GÜN HATRI

Bu sabah Herkes sesi kısılmış olarak açtı gözlerini Pek heves etmediği güne. Güneşinse kelimeleri yuvarlayarak konuştuğu bir sabah. Otobüslerin hevesi yok duraklarda durup kalkmaya. Trafik lambalarına kalsa, Tüm gün kırmızıda kalıp hayatı durdurma çabasında. Martılar maviye pek vurgun değiller bu sabah. Kuşlar pek bi’ suskun. Çiçekler renklerini savurmuş uzaklara. Sokaklarda çocuklar yok. Mahalle aralarındaki masumiyeti kaybetmişiz gün doğumunda. Etrafımda vazgeçilemeyen Geri alınamayan hayatlar Darmadağın, kör,topal ve soğuklar. Acılarımız eşitlensin bu şehirde diye Tüm kötülükler mübah. ** Pencere kenarına geçtim usulca Hiçbir şey bana dokunmasın diye. Günler öylece kendi kendine geçerken Baktım ...

Devamını Oku

BİR KELİME

Nereye büyüyemeyeceğini bilemeyen ben. Kendi içinde kendini ararken daha çok bulamamanın kargaşasını yaşayan ben. Gözlerim nasıl baksın ki görebileyim’in cevabını ararken buluyorum kendimi her geçen gün. İçimdeki hangi duyguların azlığından ya da hangi duygu fazlalığından bulamıyorum kendimi, bilmiyorum. Cevapları bulmaya ömrüm yeter mi? O da bir bilinmezliğim oluyor. Diyorum ki, binlerce soruma cevap yerine tek bir kelime arasam ve bulsam. Tüm sorularıma tek kelimelik bir cevap versem. Kendime yar ettiğim, rengimle boyadığım, ...

Devamını Oku

MAVİ VE AŞK’INA

‘’Bir varlığı tutkuyla ve namütenahi bir özlemle sevme. Ayakları yerden kesen, dizlerin bağını çözen, karında kelebekler uçuşturan, yüreği yerinden söken, aklı baştan alan tarifsiz sevda.’’ Diyorlardı aşk’a. Uzun süredir kendini dinle(ye)memenin verdiği can sıkkınlığıyla açtı lügati. Önüne ilk çıkan kelimeydi aşk. Yanında da Nazan Bekiroğlu’nun cümlesi,‘’Çünkü aşk küllidir. Bütünler, bir’ler.’’Ne zamandır gönlündeki soru işaretiydi aşk. Neydi? Kime ya da neye göreydi? Nasıl sahip olunulurdu? Ya da herkeste bulunur muydu? Bir de ...

Devamını Oku