Ölmek…

Ölmeyi istemek ya da mecbur kalmak: İşte bütün mesele bu! "Çok uzun zamandır başkalarının bakımına muhtaç yaşayınca, gülerken ağlamayı öğreniyorsun." Yukarıdaki sözün sahibi Ramon Sampedro Cameán, 25 yaşına kadar mâceradan mâceraya koşmuş hayat dolu, umut dolu, hayal dolu, uçsuz bucaksız seçeneklerin kendisine sunulacağını düşündüğü şimdi ve gelecek dolu, hatta ve hatta beraber yaş alarak genç kalabileceği ruh ikizi kadınına aşkla dolu bir gençtir. Ancak ne yazık ki, 25. yaşına geldiğinde o güne ...

Devamını Oku

Wittgenstein: “Bir Garip Filozof” II

"Söylenebilecek herhangi bir şey ya çok açık bir şekilde söylenebilen bir şey olmalıdır; ya da hiç söylenemez olduğu kabul edilip söylenmemelidir. Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır. Dilin anlam zenginliği ve anlam derinliği gelişmedikçe o dil ile yapılan iş sayısı sınırlı kalacaktır.” Wittgenstein Bir önceki yazımızda Wittgenstein'ın hayat hikâyesine  yoğunlaşmış felsefesi hakkında fazlaca derine inmemiştik. Bu yazımızda çok kapsamlı olmamakla birlikte felsefesinin bir kısmını anlamaya çalışacağız. Wittgenstein özellikle ilk dönem çalışmalarında mantık kurallarına titizlikle riayet ...

Devamını Oku

Wittgenstein: “Bir Garip Filozof”

Adına felsefe dediğimiz düşünme/sorgulama/anlama/anlamlandırma/bilgi üretme/ bilginin türü ve kaynağını bulma etkinliği insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın binlerce yıldır hayatta kalabilmesi ve hayat standartlarını biriktiregeldiği (kümülatif bilgi) tecrübelerle daha iyi şartlara taşımasında felsefî düşüncenin payı büyüktür. Onun merak duygusunu besleyen, ufkunu zorlayan ve içine doğduğu evreni, coğrafyayı, zamanı, toplumu, geçmişi hatta geleceği ve en önemlisi de kendisini anlamasına yardımcı olan felsefî düşünce; eleştirel aklın ve analitik düşüncenin de mimârıdır. O yüzden ...

Devamını Oku

Hurafe’nin Hakikat’i

'Hayatın anlamına dair sorgulamalarım hiçbir zaman son bulmadı. Bugün geldiğim noktada ise  - artık teslim ediyorum ki - bunun bir sonu da olmayacak. Zira insan'ın da hayat'ın da belli bir öz'ü yok. Her ikisi de  akışkan ve devingen. Sürekli bir "olma" hâlinde çünkü. Dolayısıyla da anlam dediğimiz şey de "olma" halinde.  Kişisel tarihimin bu tarz buhranlarının en acemisini ise lise yıllarımın sonlarında yaşadığımı hatırlıyorum. Akabinde gelen bir dizi sorgulama ve ...

Devamını Oku

İki Farklı Düşünme ve Eylem Biçimini Anlama Üzerine Bir Deneme

İnsanın anlam arayışı kendi tarihi kadar eskidir. Zira kendisinin herhangi bir dâhili olmaksızın -eğer varsa- özgür iradesinin hilâfına, kendisine var olup-olmama seçeneği sunulmaksızın, benliğini fırlatıldığı bir yaşamın içinde bulması, bu anlam arayışını zorunlu kılar. "Ben kimim? Nereden geliyorum? Bu hayattaki amacım nedir? Hayatın kendisi kıymetini nereden almaktadır? " gibi sorular insan olma ve anlam arama sürecinin başlangıcını oluşturur. Sorgulayan bir zihin, sorgulanmadan yaşamayı tercih edemeyeceği için hiçbir zaman "doluluk" hissiyle ...

Devamını Oku

Pınar Özlem Tokelli’nin Aziz Hatırasına, Derin Bir Saygı ve Özlemle(II. Bölüm)

“Bu bölümde Pınar'ın feminist yönünden bahsetmek istiyorum.” Toplumsal cinsiyetin her toplumda olduğu gibi Türkiye toplumunda da kadına ve erkeğe yüklediği roller çok uzun yıllardır tartışılagelir. Referans noktaları muğlak olan kadınsı roller ve erkeksi roller arasında sıkışan ve bu sıkışmışlık psikolojisi içinde kendisini bulmaya çalışan, özgün karakterli kadın ve erkekler beklentilerin dışında sergiledikleri tutum ve davranışlarından dolayı toplumun belirli bazı tepkilerine maruz kalırlar. Kişinin kendisini bulması, tutkularını, yeteneklerini, hayallerini ve düşüncelerini ...

Devamını Oku

Pınar Özlem Tokelli’nin Aziz Hatırasına Derin Bir Saygı ve Özlemle…

26 Temmuz 2020 hayatım boyunca unutamayacağım bir tarih oldu benim için. O gün benim doğum günümdü. Evde tatlı bir telaş vardı. Ailemin bu günü özel kılmak için hazırladığı sürprizlerle dolu bir gün olacaktı. Ancak hayat bana en kötü şoklarından birini işte tam da o gün yaşattı: Öz kardeşim gibi sevdiğim; karakteri ile özgün kişiliği ile diğergamlığı ile örnek anneliği ile idealist söylemleri ile âşık olduğu eşi, çocukları ve sorgulayarak yaşadığı ...

Devamını Oku

Şizofreni İle Var Olma Trajedisi

"Evrensel bakış her zaman trajedinin etkisini dağıtır. Yeterince yükseğe tırmanabilirsek, o trajedinin artık trajik görünmediği bir yüksekliğe de erişebiliriz." Nietzsche Yaşamla ölüm arasındaki diyalektiğin içinde var olma mücadelesi veren insan, doğumu ile birlikte hiç bilmediği bir evrenin içine fırlatılmak sûretiyle trajedisinin içine ilk adımını atmış olur. Evet, hayatın kendisi pek çok yönüyle bir trajedidir aslında. Ve insan, ilk acısını doğumu anında çektiği sancıyla tecrübe eder. . Öte yandan salt bir özgürlük olmadığı gibi ...

Devamını Oku

İnsan İnsanın Devasıdır

İnanma ihtiyacı insanın en temel içgüdülerinden biridir. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana insan, bu ihtiyacına cevap verebilecek arayışlar içerisine girmiştir. Çünkü sormak, sorgulamak, hayata anlam yüklemek ve verilen bu anlam/lar çerçevesinde yaşama yön verebilmek insanın varoluş sancısını kolaylaştırır. Böylece insana göreceli zihinsel konfor sağlayarak, kendini güvende hissetmesini sağlar. Hayat uçsuz bucaksız bir sahradır çünkü. Elinizde size yön verecek, sizi bir noktadan başka bir noktaya taşıyacak bir yol haritanız olmadan bu ...

Devamını Oku

BİR ÇEŞİT LÂNET

Size de olur mu bilmiyorum. Hani bazen geçmişe bugününüzden baktığınızda yaşamış olduğunuz bazı şeyleri gerçekten yaşamış olamayacağınızı düşünür, sanki tuhaf bir filmin başrol oyuncusu olduğunuz hissine kapılır ve “Nasıl oldu da bunlar başıma geldi!" diye hayıflanırsınız ya işte, ne zaman hatırlasam, size bahsedeceğim olaylar örgüsü tam da böyle bir duyguyu yaşatır bana. Önce en başa gidelim... Mutfakla yani “Yemek yapma” işleminin gerçekleştiği tarafıyla hiç ilgim olmadı. Bir türlü sevemedim yemek yapmayı; pasta-börek ...

Devamını Oku