Tek Anlayan

Bir zamanlar dilimde raks ederdi kelimeler, Fikirlerim çok, tasam çok, tadım tuzum azdı. Dert ile dokunduğum insan dert ile dinler, Derdime bin dert katıp bir çare bulamazdı...   Şimdi yaşadığımı zannedip çürüyorum Bir derdimi çözen bin çarenin arasında. Canım tenime hapis, canım rahmetten mahrum. Ben can kavgasındayım, can kurtlar sofrasında...   Kime el açsam kimden medet umsam, bilirim; Ne duyar, ne duyurur; kulak tıkar âhıma. Ben ki günah satarak karın doyuran pîrim; Ne can yaraşır ne ten yaraşır dergâhıma...   Dergâh da dergâh olsa; kubbe ...

Devamını Oku

Kuşçu Dayı

Her gün, beş katlı köhne apartmanın bir kısmı bağ serenlemesini andıran, bir kısmı ise balkon olarak kullanılan bölümüne çıkardı. Sanki ortadan ortaya bıçakla ayrılmış bir çatıyı andıran bu kısmın altında, güvercinleri ile ilgilenmeye koyulurdu. Hemen üst sokağında oturduğu İstanbul Otogarı'nın o bitmez dağdağasını, güvercinlerin ve güvercinlere nispetle pek nadir uğrayan martıların mayhoş cıvıltısıyla eritirdi. Artık yetmiş sekiz yaşına gelmişti. Uzun boylu, yaşına göre gayet dik duruşlu, neredeyse göğüs hizasına kadar varan titizlikle taranmış, bembeyaz sakallı bir adamdı Salim ...

Devamını Oku