa av olur gönül serçem, Can verir, etinden parça parça, Can veririrken can almak nedir? Böyle olur ya aşiyan dolunay, Bir zaman nedir bilirim... Ulu orta sövmek nedir? Âdabıma kamçı... Susmak nedir bilirim.. Döverim dilimi demir hörgüçde, Dile ...

Devamını Oku

Brüksel’de Bir Nisan Üstü

Brüksel’de bir Nisan üstü, Mart  toparlamaya başladı, Ellerimde ufalanan Son dünlerini... Ben bir sokak lambası altında, Başka türlü düşlüyorum seni, Sen... O eski fayton tıkırtısına takılıp, Karşıma çıkıyorsun Her sokakta... Eskimiş zaman, Bozulmuş küsüratlar, Dün ve dün eksiliyorum işte... Ben.. Bildiğim tüm denklemlerimi sana eşleyip, Coğrafyaya boğmuşum tarihi, Bu yeni şehre sen yağmışsın, Yollar, mazgallar, Yapraklar sırılsıklam sen olmuş Öyle ki toprak bile Tanıdık kokuyor şimdilerde. Artık seni hatırlamayı, Bu eski küsüratların Anlık hatıralarına bıraktım... Dedim ya Dün ve dün eskiyorum, Üstelik birde aklıma gelmeye dursun, Şu yalnızlığıma siper aldığın o cephe, Başında pembe bir miğfer, Koçanında  türlü türlü ...

Devamını Oku