Kahve

Beklemekten içimde kocaman bir sıkıntı yumağı oluşmuştu. Ayrıca rüzgâr burun deliklerimi şişiriyordu. Beynim üşüyordu. İleride camları buhar dolu bir kahve gördüm. Cebimdeki heyecanlanmayı önleyen ilacı boğazıma atıp mideme yürüttüm. Ben de rüzgâra karşı koyarak kahveye yürüdüm. İçime sıcak bir şeyler içer, gazete bakarım, benimki gelene kadar. Kahvenin kapısı, şu zor açılan gülle kapılardandı. Kol kaslarım yırtıldı ama açtım. Starbucks'çı giyimimden içerideki kahve halkı bana karşı kilitlendi. “Selamün Aleyküm” derim şimdi, yumuşarlar. ...

Devamını Oku