Sahi siz nasıl tanıştınız?

Bence bu soruyu ikimizde beklemiyorduk. Çünkü ikimizin bu soruya verecek bir cevabı yoktu. Birbirimizi hala tam anlamıyla tanımış sayılmazdık. Benim bu sorunun cevabını net bir ifadeyle veremeyeceğimi anlayınca “Arkadaşız işte.” demişti Lena. Bir bakıma Lena’nın annesi haklıydı. Lena’nın evinde, Lena’nın balkonunda, Lena ve annesiyle soda içip sohbet ediyorduk ama ben hâlâ Lena’nın benim için ne ifade ettiğini bilmiyordum. Sahi Lena kim ki? Ben neden buradayım? Her şey nasıl başladı? Lena’nın annesinin ...

Devamını Oku

Terazi Retrosu

Retro, bilinçli olarak yakın geçmişin akımlarını ya da modalarını türeten veya taklit eden tarz demek. Ayrıca Latince ‘geriye doğru’ anlamına gelen bir ön ekten gelmektedir. Terazi retrosuysa çok sık görülmeyen hatta on ya da yirmi yılda bir tekrar eden eskiye dönük beğeni, kişi ve düşüncelerinizin yeniden alevlenerek sizi bir dengesizlik girdabına itme evresidir. Kısaca kişi bu evreye girdiği takdirde geçmişinde yarım bıraktığı bütün olaylar bütünüyle yeniden yüzleşmek zorundadır. Zorunda mı? ...

Devamını Oku

Siz Hiç Çevrim İçi Terk Edildiniz mi?

Çevrim içi, internet sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma halidir. İnternet başında iken çevrim içi olunması, birçok başka kullanıcı ile iletişim halinde olunması bir internet ağı sayesinde olur. Yani uzaktan bizi birbirimize bağlanmak yine bir ağ sayesinde olur. Bu ağ içine girildiğinde yani kısaca ağa düştüğünde kurtulman zor olur. Çevrim içi olma hali ikiye ayrılır. İlki iş ve çalışma hayatının getirdiği zorunluluklardan dolayı geçirdiğimiz zaman, ikincisi ise sosyal çevrim ...

Devamını Oku

Beyaz Yakalı Yakarış

Kaş'tayım. Birkaç ay önce hayalini kurduğum üçüncü nesil kahvecideyim. Sen yoksun diye kahveyi bu seferlik kendime ısmarladım. Sessiz sakin kimsenin olmadığı bir yerde karşımdaki sandalyeyi boş bırakarak bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Belki sana gönderirim yazdıklarımı, belki de dergiye. Gerçi bazen dergiye gönderdiğim yazıların absürt olduğunu düşündükleri için yayınlamadıklarını düşünüyorum. Hani "Bu ne kardeşim? Bu nasıl bir abartma!?" der gibi. Acaba abartıyor muyum yoksa gerçekten bu kadar ilginç şeyleri yaşıyor muyum ...

Devamını Oku

Filyasyon: Sevginin Gücü

“Hey! Evde misin, sana gelsem?” Böyle bir mesajı alacak aşamaya nasıl geldiğimizi hatırlamıyorum. Bu mesajın sadece yirmi gün öncesiydi. Öğleden sonra artık saatin kaç olduğuna izlediğim filmlerin sayısına göre karar verdiğim bir zaman diliminde telefonum çaldı. “İstemeden temas ettiğiniz bir kişide virüs tespit edildiği için evden çıkmamanızı öneriyoruz, ayrıca yakın zamanda filyasyon ekibimizden yetkili birisi sizi kontrol etmek için evinize gelecek.” denildiğinde şaşkınlıktan sadece, “İsteyerek temas etmiştim ama istemeyerek ısırıldım.” diyebilmiştim. ...

Devamını Oku

On Dört

“Merhaba ya da iyi geceler, Daha nasıl giriş yapacağımı bilmiyorken sana yazmak, nasıl olduğunu bilmek istedim. Yazıp sildiğim kaçıncı cümledeyim? Kaç saat geçti?  Şu an gündüz mü? Yoksa gece mi? Dışarı çıkmayalı kaç gün oldu? Hiçbirini saymıyorum artık. Saatim karşımda duran akrep ve yelkovan değil, caddeden sürekli geçen ambulans sesi oldu şu günlerde. Fark ettin değil mi? Yine aynısını yapıyorum. Şu an aklından tam olarak neyin geçtiğini tahmin edebiliyorum. Yazmaya başladığımda ...

Devamını Oku

Karantina Günlükleri

“Ben gidiyorum.” On dördüncü günün sabahında böyle bir cümle ile gitmişti. Neden, niçin, nerede hata yaptım? Bu soruların hiçbirine cevap alamadım. Oysa gidişi gibi ani bir karşılamayla başlamıştı her şey. Otobüs yolculuklarının en güzeli hiç beklemediğin anda karşına bir bekleyenin çıkmasıdır. Seni karşılaması, sevinçle gözlerine bakması ve sımsıkı sarılması… Peki kimdi seni karşılayan? Sevgilin mi, sevdiğin mi, seni seven bir yabancı mı, yoksa yanlışlıkla seni birine benzetip sarılan mı? Son söylediğimi absürt ...

Devamını Oku

Çin Yemeği

Sen, hiç Çin Yemeği yedin mi? Fergan’ı çiğ köfte almaya gönderdim. Son zamanlarda halini iyi görmüyordum. Tutturmuş bana Çin yemeği yapacakmış. Ulan sen ne anlarsın Çin yemeğinden! Neyse sesimizi çıkarmayalım dedik. Gitmiş marketten iki tane patates, bir tane taze soğan, iki tane yumurta ve bir demet ıspanak alıp gelmiş. “Fergan, bu ne?”  Ses yok. Çok güzel olacağını düşünüyor. Çin’de insanların bu yemeklere çok para verdiğini iddia ediyor. “Ama zaten bir Yuan yedi ...

Devamını Oku