Gel

Gel! Aşalım gökyüzünü incecik kanatlarla. Üstelik ebem kuşağının altında saklanan cinlerin hazinesine dokunmadan, kaf dağının yolcusu ankâyı harlandırmadan, fasulye sırığının tepesindeki devleri uyandırmadan geçelim zamandan ve mekândan.

Ay dedenin sakalını okşayalım sen yıldızlardan yapılmış salıncağında sallanırken. Yedi kandilli süreyya senin başına taç olsun, Merih’in fırtınaları benim avcumda kılıç… Girelim masal ülkesinin düş yüzü görmemiş kapısından. Alice’in harikalar diyarı tavşan deliğine sığıyor da perilerin saç örgüleriyle süsledikleri bu tılsımlı âlem, neden sığmasın kızaran gözlerimize?

Efsanelere bulansın ellerimiz ejderha nefesinden. Peter Pan’dan uçmayı öğrenmişliğimiz de var zaten. Ben Namık Kemal’in Abdullah Çavuş’unu kurtarayım, sen Halit Ziya’nın Bihter’ini. Çıkmaz sokakların köşesinde Jan Valjan’ın korkusuz ayak seslerini dinleyelim. William Tell’in attığı ok Robin Hood’un sadağından alınmış olsun. Yeniden yazalım Othello’yu ama türünü romantik komediye döndürelim, olmaz mı?

Arada muziplik de yapalım. Ben Olimpos’tan Zeus’un şimşeğini çalıp saklayayım Prometheus’un gözlerine. Sen de Asgard’ın zübüğünden yürüt uslanmaz çekicini. Kim bilir, belki Ferhat’a hediye edersin de Şirin’le kırk gün kırk gece sürecek düğünlerini izleriz arka sıralardan. Bir göl kıyısında Haşim’in çizdiği ney, Rumî’nin tornasından çıkmış olsun, oh ne âlâ!

Lambalar yapalım okşanmadan da cin çıkartan sonsuz dilek hakkıyla. Mağara kapıları inşa edelim, susamla simitle işi olmadan, sadece Ali Babaya açılan. Kırk Haramilerin kırkının da kırkı kırıp küpü inci ve mercanla dolup ulansın Keloğlan ve garip anasına. Gel! Sihir bu ya; yıkılsın cümle gerçeklik duvarları temelinden, yeni bir dünya kuralım. Fena mı?

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.