Bir Zengin Kız ve Fakir Oğlan Meselesi

Size de garip geliyor mu, bilmiyorum. Bana garip geliyor. Hem de fazlasıyla. İzlenmekte olan dizilerin, yani dizilerimizin bir amacı, bir gayesi ve fayda sağlayıcı tarafının olmayışının yanı sıra içeriklerinin aşırılığı… Bir mahalleyi koruma amacıyla, bilye fırlatır gibi adam öldürme sahnelerinden, herkesin akraba olduğu ailede aynı zamanda herkesin birbiriyle evli, sevgili veya flört ediş hikâyeleri… Zenginliğin küstahlıkla eş değer olarak yansıtılışlarından, fakirin de kendini bir yerlere veya birilerine yamıyormuşçasına empoze edilmesi. Ne mantıken, ne kültürel açıdan, ne İslami olarak ve ne de ahlaki açıdan doğruluk içermeyen hikâyeler. Ahlaki sınırları dahi kapsamayan binlerce dizi, film ve kareler. Bilinçaltımıza işlenen, farkında olmadan gözlerimize normal gelen şeylerin, aslında aşırı anormal olduğunun farkına varmamız gerekiyor zannımca. Bir dizi de yüzlerce erkek oyuncunun bir araya gelip, sanal bir oyundaymışçasına çatır çatır önlerine gelenleri vurması bana insani olarak kabul edilemez geliyor. Adam öldürmenin günah boyutunu ortadan kaldırıp normal bir zihin algısı oluşturuyor olabilir mi? Bunun dışa vurumu da, beraberinde kadına şiddeti, kontrolsüz öfkeyi ve hayvanlara zulmü getiriyor olabilir. Birbirine helal olmadan, evlilik gibi yüce bir birlikteliği hiçe sayarak beraber olmalar, bu beraberlikten doğan çocuklara şahit olmak sanki doğru olanın bu olduğu düşüncesini normal kılıyor. Günahsız dünyaya gelen bebeklerin masumiyetinin üzerine yükleniyor masum olunmayanlar. Herkesin birbiriyle gömlek değiştirircesine eş değiştirmesi inandığımız değerleri anormalleştirme tuzağı olabilir mi? Doğan çocuğun aslında babasından değil amcasından, kuzeniyle de kuzen değil aslında kardeş olan kişilerin hikâyelerine gülüp geçiyorsak artık tehlikedeyiz zannımca. Zihinlerimize alıştırılan öpüşme sahnelerinden soyunma sahnelerine kadar, yatak odalarından tüm özel hayat sahnelerini aynı rahatlıkta izlemek gözlerimize alıştıran göz zinası. Kendimizi geçelim diyelim. Hadi hepimiz aklı başında doğru ve yanlışı ayırt edebiliyoruz sayalım. Peki çocuklarımız? Bir çocuğun cinsel uyanma döneminin 2 ile 6 yaş aralığında olduğunu biliyor muydunuz? Daha da ilgincini söyleyebilirim. Bir çocuk ne kadar cinsel açıklık, ne kadar çıplaklık görürse bu uyanmanın daha erken olduğu da araştırmalarla sabittir. Evet, bir tek biz değiliz. Evet, tüm dünyada benzeri ve belki daha beteri var. Ama ne yazık ki başkasından değil kendimizden mesulüz. Bir kişiyle ne olacak demekten ziyade, ilk olarak benimle olacak diyebiliriz. Ne güzeldir ki, herkes kendini değiştirse toplum değişir. Herkes kendini fark etse toplumsal farkındalık oluşur. Bireysel farkındalık kazanmamız ve tüm topluma farkındalık uyandırmamız dileğiyle…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.