Can Kanatlandığında

Çöp atmak için evin kapısını kapattığımda alt kattan bazı seslerin geldiğini duydum. Komşularla karşılaşmaktan kaçınan biri olarak biraz dinledim ayakkabılarımı bağlarken ve gelen sesleri analiz etmeye çalışıyordum. Periyodik olarak bir ‘’çat ‘sesi duyuyordum. Açık kalmış bir yangın merdiveni camı olduğuna karar vererek sağ elimde çöp torbası yavaş yavaş inmeye başladım. Üçüncü kata geldiğimde solumda gördüğüm bir gölgeden irkildim. Hızlıca benden uzaklaşan şeyi o anda fark ettim.

Zavallı şey apartmanın içine sıkışıp kalmış, bir yere gidemiyordu. Korkusu iyice artmış şekilde cama toslayışlarını sıklaştırıyordu. İlk girdiği noktayı bulamayışının çaresizliğiyle gökyüzünü görebildiği her yerden deniyordu şansını. Dillerinden anlayabilseydim dışarıdan gelen cıvıltı seslerinden bir anlam çıkarabilirdim.

Çıkmaya çalıştığı cama yaklaştım ve pencereyi açtım. Serin havayı hissetmiştim ki kanat çırpışları hızlanarak üst katlara yöneldi. Can havline benzer bir telaşla yüzüne çarpmasına rağmen aynı cama tekrar tekrar çarpıyordu. Tek amacı apartmandan çıkmak iken şimdi birde bir yabancı çıkıp gelmişti ve benden kaçmak önceliği olmuştu.

Her teşebbüsle gelen ‘’ çat ‘’ sesi burnumu sızlatıyordu, bir cam kapıyı görmemişim de çarpmışım gibi.  Ben olduğu cama yöneldikçe o daha sıkı kapalı camlara doğru uçuyordu.

Bir ara sesler kesildi. En üst kata çıktığımda onunla karşılaşmak istemiyordum, tüm umudum en üst katın camının açık olduğundaydı, fakat cam kapalıydı. Yorgun kanatları ve acı çeken gagasıyla merdivenlerin kenarına tünemiş bekliyordu. Kalp atışlarını uzaktan hissedebiliyordum, küçücük bedenini bir aşağı bir yukarı sallayacak şiddetteydi.

Geldiğimi görünce tekrar havalandı, üzerime doğru geldiğinde şaşırmıştım ama kulağımın yanından uçarak alt katlara yöneldi. Denemeye devam ediyordu, yorgundu, yaralıydı besbelli.

Açık olan camın olduğu kattan küçük vücudunu çuval gibi vuruşunun sesi geliyordu. Camın bir kanadı açıktı ama o yineleyerek kapalı kanada vuruyordu bedenini. Camı kırabileceğine inancı var gibiydi. Ya da artık bir şey hissetmiyordu.

Biraz zaman geçmişti ki kaç kez aynı cama tosladığını sayamadım ama ona doğru atıldım çünkü fiziksel bir ağrı hissetmeye başlamıştım yüzümde. Son çare onu açık pencereye kadar kovalamaya karar verdim. Montumu çıkardım ve bir kumaş parçası edasıyla gitmesini istediğim yönden başka bir yöne uçmasını engelledim.

Ve bir alt kata uçmaya başladı. Artık ses kesilmişti, çıktığından emin olmak için tüm apartmanı gezdim. Çıkış yolunu bulmuştu. Komşularla karşılaşma endişem geri gelmişti, elimdeki çöpü fark edip hızlıca apartmandan çıktım.

Uçuşan güvercinler serçeler gördüm, belki çıktıktan sonra iyi adam olduğumu anlamıştır o serçe diye düşündüm. Dallara tünemiş alınan nefese derinlik katan o şarkılarını söylerken kendi dillerinde, bana teşekkür ediyorlardır belki dedim kendime.

Çöpü kutuya atıp eve doğru yürüdüm. Burnum içten içe sızlıyordu ama anlam veremiyordum.

Apartmana girdim, her katta camları tek tek kapattım. Bir delik bulup girmesin buraya ait olmayan hiçbir şey diye.

Tüm camları kapatıp eve yöneldim. Kapıyı açtım eve girdim.

Ağlamaya benzer bir ses duydum ve hızlıca ayakkabılarımı bile çıkarmadan salona koştum. Annem tekerlekli sandalyesinden düşmüş yerde ağlıyordu. Burnu kanamış yüz üstü yatan küçücük bedenini kaldırdım koltuğa yatırdım, su içirdim. Yüzünü temizledim, saçlarını öptüm.

Hala ayakkabılarımla olduğumu o anda fark ettim. Ayakkabılarımı çıkardım, dış kapıyı açtım. Ayakkabımı yere koyarken gözüm sağımdaki camın önüne ilişti. Serçe orada öylece yatıyordu. Heyecandan atan kalbi atmaz olmuştu.

Annemin düşmesine de serçenin can vermesine de canım sıkılmıştı. Kapıyı örtüp içeri girdim, annemi kontrol etmeye salona gittim, annemin cansız bedeniyle orada karşılaştım. Nasıl öldüğünü bile hatırlayamayacak durumda bir serçe gibi can vermişti.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.