Kırık Ayna

“Bir zaman zürbiyeyken padişahın tasında,
Kurumuş bir gül oldum kitabın ortasında
Yüzüm kırık aynada yeni baştan işlendi
Kana boyandı toprak, sular menevişlendi.”

Aç yüzünü gizleme, aç öyle gel peşimden,
Örtülü çarşılarda gölgemi ezme anne!
Uyandım bir timsahın çenesinde düşümden
Boynumdaki dişleri sakın ha sezme anne!

İçimde gezegenler, kafa tutuyor ay’a
Yıldızlar küme küme, onlar atlı ben yaya
Tutundum gidiyorum güz rengi papatyaya
Yittiğim coğrafyada ne olur gezme anne!

Böyle kar duydun mu hiç; heybetli taneler sığ
Sığ taneler içimde büyüyen koca bir çığ
Sen yeşil kal her zaman, üst üste baharlar yığ
Güneşinle beslenen serçeyi üzme anne!

Kovuldum, terk edildim dünya denilen ine
Ölüm tek ticaretim takılmazsa bendine.
Bu ucuz efsaneden imgeler biç kendine
Rüzgârıma kapılıp içime sızma anne!

Ezel ebet bir çile, kadim zulmet binası
Biter mi doğruların eğrilerle zinası
Son buldu kâinatın canlıya itinası
Bulut toprağa küstü, yağmura kızma anne!

Kâğıt kalem düşmanım, sözcükler birer pusu
Hangi harfte gizlidir hislerimin tapusu?
Usanmadan bekle dur, bu müebbet mahpusu
Ölmeden mezarımı elinle kazma anne!

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.