BOŞLUK

Eski güzel günleri özledim. Maviliği, serinliği, basitliği. Yarın ne getirecek diye düşünmeyi, ders anlatmayı, sunum yapmayı, doyasıya gülmeyi.

Kafamın içinde bir uğultu var. Kafamın içinde bir boşluk var. Kafamın içinde bir şey. Bir sabah uyandığında dönüşüme uğramış Gregor Samsa gibiyim. Ya da eski İskandinav mitlerindeki yeraltı cüceleri gibi. Boşluk, kocaman bir boşluk. Anadan üryan bir şekilde geziyor kafamın içinde. Edepsiz bir fahişe gibi küfrediyor bilincime. Yolsuz bir serseri gibi sataşıyor tüm doğru bildiklerime.

Aynaya bakıyorum sol yanımda biri var sanki. Sol yanıma bakıyorum aynada biri var sanki. Hangisinin birbirinden daha gerçek bir hayâl olduğunu bilemiyorum. Saç tellerimi teker teker tarıyor elsiz ve ayaksız gezinen kıskanç bir hayalet. Yüzü tanıdık geliyor. Küçükken bana ninniler söyleyen rahibelere benziyor ama değil. Annem midir diye bakıyorum ama annem hayatımda hiç saçımı okşamamıştı ki benim. Bir boşluk var kafamda ama bilinen hiçbir şeye kıyas edilemiyor. Ameliyatta unutulan bir makas edasıyla açılmış ağzı. Batıyor en sivri yeriyle en namahrem anılarıma. Ya bu hayalet onun ürünü ya bu boşluk bu hayaletin.

Camın arkası kapkaranlık, ışığın bile aydınlatmaya korkacağı kadar karanlık. Bir çift göz bakıyor o karanlığın en derin boşluğundan kafamın en nihayetsiz boşluğuna. Lanete mi uğradım, ah mı aldım, beddualara mı tutuldum anlamıyorum. Dışarı kaçsam boşluk içimde, içeri sığınsam boşluk dışarda. Hükmü verilmiş bir idam mahkumunun çaresizliği hakim etrafıma. Cellat mıdır bu hayalet yoksa bu boşluk mu hayaletimin celladı, soramıyorum. Korkunç bir boşluk, uçurumsuz bir uçurum. Düşmek istiyorum düşemiyorum. Hayaletim tutuyor ellerimden. Onunla bir bilinmezliğe doğru akmak istiyorum, akamıyorum. Boşluğum yapışıyor yakama, hareket edemiyorum.

Poe’nin Kuzgun’u vuruyor pencereleri. Beethoven’in sol kulağından işitiliyor mors alfabesiyle. Boşluğun uğultusunun melodisiyle dans ediyor Edinbug Kalesinin Dostoyevski artığı ecinnileri. Saatler sabaha doğru uzanırken, ben de uzanıyorum şekilsiz hayaletimin kollarına boşluk boşluk. Ve aramın neden bozuk olduğunu bilmediğim Tanrı’ya sesleniyorum; Ne olur, hatırlayamadığım boşluğumu hayaletimin fısıldadığı gayyaya çevirme. Senden başka hiç bir şey istemiyorum. Boşluğum, hayaletim ve ben. Amin diyoruz hep bir ağızdan, hiç düşünmeden. Boşluğum, hayaletim ve ben.

 

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.