KIYIYA VURAN KELİMELER

Turkuaz denizdi ömrün başlangıçta
Susan kadın ortalarında
Eksik kelimeler bir bir vurduğunda kıyıya
Hayatın tanımını yaparsın…

 

Hani öğretmenin takmıştır sana, sevmiyordur muhtemelen de ondan kırmıştır notunu. Hani sen hiç yanlış yapmamışsındır da ah o arkadaşın yok mu yarı yolda bırakmıştır seni. Hani evdekiler anlamıyordur, konuşamıyorsunuzdur bile. Kuşak farkı denilen melanet tuğlalar dizmiştir aranıza. Okul koridorunda ayaküstü anlattığın tüm ıstıraplarını diğer teneffüste tostunu yiyip gazozunu içerken unutur, yeni vizyona girecek filmden hararetle konuşursun ya. Başlangıçta…

Çocukluk döneminde tüm ihtiyaçlarının karşılanması güdüsüyle büyüyen varlığının, gençlik döneminin startıyla sıkıntı gördüğü ne varsa diğerine paslaması, henüz o rehavetin sarhoşluğundan çıkmamasıyla ilintilidir belki de. Biliriz ki o sabah uykusu mahmurluğu bittiğinde gerçeklerin katı yüzü bir nevi sorumluluk duygusu korkutmuştur çoğumuzu. Sırf bu yüzden büyümeyi reddeden yetişkinler, mecburiyetlerinden yetişkine dönüşmüş çocuklarla doludur yaşadığımız gezegen.

Şu da bir gerçek ki o yılların rengârenk ruh hali olan mutluluğun; okul çantasındaki kitabın ayracında, arkadaşlarınla kafede bağıra çağıra söylediğin şarkıda ya da bir film afişindeki başrol oyuncusunun suratında kolayca ortaya çıkma gibi muazzam yönleri vardır. Almak istediğiniz kıyafeti aynı kafadan olanlara göstermek için kilometrelerce yol yürüyüp ter içinde ulaştığınız vitrinin önünde yaptığınız analizler o gülüşmeler tekrarı olacak şeyler değildir aslında. Hava güzelse, yağmurluysa, tatilse ya da Eylül kapıyı çaldıysa sebeptir mutluluğa… Başlangıçta…

Sevdiğimiz dizinin dilimize dolanan repliğiyle ilgili bile onlarca cümle kurmamız, azar işittiğimiz öğretmenimize dakikalarca uzun uzun kendimizi anlatma çabamız, az konuşuyor diye yakındığımız babamızın suskunluğuyla tezatlığımızdır savaşımız. Başlangıçta…

Dut ağacına tırmanırken düşüp diz kapağımızın açıldığı o gün annemizden sakladığımız yarayı üflerken nasıl bir acı bu diye düşünmek ilk yanılgımız. Başlangıçta…

Sıkı dostlarınla aynı şehirde kazanacaksındır üniversiteyi, iyi paralar kazanıp çok istediğin spor arabaya, belki de karavana sahip olacaksındır. Tatillerde hep beraber Prag’ı, Milano’yu sokak sokak gezeceksinizdir. Hayallerinin kanatları sevdiklerini üzerinde taşıyacak kadar büyüktür. Başlangıçta…

Ha bir de dünyayı değiştirmek isteyenlerimiz vardı; aramıza çok almadığımız gözlüklü kitap kurdu, erken büyümeyi tercih eden aceleci, yalnız tayfa. Başlangıçta…

Toplumsal eşitsizliklere, dünya barışına kafa yorup hatta Victor Hugo’yu, Dumas’ı, Balzac’ı, Dostoyevski’yi arkadaşı sanan o çocuklar. Konuşurken tutuk, okurken ve yazarken nehir coşkunluğundaki çocuklar… Ne zaman büyürüz peki? Hayatla yüzleştiğimizde mi, kendimizle yüzleştiğimizde mi? Kanatlarımız yıllar geçerken küçülürken mi, üzerine koyduklarımız bir bir düşerken mi? Daha kısa cümleler kurmaya başladığımızda mı, sustuklarımız çoğaldığında mı? Yoksa yalnızlar tayfasının, eksilen kaybolan cümlelerimizden kıyıya vuranları toplayıp beyaz bir kâğıt üzerinde bir araya getirme çabalarına tanık olduğumuz da mı?

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

5 thoughts on “KIYIYA VURAN KELİMELER”

  1. Sanki büyümek denen dünyanın kapısında bir bekçi var da çocukluğunu bırakırsan girebileceğini söylüyor gibi.. hayat yada aslında toplum bize öyle şeyler dayatıyor ki bir anne ânın büyüsüne kapılıp salıncakta sallandığı için bile kendini suçlu hissedip doğru değil bu düşüncesiyle doğruluyor yani aslına bakarsak içimizdeki çocuk bizden hiç ayrılmıyor da biz onu her defasında yeniden ve yeniden terk ediyoruz gibi…

  2. Büyümek , cocukken can attıgımız şeydi. Şimdi büyüdükte noldu ki hayatın getirdigi zorluklarla yüzleşiyoruz . Sahi biz ne ara büyüdük , ne ara olgunlaşmaya başladık aslında olgunluk senin büyümenle alakalı da degil yaşadıgın tecrübelerle alakalıdır hayatı yaşayıp kendinle yüzleşmelisin

  3. Ne zaman büyüyoruz peki?…
    Kalbe dokunan güzel bir deneme… Yüreğinize ve kaleminize sağlık.🌟

  4. İçimizdeki çocuğun yaşı ile dışımızınki esitlendiginde büyüyeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.