Sanrı

Arada fotoğraf atıyor aynı yerde çekilmiş. Salondaki dantel örtülü masanın yanında sandalyeye oturmuş akşam güneşi odayı aydınlatıyor. Cama sıralanmış kalender menekşeler arasında güzel yüzü anlattıklarıyla birlikte zihnimde gençleşiveriyor. Babamla olan hikâyelerini ilk kez anlatıyormuşçasına hevesle en baştan başlıyor. Sesine kuşlar konuyor bende sessizce dinliyorum. _ Aramızda yedi yaş vardı bizim. Ben babanın Aylin’e yazdığı mektupları taşırdım yoksa topumuzu kaçırır vermezdi. Sonra bir kaç yaz göremedim onu. Bir daha ki karşılaşmamızda tanıyamadı ...

Devamını Oku

Koza

-Anlatmalı mıyım bilmiyorum. Tüloş’u toprağa verdikten sonra çantamı hazırlayıp buraya koştum. Demek ki Amerikan filmlerinde oluyormuş tertipli bir valizi eline alınca her şeyin arkanda kalması. Olmadı işte yine beceremeyeceğim galiba. -Sana anlat demiyorum, kendini nasıl iyi hissedeceksen onu yap. -Kaç yıl oldu biz görüşmeyeli? -Beş sanırım. -Sanki dün gitmişsin gibi. Bir gün laf arasında annemi kaybedeli beş yıl oldu, dün gibi diyebilecek miyim? -Aynı şey değil biliyorum ama ölümle ayrılığı tartmışlar ayrılık elli dirhem fazla ...

Devamını Oku

Kolonya

-Ne yapacaksın? -Gideyim artık, kalsam ne yapacağım? Dört gün oldu. -Doğru söylüyorsun işine gücüne bak sen de. Olup gidiyor işte bir şekilde. -Tamam. Tamam diyebildim babamın duymak istediği tek şey de buydu zaten. Peyami Safa’nın dediği gibi’ ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyordu’. Tekrar döndüğümde kaldırılması mümkün olmayan cenazelerin yükünü tahmin edebiliyordum ama şimdi gitmem gerekiyordu.Birkaç günlük tatil diye hazırladığım valizimi cenazede giydiğim birkaç parça eşya olarak kapattım. Otobüsün kalkmasına artık ...

Devamını Oku