Matine Araları

Bir hissiyatın rengidir, acının demi kadar koyu ve hafifçe yudumlanan. Düşünce, sahiptir iki avuca alınmış çene kemiklerine, manzarası olmadığı halde pencere kenarlarında aşınan iki çift dirseğe ve hep sonradan başa yetişmeye çalıştığı akla. Gecedir elbet lisanı olmadığı halde her iki dudağı titreten. Ve evrensel bir yoldur dua, yoldan çıkana da yolu kaybedene de vakitsiz yola çıkmak zorunda kalana da. Olgu olur zaman değerlenince, bekleyince hitap, geçmeyince bitap bırakanın adıdır vakit. Yaşamak ise hep var olacaktır, hayatta kalmaktır zorunluluk içinde yeniden doğunca her defasında. Yok ...

Devamını Oku

Göz Kapaklarımdaki Ağırlık

Uçsuzluğun yanında dimdik ayakta duran belirsizliğin konuk ettiği sabrın; taştan kaderine takıldı birkaç mevsimim. Zaman, haziran suları serinliğindeki ifadelerin uğraklığını yitiren ziyaretlerini, yüzümdeki gamzenin katili olan sakallarımla imtihan etse de içimdeki karamsar çocuğun yüzündeki on parmaktan gülünç maskesini düşüremedi. Dünlerim, geçmişin karanlığına uğurlanırken, yarına ertelenen endişelerin fırçasının ucundaki geleceğin, aydınlığına şahit olan güneşin doğum sancılarını izlemekten geldi gökyüzüne barışıklığım. Her defasında hayra yorulup ortada bırakılan şeyin kambur edecek kadar yükü dağınık ...

Devamını Oku

Bitik Başlangıçlar

Sonra rüzgâra yaslanıp, yağmura yüz çevireceğim deli gibi. Hatta bu sefer söylemek istediklerimi hiç duraksamadan haykıracağım. Düşün, düşüncelere yer vermesine izin vermeyeceğim. Çünkü o vakit yıkılan hayallerden, güneşin gündüz yakamozlarından haberdar olacağım. Özlemeyen bir yürek taşımasam da yumrukları duvarlarla hiç tanışmamış biri olacağım. Sessiz durduğum her vakit geceye eskileri davet etmek yerine gelecekten yarına umut misafir edeceğim. Anlamsız bulduğum tüm duygularıma bir isim bulacak, isim vermeden mevsimleri yaşayacağım. Bir eski ...

Devamını Oku

PORTRE

Sessizliğe sinmiş taze bir özlem ile severek içtiğim ve ne yazık ki alıştığım soğuk kahvemin tadına eşlik eden eski bir gramafondan dinledim seni bu sabah. Günü, başlamadan bitirmekten kurtaran duvara asılı birkaç portre resme sığdırılmış gülümsemeler olsa da umutsuzluğun misafir olacağı bu geceyi de beklemek zorunda gibiyim, tıpkı uzun zamandır tek başıma adım atmaya korktuğum sahilin beni beklediğini bilmek gibi… Bir kez daha kendimi yenip, yabancılık çekmeden yürüyebilirsem eğer ki o ...

Devamını Oku

Metal Kapaklar

Çocukken, raylara dizdiğimiz metal kapakların üzerinden geçecek trenin ağırlığınca sevincimiz vardı bir de bizleri sürekli ele veren saklambaç oyunlarındaki bir yere sığdıramadığımız heyecanımız. Ufaktı adımlarımız, ondan dolayı her yer uzak gelirdi bizlere. Küçük olduğu için yüreğimiz, çabuk mutlulukla dolardı. Avuçlarımızı dolduracak kadar şekerdi tüm hayallerimiz. Ne mesafelerin tanımı ne de zamanın nasıl bir şey olduğu ilgilendirmezdi. En büyük acımızın düşünce diz acısı ve en büyük korkumuzun ise karanlık olduğunu sanırdık. ...

Devamını Oku

Bir Kent Bir İnsan

Bir sokağı ile tanışmadan önce, alışmak; şehre ilk ayak basarken sırtındaki çanta kadar ağır gelir hep. Tanıdığın tek sima olan gökyüzünün verdiği anlık güven ile içine düştüğün belirsizliğin adını koyabilmek için erken soruların cevabı ile meşgul eder seni hayat. Yollarını geçtiğin caddelere birkaç parça anı bırakmaktan fazlasını yaşatacak. Bir semtinde aşık olacak belki aynı yerde de canın acıyacak, belki huzuru ışıklarında bulacak belki de hiç olmadığın kadar özgür hissedeceksin denizinde. ...

Devamını Oku

İS

Hiç bıkmadığım manzarama benimle birlikte eşlik eden farklı hislerin ortasındayken aniden zamana geç kaldığımı, güneşin bir türlü sığamadığı penceremin kenarına koyduğum mumun, üst tarafta bıraktığı isin üstüne yazılmış yarı okunaklı hayallerden anlıyorum. Heyecanın önüne geçen keskin bir panik hissiyle ne diyeceğimi düşünürken, ilk defa bu kadar aydınlattığını fark ediyorum titrek ellerimde bir an önce bitmek isteyen mumun. Kapıya yetişmek için attığım adımların ardı sıra gelmiyordu sanki tıpkı eskisi gibi. Bir ...

Devamını Oku