Pirinç Havanın Eli

“Eve çok geç kaldım!” diye geçirdim içimden. Çocuklar yemeği ısıtıp yememiştir şimdi. Oysa erken çıkmak için patronuma bugün olsun ricacı olmuştum. “Falanca şirketin muhasebe kayıtları bitmeden çıkamayız.” dedi. Ona söve saya, ayazı taşıyan rüzgârın uğultusunda yürürken dolmuşa el ettim. Başım tutar birazdan. Yine de ayakta olsun giderim. İki üç kişi var dolmuşta. Bu saatte kim olur sokaklarda? Köpekler bile çekilmiş. Kapı açılınca iki basamak çıkıp şoföre avucumda beklemekten yağlanıp topaklanmış bozuklukları ...

Devamını Oku

Kurbağa

                                      Bir yanlışlık olacak. Ya kendi duygularınızı yanlış anladınız  Ya Oblamov’u Ya da aşkı! Kurbağanın bacağına bastım. “Yürü,” dedim kendime. Niye üzülüyorsun ki kurbağanın kopan bacağına? Yeniden çıkar. Yağmur suları yolun orta yerinde oluşan çukura birikmiş. Küf sarısı çukurda larvalar yüzüyor. Üstünden atlayıp yürüdüm. Suyla başlayıp karada devam eden garip, iki yaşayışlı hayat sıkıntısı var bu kurbağaların. Çimento çuvalını iki kat yüklenmem gerek. Atletimin üstünde hanımın ördüğü gri süveter var. Sıkı tembihlemişti “çıkartma sırtından” ...

Devamını Oku