Dört Ayaklı İnsan

1. Samanyolu kadar günahlar biriktirdim yaşamım boyunca İşledikten hemen sonra pişman oldum ziyadesiyle Sokak sokak gezdim bir köşeye bırakmak için pişmanlıklarımı İki ayaklı hayvanlar gördüm, eziyet ve hezimet içinde olan. Dağlara koştum koltuğumda bir çift kitapla, çobanlara sığındım Göğü boydan boya arşınladım, debelendi gök merakımdan. Kuşlara, kuzulara, çayırlara savdım kendimi Bir göğe, bir de kitap sayfasına baktım uzunca İkisi de sonsuz güzellik peydahlıyordu insanlığa. İnsanlık, şu ulu insanlık... Herkesin diline pelesenk olan şu güzide insanlık Sustum ve derince bir nefes aldım. Heyhat... O kadar ...

Devamını Oku

ÇOCUK CEMÂLLİ KADIN

Yüzüm gözüm bahr olmuş bir pencere kenarında Sokaklar sırılsıklam Geceden kural dışı üzüntüler akıyor Metafizik kelamlar türüyor dilimin eteklerinde Yeni ama işe yaramaz metotlar dökülüyor nevresim kaplı yatağıma El vuruyorum, düşüyor bir bir yerlere Yalan kokan suâller geziniyor ömrümün şakağında Küçük dilimi yutasım geliyor ansızın, asla konuşmamak için Çelik zırhlı yalanlar içinde ellerin kirlenecek duygusuyla ödüm kopuyor Yaş farkı gözetmeksizin caddelere dalıyor tek tek acılar Açık artırmaya konuluyor larpadak üzüntüler Basküller de tartılıyor, yirmi kiloluk ağırlıkla beraber Fakat daha ağır basıyor bir ...

Devamını Oku

BEN BU ASRA AİT DEĞİLİM

Oturdum ayak ayak üstüne atarak yelkovanın üzerine, Durdurdum zamanı ve başladım bölüm bölüm sivri bir paragrafa. Önce tanrıdan sonra Gepetto ustadan yeni bir alın yazısı yontmasını diledim. Şansımı daha da zorlayarak buluttan yağmasını istedim yalanın içinde boğulan ülkeme. Akmasını umdum tozun çamurun yalanın demir mazgallara. Fakat olmadı, sular altında kaldı yüreğimin kuzeyinde bir memleket. Yastıkları üst üste koyarak bir şehir oluşturmak istedim kendime Peyderpey ağaçlar diktim, çoğu ahlat ağacıydı. Ve diz çöktüm yaşlı, beli eğri bir ahlat ağacının gölgesine. Dallarından ...

Devamını Oku