KLOROFİLİM BİTMİŞ

Doğayla benzerliğimiz çoktur. Belki de bu yüzdendir sık sık kendisine kaçışımız. Belki de bu yüzdendir darlandığımız her anda pencereyi açışımız. Ve belki de bu yüzdendir gözyaşlarımızı akıtacak bir nehir arayışımız. Kendimizden olan her şeyi bağrımıza basarız ya hani, sanki öyleymiş gibi gökyüzüne kollarımızı açışımız. Sevdiğine benzemek fıtratı kabilmiş. Belki de bu yüzdendir kendimizi kâinatla kıyasımız.

Yan yana duran evler misali sıra sıra dizilen ağaçlara hayretle bakarım hep. Dip dibe duran ağaçlar, yan yana duran evlerin timsali gibi. Karşılıklı iki ağacı gördüğüm zaman arasına salıncak kurmaktan daha başka fikirler canlanır zihnimde. Bir arkadaşını kahve içmeye çağırırsın da sohbet edersin ya hani, belki de anne babalarından izin alıp da ziyarete gitmişlerdir birbirlerini. Ağaçlar da sohbet ediyordur bizler gibi. Neden olmasın ki? Market alışverişinden dönersin ve evinin kapısından girerken komşunu görürsen de ” bir el atıversen de şu poşetleri üst kata kadar birlikte taşısak” dersin ya bazen. Aynı mahallede ikamet eden ağaçlar da sularını taşırken “Bir el atıver de komşum, üst dallara kadar iletelim şu su damlacıklarını” diyor olabilirler mi? Neden olmasın ki? Karşılıklı oturan kapı komşuları gibi, onlar da birbirlerine çat kapı git gel yapıyorlarmıdır? Tuza ihtiyacın olur da yan kapıyı tıklatırsın ve rica da bulunursun ya hani. Belki de çınar ağaçlarının da vardır böyle bir adeti. Yer altındaki kökleriyle, birbirlerinin kapısını çalıp “bende klorofil az kalmış, biraz verir misin?” Diyor olabilirler mi? Neden demesinler ki? Bazen gözümüz çarpıyor ağaç dallarına yuva yapan misafirlere. Evimizi açtığımız eş, dost, akraba gibiler. Ailemiz nasıl bizim köklerimiz ise ağaçların kökleri de dallarındaki misafirleri olabilir. Belki onların da vardır aralarında akrabalık ilişkileri. Yakın arkadaşımızın çocuğuyla evladımız iyi anlaşır ya. Birlikte oynamak isterler. Hoplayıp zıplayıp eğlenirler. Her yuvanın meyvesi çocuklardır ya hani. Meyveleri birbirine geçmiş ağaçları görünce aklıma geliyor; acaba biri diğerine “Haydi gönder seninkini de çocuklar birlikte oynasın.” Diyor mudur? Üst üste geçen dallar ve yapraklar gibi ordan oraya zıplayan çocuklar misali birlikte oynuyor olabilirler mi?

Belki de okurken ne diyor bu kız diyorsunuzdur. Zihin işte. Hayal ediyor. Şimdi desem ki ileride karşınızdaki insanın zihninden geçenleri okumak mümkün olacak. Şaşırmayız pek. Ama ben şaşırıyorum. Kendi zihnimizi okumak daha şaşırtıcı geliyor. Bir serbest bıraksak kendimizi, neler hayal edecek. Biraz beslesek zihnimizi ne fikirler üretecek. Varsın gerçek olmasın. En azından düşünmüş oluruz. Düşündüğümüz için de var olmuş oluruz. Hayal ettiklerimiz bakarsınız gerçek olur. Kim bilir belki gerçek hayal, hayal de gerçek olmuş olur.

 

 

 

 

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

1 thought on “KLOROFİLİM BİTMİŞ”

  1. Dogaya bakarken degisik bakis acilardan bakmaktan cok hoslanirim. Ama bu bakis acisindan hic aklimin ucundan bile gecirmemistim. Artik agaclara eskisi gibi gormeyecem sayenizde. Cok guzel olmus ellerinize ve agziniza saglik. ♥️♥️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.