Bir Delinin Hac Günlüğü

Annemle babam hacca yazılmıştı. Okula yazılmak gibi oldu bu da. Uzun zaman beklediler Hac için. Dört yıl geçmişti ki babam rahmetli oldu. Nüfustan düşünce kuradan düşürüldü ve anacım kaldı kuraya katılan. Bekle bekle çıkmıyor Hac. Baktım çok üzülüyor ben de çok iyi yaptığım bir şeyi yapıyorum ve galeyana getiriyorum, kimi mi? Elbette annemi…
“Anne kalk kız umreye gidek!” Aynen böyle diyorum çünkü aile içinde iflah olmaz bir Adanalıyım. Annem gur gur gur Umre hazırlıklarına girişiyor. Beraber gidip kelebekler gibi tavaf yapıcaz ama bir sorunla karşılaşıyoruz! 40 yaş altı kadınlar için mahrem gerekiyor. Abim yok, babam yok, kocam da yok… Ben kalıyorum annem gidiyor. Sonra annem gittiğinde fark etmiş ki orada bir arkadaş, bir tanıdık olması çok önemli. Kafaya takmış beni de götürecek yanında. 2014 yılı, bir gün komşuyla konuşuyorlar:
-Seneye kurasız, sıra bana geliyor. Hasret’i de götürücem yanımda, babasının yerine Hac yapsın.
-Olmaz ki öyle! Vekil hac yapabilmesi için önce kendisinin yerine hac yapmış olması lazım.
-Ama Hasret’e hac farz değil ki. Fakir o!
-Kendi yerine hacca gitmezse olmaaazz…
-Yav farz değil ona fakir o fakir! 300 lira maaşı-yetim maaşı-var. Hac düşmez ona.
Ben öbür odada gülme krizlerine giriyorum ve bir şekilde önümüzdeki sene hacca gideceğime inanıyorum. Her yıl Arife günü hacılar Arafat’ta vakfedeyken ben de Adana’dan dualara katılır sanki ordaymışçasına araya kaynatırdım dualarımı. Ve geneli de kabul olmuştur o duaların.
Bir aralık şunu dediğimi hatırlıyorum:
“Allah’ım senin her şeye gücün yeter, nasıl olursa olsun seneye ben de Arafat’ta olayım.”
Allah da demiş ki:
“Tamam.”
Bu dua benim hayatımın dönüm noktalarından biridir. Sonradan dönüp baktığımda sözün, duanın gücünü ve önemini ve kalbimizden yayılan enerjinin, ağzımızdan çıkan sözlerin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini bizzat yaşayarak öğrendiğim bir olay olmuştu bu.
2014 yılının sonu 2015’in başı okulda büyük bir savaş vermişim, yenilmişim, okul bitmiş ve ben tam anlamıyla bir yaralı bir gaziyim. Annem de mezuniyet hediyesi olarak beni umreye göndermek istiyor.
“Hasretcim Umreye gitmek ister misin?”
“Ay anne bayılırım.!”
İnşallah ne kadar zengin olduğumuzu fark etmişsinizdir…
Hemen telefona sarılıp halamı arıyorum:
“Hala kalk kız Umreye gidiyok!”
Halam sevinçten ağlıyor ve Umreye gidiyor ve ben yine gidemiyorum.
Çünkü mahremim yok..!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

NİHAYETSİZ ÖLÜMLER

Güneş’in Ay’a Mektubu

ŞİKÂYET

Mehmet Rauf Öykücülüğü ve Ana-Kız Hikâyesinin İncelemesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.