Eşyasız Akşam

Çoğu şeyi andım bu sabah Nesnesi arka cebinde olan insanlar hâriç Kendimden uzak şeyleri bekledim Ama durmadım Asılacak çok şey vardı Bu yüzden kement bağladım eşyalara Büfenin içine girip kristaller gibi sessiz olmayı denedim Onlar ki sessiz ve de şâhit bana Odalara yalın düşmüyorum bu sabah Yalın yürek şeyler iliştiriyorum duvarlara Asılmış surat gördüğümde Son sürat tebessüm çiziyorum dudaklara Olur da çekilirim ben de dudaklarının kıvrımına Akşam olunca silinir eşyalar teker teker Büfede kırılır on iki kişilik kristal takımlar Sayamadım kaç parça olduklarını Nesnesiz ve şiirsiz ...

Devamını Oku

0 dB (Sıfır Desibel)

20 dB: annemden koparılmış bir ses olarak indim üç defa açıldı raks defterim: doğ, büyü ve öl! ve düşün düş’tü boğazımdan ilk örgü ne sarmal ne de çapraz avına yürüyen kalenin fetihi gibi dümdüzzz 70 dB: kelimelerin kırıldığı sokaklarda: yüzüm iki ters bir düz kanıyor yanağımda sürtündüğüm mavi yüz kırılmadı gözlerim yalnız sıçrıyor bakışlarım uzun boylu ağaçlara 120 dB: tik tak tik tak gövdem kâlûbelâdan etten saat tanrım, işte âraf’ın sonu ben kulunuzun söylediği son söz: -zembereğim kırılıyor artık neyde yayılımdır ishak: sert ve tiz 0 dB: ne Apollon ne de Pan kuyusuna ...

Devamını Oku

Kayıp

Emrah Aydar’a elim benzim eskidi, islendi aklımın ücra köşeleri avucuma kabul edeceğin duaları bırak Allah’ım çoğu gibi ben de çocukluk is’imi tekrar gözlerime çekeyim bileğimi dişleyip düşlediğim saatim, güneşte kuruttuğum kilden atım sesleniyorum pes’ten tiz’e size duyuyor musunuz? -bu zamanda ikide bir çatlıyor dünya üstelik rahatı kaçan ağaç da çok ormanda istedim ki çocuk kalbimde demirlensin yastık üstüne bıraktığım tüm düşlerim burada harflerinin terkisinden indirilmiş ses oldum sokak arası yankıları artık çarpmıyor kapıma paslandı nalım, atım ve yatağım ben de tutup üst üste istifledim öğrendiğim kelimeleri: harf kurur ses kılcallanır kâğıt perdahında…

Devamını Oku

Astarlı Makam

gökyüzüne gri gemiler gerilmişti yükü olanlar pencereme değdi genzime tuzlu su kaçtı, ıslandım astım kendimi evin bir köşesine kurumadım, sular saatten habire akıyordu ve ben sustum ben sustukça konsolun ayağını kurtlar kemirdi üstündekiler düştü zaten üstte olanlar mutlak düşmeye meyilli içimi sereceğim bir astar aradım bulamadım herkesin astarı kendisinde serili benimkisi benden kesilmişti astarını kesip içine sineceğim kimsem yok iki kelime yan yana getirip köz yapacağım da fena hâlde ısınmak istiyorum boğazımı yakacağımı bildiğim hâlde duymanız için bir makam yerleştiriyorum gırtlağıma mahur değil kürdîli hicazkâr

Devamını Oku

GÜNÂŞIK SESLER

kor gözlerin göbeğine gül sığdırdım tuzlu tuzsuz sulara düşmeden bir ses vurulduğunda yokuş yukarı dikilir bakışlarım günaşırı günün sırtı serttir yokuş aşağı bilenir güneşin rengi sûretliler ve sûretsizler kaybolur akşama düşen renk gibi perçinledim kendimi kıyıya yedi hokka renk içtim dünyaya palazlandı umutlarım son buluta imbikten esrik kuşak tay düştü günün ismi imge ertesi nerede dövüldü adamın son hecesi örse düştüğünde tok sesler ödünç alınmıştır galile denizi

Devamını Oku

Gecenin Hurûfu

Gecenin gri levhine uzandı kalemim... Zihnimdeki sesleri taşırdım, Sana meyletmiş tüm yol çizgilerinde. Dilimdeki kucak dolusu çiçekler büyüdüğünde Hemen dökülürdüm dudaklarda yankılanan hecelerde. Piştim binbir gecenin birinde, Seni anlatan harfler bulunur niyetine Remil attım kumdan gökyüzüne. Başım düştü bir harfin düşüne, Uyudum Dokudum Kan çarpan kadim bir elbisede. Bir harfin gölgesinde büküldü gövdem En serininden dürülüyor Bir gölgeden bir gölgeye hikâyem.

Devamını Oku