ÇİLLE

İnsan, ya evrenden daha büyükse? Ya ruh dediğimiz 21 gramlık meçhul, uzayın bütün enginliğinden daha enginse? Koca bir kâinatı tek bir noktaya sığdıran, tek bir nokta olan sana ya tüm kâinatı sığdırdıysa? Ya mutlak olan yokluk,  varlığın tam içindeyse? Ya mutlak olan varlık, yokluğun ta kendisiyse? Ya gidişler dönüş, varışlar başlangıç, sonuçlar sebepse? Ya gizlenen âşikâr, âşikâr olan gizlenense? Ya tüm sayılar, sadece tek bir sayı, tüm çokluklar tek bir tekillikse? Ya olmak ölmekse, ya da ölmek olmaksa, ikisinin ortasındaki uçsuz bucaksız boşluk hiç uyanmamak üzere yatılan bir uykunun düşüyse? Ya hiç doğmadıysa tüm doğanlar, ya hiç olmadıysa tüm bu olanlar? Ya görmek denen körlük, beyne vurulan bir prangaysa? Ya hayâl bile edemeyeceğin bir kölelikse tüm özgürlüğün? Ya sarhoşsan, aklın yerinde değilse, sızıp kaldıysan kadeh kadeh cesedinin bir yerinde? Ya etrafta dönen dünya sabit, hiç dönmeyen gövden fıldır fıldırsa? Ya her şey hiçbir şeyse veya hiçbir şey her şeyse? Ya ışık seni aldatmak için kodlanmış bir karanlık, karanlıksa seni aydınlatmak için çırpınan nursa? Ya her arzun, başkasının arzusu, her duygun başkasının duygusu, yüzün başkasının sureti,  sana ait her şeyle birlikte sen, başkasına ait bir şeysen? Ya aynalardaki aksin sen değilsen, ya aynalar ayna değilse, ya da görmek aslında görememek demekse? Ya gayyalarda saklıysa cennet, ateşte buz, buzda cehennem? Ya tüm sevaplar günahsa ve sadece günahın kadarsa mükâfatın? Ya kapılar kilitliyse, anahtarsızsa, çaldığında açacak kimse yoksa? Ya nihayetsizse kısacık bir ömür, “kısacık” aslında ölçülemez bir uzunluksa? Ya sonsuzsan, ölümsüzsen, bölümsüzsen, sınırsızsan ya da tüm sınırlar senin sınırsızlığını sana unutturmak için çizilmişse? Ya alev yakmıyorsa, sular kandırmıyorsa, çareler çaresizse çaresizliğin karşısında ve çare de çaresizlikse? Ya tüm hatıran bir serap, tüm unuttukların, hatırlayamadıklarınsa asıl hatıran? Ya hiç kimse yoksa, sadece sen varsan ve sen var olduğun için, var eden, tüm varları  varlığınla, varlığında var etmişse? Rüzgâr senin nefesinse, denizler gözyaşların, fırtınalar öfken, insaoğlu denen milyarlarca silüet hayâlinse? Ya ıssızlıktan daha büyük bir kalabalık, kalabalıktan daha büyük bir ıssızlık bulunmuyorsa, bulunamayacaksa mahşerinde? Ya sana yalan diye yutturulanlar hakikat, hakikat sandığın en hakiki hakikatler düpedüz, su katılmamış, çırılçıplak bir yalansa? Ya Kaf Dağının ardındaysa masallarının ülkesi, ya da Kaf Dağının ardındaki o ülken masalsa? Ya başı da bir, sonu da bir, ortası da birse zamanın; yani dün bugün, bugün yarınsa ya da her şey bir ânsa, bir andaysa, bir anlıksa? Ya kaybedişlerdeyse tüm kazanım veya kazanımlarının alayı kaybedişse? Boşaysa, nafileyse, beyhudeyse aldığın her nefes ve aldığın her nefes katiliyse cana susayan cânının?

Ya o’ysa göz kamaştırıcı büyülerin ardına otağ kurmuş sevgili, ya göz kamaştırıcı büyülerle kamaşan gözlerin onu hiç göremeyecekse? Ya bulmak aramaksa, ya da aramak bulamamaksa? Ya vuslat boş vaatten ve bütün sevdan hasretten ibaretse? Ya sen yoksan, o varsa? Ya o yoksa, sen varsan? Ya o da yoksa, sen de yoksan? Ya o sensen, ya sen oysa…

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.