Kanıyor

Sular kanar mı ey dost, bak inceden kanıyor Dağ-taş, yer-gök, güneş-ay, gör niceden kanıyor Nedir çektiği bilmem, dertler büyük belli ki İçine melül melül kırk heceden kanıyor   Kanıyor masum yüzün, gök mavisi gözleri Kanıyor yanmış kalbin, küllenmeyen közleri Kanıyor kubbelerde, eski zaman izleri Gülizârın sözleri, al goncadan kanıyor   Kanıyor doğu-batı, nasıl bir karanlık yâr Mana kökten çürümüş, akıl maddede firar Ederi hiçten âlâ, gördükçe bu itibar Varlığın son sözü âşk, usulcadan kanıyor   Ah sırtında yılları taşıyan dertli gönül Yıllar geçti gitti de, bitti ...

Devamını Oku

MEHLİKA’NIN GÜLÜŞÜ

Avuçladım da tuttum, gül yüzün ziyasını Güller sitem eyledi, ak goncalar kıskandı Gündüz gözüyle gördüm, sevdanın rüyâsını Ufka doğan güneşi, gönül Mehlika sandı Sevdalara aç gönül, gözler âfâka dalmış Mücellâ gülüşlere, diyarlar hasret kalmış Seherler aşk ehline, müjdeli haber salmış Bâd-ı sabâ estikçe bu son şahika sandı Hasreti dese sözler, hasretin nefesini Yürekler parçalayan, çağlar aşan sesini Hep sinede bir yerde, değişmez adresini Can yandıkça sonunu, zümrüd-ü anka sandı Gülpembe çocukluğun, mavi beyaz düşleri Kanat sesine vurgun, rüzgârın gülüşleri Hâli bâki kılmaktır, şuarânın işleri Hayatın ...

Devamını Oku