Şeker Hanım’a Mektuplar 3

Âşıksın işte! Bal gibi âşıksın. İnkâr etmen neyi değiştirecek, güçlü görünmeye çalışarak kime neyi kanıtlıyorsun? Ağladığın geceleri sadece sen biliyorsun diye, güçlü müsün söylesene! İçinde boğulduğun o koca denizi senin gözyaşların doldurmadı mı? Güçsüz, acınası görünmeyeyim diye kahkahalar atmıyor musun? Öldün, sen biliyorsun bunu sadece evet! Peki, kime ne faydası var söylemediğinin! İnsan içeceği kanlı zehri kendi elleriyle hazırlar mı? İnsan en acılı ve zehirli hançeri elleri arasına alır da kendi göğsüne saplar ...

Devamını Oku

Şeker Hanım’a Mektuplar 2

Sonra ne bir söz kaldı söylenmemiş Şeker Hanım, ne bir bakış kaldı aramızda masum... Kırdık ikimiz de birbirimizin kalbini. Yerden yere vurduk, sonra duvardan duvara; çok seviyorumlarla kandırıldık ikimiz de. Nasıl bilmiyorum: acıyan bir yerlerimiz hep vardı. O sabit ağrının acısını çıkardık belki ikimiz de, belki o ağrıya düşman olana saldırdık: sen bana sarılmadın, ben seni yok saydım Sonra öldük. Kavrulup tutuştuğumuz birbirimiz içindi de sözde, kül olup döküldüğümüz başka tuzlu ve derin ...

Devamını Oku

ŞEKER HANIM’A MEKTUPLAR 1

Şu hayatta çok az şey için üzülebilmeli insan Şeker Hanım. Çok az şey için hırpalanmalı. Bunu bilip yaşatamamak ne kadar acı, değil mi? Anlatıp anlayamamak, gösterip yapamamak... İnsanlar üzülmeye değmiyor, hiçbir insan üzülmeye değmeyecek. Bunu öyle büyük hayal kırıklıklarıyla tecrübe ettin ki! Buna rağmen dön dolaş aynı çukurun içine düş sen. Nasıl bir gaflet içindesin? İçinde durduğun kederin seni öldürdüğünün nasıl farkında değilsin? Ölmekten usanmadın, diri yaşayamamaktan usanmadın. İnsanlara bu ...

Devamını Oku

Ahmet İle Ayşe

BİNLERCE AHMET VE BİNLERCE AYŞE İÇERİSİNDEN: BIR AHMET VE BIR AYŞE 'NİN ÖYKÜSÜ Ayşe soluklandı. Hiç böylesi daralmamıştı. İçinde bir büyük sıkıntıyla uyanmış; içine doğmuş karanlığı resmen hissetmişti. Hissetmişti işte, karanlık bir şeyler vardı ve bunu sadece o görebiliyordu. Her gün eksik uyanırdı ama bu sabah tek eksiği bu eksiklik değildi. Başka bir şey vardı, tanımlayamadığı bir iç sıkıntısı… Sanki bir yerlerde toprağın altına yuvalanmış bütün karıncalar ölmüş, gökyüzü yırtılmış ve kuşlar ...

Devamını Oku

Evet!

Otobüsün orta sıralarına doğru yavaş adımlarla ilerledi. İlerleyen yaşına rağmen ürkek bir ceylan gibiydi. Çarşafın boynunu sıkan kısmını biraz gevşetmek istedi. Otobüs aniden fren yapınca tutunmak zorunda kaldı ve peçesiyle uğraşmaktan vazgeçti. Elli yaşındaydı. Koca bir ömür, kısacık anılar, aynı hayatlar, aynı işler ve eksiklikler… Eksilmişti. Eksikliğin ne demek olduğunu öğrenemeden eksilmişti üstelik. Çoğalmak isteği içine bir damga gibi vurulalı birkaç sene oluyordu. Yaşayamadığı her şey onu biraz daha eksiltmekteydi ve ...

Devamını Oku