İHTİŞAMLI HAYALLER MEZARLIĞI

Konaklama sürelerini net bilmemekle birlikte, her misafirinin ona sahip olma dürtüsüyle benimsediği görkemli hayallerin mezarlığıdır dünya…

 Yaşanmışlıklarıyla yorgun adam, yağmalanmış yıllarıyla yaralı kadın, tecrübeleriyle öfkeli ihtiyar, vaat ettikleriyle çoşkulu aşık, uğradığı ihanetlerle güçlenen savaşçı olarak dağıttığı rolleriyle işinin ehli yönetmendir biraz da dünya…

Elinizde tuttuğunuz aşık senaryosunun, bir anda ihanete uğrayanın metniyle değiştirilmesi yönetmenin size haddinizi bildirmesidir çoğu kez… Zaten hangi rol sonsuza dek aynı oyuncuya bırakılmıştır ki. Kleopatrayı oynayan aktris kaç yıl oynar kraliçeyi? Başrolünde olduğun filmin vakti geldiğinde figüranı olmanız sandığımız kadar uzun bir yol değildir aslında.

Her birimizin ağlayarak geldiği, ağlatmayı öğrenip ceketini almadan çekip gittiği bekleme salonuna verdiğimiz isimdir dünya…

İyilikle kötülüğün, erdemle çiğliğin, kabalıkla inceliğin, yoklukla varlığın, kutsalla isyanın, tezatlığındaki esaretin hikayesidir belki de… Bütün konuklarının ölüme mahkum olduklarını bilmelerine rağmen bu gerçekliği unutmayı tercih etmeleri gezegenin illüzyonu mudur? Yoksa yalana inanmanın çakır keyf hissinin galibiyeti mi?

Sokaklarında koştuğun, yağmurlarında ıslandığın şehir, çocukken çok büyük, genç üstelik aşıkken masalsı, sonraları yorgun adımlarına değen gözlerinle çaresizliğini anımsatır ya… Uçarcasına geçtiğin kaldırımlar da şimdi sürüdüğün adımların mıdır? Yoksa inancından vurulmuşluğun mu?Dünyayla barışık olduğun zamanlardan altında kalıp ezildiğin yıllara yürümen ömrün kadar uzun mu? Bir iç çekişine denk gelecek kadar anlık mı yoksa?

Konaklamanın son düzlüğünde saat başı “ezan okundu mu?” diye soran anneannesine gülen torunun, kırklı yaşlarına geldiğinde ağlayarak ninesini anması, gerçeğe yaklaşmasının şuurundan mıdır? Yoksa  dünya gençken mi tiye alınır? Sınırlı süreler karşılığında sahip olduğumuz ünvanları, etiketleri, başarıları mı götürürüz giderken yanımızda? Yoksa kırıklıklarımızı, sustuklarımızı, yorgunluklarımızı, aşklarımızı mı?

Giden yüzyıllar da altından, kadehinden, tahtına kadar birlikte gömülmek isteyenlerle, hâlâ yaşayan eşinin de kendisiyle gömülmesini emreden kralların da üzerini örtmüştü dünya. Evet iyi yönetmen oluşunun yanı sıra iyi de mezarcıydı aslında. Mumyalananlardan, klonlanmak isteyenlere, onlarca yıl dondurulup yeniden uyandırılmak isteyenlere kadar, yaşam sürelerindeki konforu ölümsüzlükle taçlandırmayı dileyen çılgınları da ağırladı dünya… Ve kendileri dışında hiç bir varlığı sevmeyip, Tanrıya dahi cennet vaadinden dolayı inanıp, iyiliklerinin değil ibadetlerinin çetelesini tutarak  ölümsüzlüğü garantilediğini düşünen aptallarıda…

Yolculuk biterken her birimize yanınıza tek bir şey alabilirsiniz denseydi neler götürürdük?

Kredi kartımızı mı? Kırmızı rujumuzu mu? Dünya markası elbiselerimizi mi? Telefonumuzu mu? En sevdiğimiz kitabımızı mı? Sevdiğimiz adamın kazağını mı?

Bir akşam, yan dairemde oturan komşumla konuşuyorduk. Eşini kaybedeli yıllar olmuştu, iki çocuğuyla genç yaşta yalnız kalmıştı. “Bedenen gitti ama hep yanımda biliyor musun?” dedi. “Dünya üzerinde hiçbir kadın benim kadar güzel sevilmedi.” diye ekledi gururla… Çocuklarına vasiyetiymiş “öldüğümde babanızın bana yazdığı mektuplarla gömün beni…”

Çok duygulanmıştık, birlikte ağlarken bile bir yanının mutlu olduğunu fark etmiştim… Sevmiş ve sevilmiş bir kadının huzuruydu belki de gördüğüm…

Sonraki günlerde uzun uzun düşündüm. Yol bittiğinde yanımıza bir şeyde bin şeyde alsak anlamı yoktu. Acıyı da mutluluğu da sahiplenen yer kalbimizdi. Anılarımız, umutlarımız, düş kırıklıklarımız hepsi oradaydı. Yetmiş yaşlarındaki amcanın tarhana çorbası içerken “annem çok güzel yapardı” dediğinde sesine yapışan titreme altı yaşına dönüş anının kanıtı değil miydi?

Kızının düğün töreninde onu beyazlar içinde izleyen annenin olduğu yerle, 25 yıl öncesinde kucağındaki bebeğinin boynundan içine çektiği nefesle “dünyanın en güzel kokusu” dediği yer aynı değil miydi?

Yaşadıklarımız bizimle gelir, yaşattıklarımızda… Yol boyunca bize eşlik edenlere kalır hikayemiz. Anımsattıklarımız ve hatırlamak istedikleri kadarıyla…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

1 thought on “İHTİŞAMLI HAYALLER MEZARLIĞI”

  1. Harika tespitler. Yüreğinize emeğinize ve kaleminize sağlık. Teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.