Şubat

gelirken bu yok idi, böyle kara sevdaya düştüğümü sonra sen, önce Allah biliyor hiç sevinç getirmedim gittiğim hiçbir yerden ne ki getirsem bile kimse heveslenmiyor çemrenip dalıyorum içine cinnetimin köşker bana bakıyor ayakkabı yerine sesleri duyulurken cızırdayan etimin kaçıp sığınıyorum Toros eteklerine müsebbibi değilim, anlamam tediyeden bilmek için ne aklım ne de ömrüm yeterli yırtık uçurtmaları, sen onar incitmeden sen söyle aşka düşen kadınlar neden terli kışla sevgili oldum, ne yaz ne de ilkbahar sundu bana kendini, sevdi beni birazcık iliklerim donuyor, kar topluyor ...

Devamını Oku

Patiska

İkimiz de susalım bu gece ay hatrına, Ko kalsın ağzımızda demli çayların tadı. Açık kalan yıldızı kapatmayı unutma, Sakın açık olmasın pencerenin kanadı. İkimiz de susalım, susmak iyileştirir. İlacıdır her şeyin; baş dönmesi, guatr Sen veziri geri çek, atları sakinleştir. Ve şah demeden önce piyonları git yatır. İkimiz de susalım, bakalım ne olacak Sabah nasılsa olmaz bir iki bardak çayla Yüreğini serin tut, yok bir şey korkulacak Uyuyalım birlikte beyaz bir patiskayla. İkimiz de susalım, atlar nasılsa susar. Sonsuzlukta kesişen iki çizgi olalım, Süreci ...

Devamını Oku

DEKLANŞÖR

hadi bir resmini çek, sesimin profilden deklanşöre basarken bir kahkaha atayım böyle ritmik durmuyor atışları kalbimin izin ver şuradaki çimenlere yatayım objektife bakmadan gülüyormuş gibi çek bırak da saçlarımı rüzgar dalgalandırsın arkada bir pencere, pencerede bir çiçek şaşırıp kalsın herkes, gerçeğini andırsın hadi ölüm beklemez, işte poz veriyorum her şey yerli yerinde ışığa ne gerek var ben ki hayli ürkeğim evet ürperiyorum yüzümse zor kanıyor çatlamazsa aynalar kalbimin doğusuna doğru azıcık zumla geçmişin terkisine bindirip uçur beni nasıl bir ağırlık kaldırdıysam omzumla nasıl yakmamış hayret ...

Devamını Oku

Nietzsche

nietzsche ağladığında sinsice gülen, bendim ben döktüm kırbadaki birkaç yudum şarabı düşeş dedim gelmedi öfkelendim ilendim bildim sonunda nedir, fotoğrafın arabı nietzsche ağladığında kaç kere yemin ettim bir daha binmem diye, atları kastederek fikir fena değildi onu sevindirecektim neye gerekse atlar, neye gerekse gerek nietzsche ağladığında sinsice, evet bendim gizli bir haz duyardım ölünce kelebekler karşıma birdenbire çıkınca işkillendim histerik bir sandalye bilinçsiz bir şifonyer nietzsche ağladığında sus dedim mi, hayır bana mı kaldı ağlayanları teskin etmek kaçak bir tütün gibi yürüyerek dağ bayır payıma ...

Devamını Oku