Sana Ölüm Bana Zulüm

Tak tak, tak tak. Kafamın yerine demir bir tezgâh ve çekiç koymuştu şu kargalar. Sabahtan beri ağızlarındaki tek bir cevizi terasa atıyor, kırılmayınca daha yükseğe havalanıyor, cevizi tekrar bırakıyorlardı. Kırılmayan cevize işkence ediyorlardı resmen. Yataktan kalkmaya takatim yoktu. Olsa kalkardım, bir görünsem cesaret edemezlerdi buralarda dolaşmaya, öyle korkuluk olmuştum. Güneş artık rahatsız etmiyordu, en uyunulası zamanda uykum kaçmıştı. Saatin pili bitmişti ama vaktin ne olduğunu kestirebiliyordum. Böyle yattığımı görse annem, haydi ...

Devamını Oku

Bozkır Kızı

“Bizim öyle kitap dolu evlerde süren bir yaşantımız olmadı hanımım. Beşiktaş'ta ya da Çengelköy'de oturup manzaraya karşı ilhamın gelmesini beklemedik. Bozkırdaydık, tövbe estağfurullah, Allah'ın unuttuğu bozkırda. Dikili bir ağacın toprağa çok görüldüğü bozkırda... Bir nehir akmayan, kurak toprakları olan, dünyanın nimetleri dağıtılırken kesin unutuldu dediğimiz bozkırda. Babam öyle doğum günlerinde, bayramlarda hediye kitaplarla filan gelen bir adam değildi. Bayram günü içmese yeterdi bize, hediye beklemeyi geç! Ben önce insanların gözlerinin içine ...

Devamını Oku

SEVMEYE KIYAMADIKLARIMIZ

- Dur, dökme o suyu! - Bulaşık suyu bu anne, ne yapacaksın bunu? - Ver sen bana. Her geçen gün delirmemek için zor tutuyorum kendimi. Atmadığı eşyaların yüzünden bir gün ev çökecek de alt kattaki Macit abilerde bulacağız kendimizi diye korkuyorum. Mutfak dolabını açıyorum, peynir, yoğurt kutuları seksen iki parça yemek takımından daha kalabalık. Banyoya gidiyorum, temiz havlu almak için dolabı açtığımda üstüme eski atletler dökülüyor. Deterjanların olduğu dolabın kapağını açıyorum, bir sürü ...

Devamını Oku