Hacıbektaş Gezisi

Havalar soğumaya başlamıştı. Bağbozumu bitmiş, sonbaharın güzelliği yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuştu. Gümüşkent Kasabası’nda görev yapıyordum. –Hacıbektaş’a 15 km. uzaklıkta, Kırşehir-Nevşehir yolu üzerinde şirin bir kasaba Gümüşkent- Haftanın son günüydü. İstiklal Marşı’nı gururla söyleyen öğrenciler evlerinin yolunu tutmuştu. Rüştü Hoca: ‘Hafta sonu boş musun?’ dedi. ‘Şehre inmeyi düşünüyorum.’ dedim. ‘Gel, seni Hacıbektaş’a götüreyim.’ dedi. ‘Müzeyi gezer miyiz?’ diye sordum. ‘Elbette…’ Müdürümüz Süleyman Hoca: ‘Türbeyi gezdir de hacı olsun. Öğretmen maaşıyla hacca gitmesi zor.’ dedi. ...

Devamını Oku

Üçüncü Şahsın Hikâyesi

-Attila İlhan’ın hatırasına- Bir dergi sayfasında rastladığımız şiirle vurulmuştuk birbirimize. Sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi dergiyi elimden çekip almıştın. Dün gibi hatırlıyorum; kütüphanenin en arka masasıydı. Bu şaşırtıcı ve saygısız hareketine bir mânâ veremediğim gibi karşılık da verememiştim. Şiiri bitirince, teşekkür edip sessizce uzaklaşmıştın. Bense hiçbir şey diyememiş sadece ardından bakakalmıştım. Birkaç gün sonra büyük amfide karşıma çıkmıştın. O kadar boş yer varken gelip yanıma oturmuştun. Neydi senin benimle alıp veremediğin? O ...

Devamını Oku

Şairler Meclisi -Ayrılık-

Üç günlük İstanbul macerası sona ermiş, beni sılaya götürecek otobüse adımımı atmıştım. Üzerimde hüzün, elimde çeyrek asır sonra gördüğüm bir arkadaşın hediyesi Özdemir Asaf vardı. Hüznüm İstanbul denen “yaşlı cadaloz”dan kaynaklanıyordu. Yine üç günde beni kendine âşık etmişti. Yeni edindiği tuhaf takılar ona yakışmasa da güzelliği ile büyülemiş, zorluklarıyla çileden çıkarmıştı. Gezilecek şehirdi İstanbul, evlenilecek değildi. Otobüs tenhaydı. Özdemir Asaf’ı yan koltuğa oturttum: Sen bana bakma, ben senin baktığın yönde olurum, dedi. Başımı ...

Devamını Oku