Aç Kapıyı Galip Abi

Kapı Açılsa Olmaz Mı?

Çok istiyorum aslında gidip dolaşmayı, ne olmuş ne bitmiş, neler değişmiş. Ama o tozlanan rafları silemeyeceksem, kırılan eşyaları toparlayamayacaksam, köşeyi döndüğümdeki o iki kapının arkasında bulamayacaksam cimcimeliklerimi, ne gerek var dimi… Hoş köprüden iki atım öteye gitmeye bile mecalim yok benim. O kapı tekrar ne zaman açılacak ki, ben evimi çok özledim.

İnsanın evi gibisi olur mu hiç dimi?.. Bahçede koşmayı, bisiklet sürmeyi, top oynamayı, bir ucundan bir ucuna seslenmeyi hepsini çok özledim. Birlikte pide yemeyi, kar helvası kaşıklamayı, dut toplayıp yemeyi, o kocaman ağacın yeşerirken döktüğü pembe çiçeklerinin manzarasını… Aç kapıyı Galip abi ben geldim. İçeride birkaç eşyamı unutmuşum. Dolapta pembe puantiyeli eşarbım, askıda lacivert hırkam, duvarda aslında o teknikte istenmemesine rağmen öyle çizdiğim resmim kalmış. Sağlam mıdırlar acaba hala… Çoktan çöpe gitmiş de olabilir. Boyaların olduğu odada günaydınlarım kalmış, hemen karşı odada kahkahalarım; koridorda sesim, bahçede sevincim kalmış. İki dakika alıp çıksam olur mu? Çok gezen bir kardeşim var ya hani, çok üzgün o, çok ağlıyor. Salondan iki umut alıp çıksam onun için? Sonra hani boncuk boncuk gözleri olanımız vardı hani… Acıkmıştır o ama boğazı düğümlenmiş, başka yerde de yemek yiyemiyor artık. Toplanıp bahçede mangal günü yapsak yine, köfte ekmek, malum çok severiz. Ben biraz boyalarla ilgilensem o arada, başka ne yapacağımı bilmiyorum çünkü. Boyamaya, çizmeye devam etmeli miyim ondan da emin değilim. O kapıdan çıktığımdan beri en iyi öğrendiğim şey hiçbir şeyden emin olmamak oldu.

Aslında her şey sandığımdan çok daha farklıymış. O duvarların içinde sandığımdan çok daha büyük bir sevgi varmış meğer. Aslında ben en çok orada mutluymuşum. En çok orada gülmüşüm, en temiz orada ağlamışım. Bir şeyi yaşamadan öğrenmek olmuyormuş. Sayısız hikâyeler dinledik orada ve şimdi o hikâyeleri yaşıyoruz. Dinlemesi kolaymış ama yaşaması zor. Meğer bu duvarların ardı ne kadar pislikle doluymuş. Sandığım kadar kolay değilmiş sürekli iyimser olmak. Karamsarlaştığımdan değil de, bazı şeylerin gerçekten hiçbir iyi yanı yokmuş. Her ağlayana sarılmak öyle kolay değilmiş, mesafe denen gerçek bir yana, insan bazen o teselliyi kendisi arıyormuş. Ama bazı şeylerin tesellisi yokmuş. Öyle olması gerekmiş, öyle olmuş. Şu anda da bir şeyler oluyor, böyle olması gerektiği için oluyor yine ama insan yine de “her şey daha başka olabilirdi” demeden duramıyormuş.

Ait hissetme duygusu sandığımdan çok daha önemliymiş meğer. İnsanın evim diyebildiği en güzel yerdeki tat tekrar gelene kadar yaşadığın her yer misafirlik gibi oluyormuş. Kapı açılsın artık lütfen… Dışarısı çok yabancı, çok fazla geçici, çok fazla geçirici… Dışarıda çok fazla mutsuz kalan var, çok fazla acı var. bu kadar acıyla ne yapılır ki, kime ne söylesem eksik, kime ne desem etkisiz… Hiçbir şey demeden dursam her an yanımızda olduğumuzu bilmek yetmiyor çoğu zaman. Evet sadece bir telefon uzakta, ama konuşmaya mecali kalmayanlar kulübü burası. Kendini ifade etmeye kelimesi tükenenlerin diyarı… Sevinçlerim evimde kaldı be abi, insan ait hissedemediği yerlerde ne kadar tutunabilir ki? O kapıdan çıktığımdan beri evsiz, yersiz, yurtsuz gibiyim. Savrulduğumuz her duvarın sığınmacısı, aslında öyle olmadığını öğrendiğimiz her hissin yabancısı… Bu kadar yabancılıkla ne yapılır ki? Herkes cahil ama bilgi cahili değil, duygu cahili. Sevmeyi bilmeyen sevilmenin cahili, ağlamayı bilmeyen gülmenin cahili, sakinliği bilmeyen öfkenin cahili… Soran olursa herkes biliyor zarların hileli olduğunu ama herkeste at gözlükleri. Ama bu cahilliklere de yapılacak hiçbir şey yokmuş işte… Sadece kapı açılsa ve evime geri dönsem olmaz mı?..

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Aç Kapıyı Galip Abi”

  1. Ellerine emeğine sağlık kuzum rabbim daha çok yazılarını görmek nasip etsin inşallah

  2. Her cümlesinde farklı bir duygu hissettirdi. Çok ama çok güzel yazılmış bir yazı olmuş ❤️❤️❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.