Boncuktan Kuş

Mart ayının ortalarıydı, hastane odasının camından dışarıyı seyreden, 9-10 yaşlarındaki Azra ayakta durmakta zorlanıyordu.

Homurtular çıkaran kızgın gökyüzü, belli ki yine açacaktı musluklarını. İçini bunaltan bu havaları pek de sevmiyordu. Tek kişilik küçük oda haftalardır hücresi olmuştu sanki. Metal ağırlıklı hantal görünümlü yatağın, hemen yanındaki soluk renkli çekmeceli komidin üzerinde, anne-babasıyla çekildikleri fotoğraflar duruyordu. Mini buzdolabı, tekli koltuk ve lavabonun olduğu kısımla hareket alanı oldukça sınırlıydı.

Son aylarda oldukça kilo kaydetmiş, saçları dökülmüş, bulantılar ve ağrılar dayanılmaz hale gelmişti. Annesi haftada bir kez evlerine birkaç saatliğine gider, temiz çamaşır ile gereksinimlerini alıp getirirdi.

Küçük kız annesinin gidişiyle, takındığı güçlü maskeyi çıkarır, kısa süreliğine gözyaşlarını özgür bırakırdı.

 

Tam da o vakitlerde aynı durumda olan diğer kişiyse, Büşra hanımdan başkası değildi…

 

Hasta çocuk, dermanı kesilmiş ayaklarındaki acıya rağmen bir kaç adım attı, sağ köşesinde renkli balonların olduğu beyaz çerçeveli resimliği aldı eline. Kocaman gülümseyişiyle ona sarılmış, dünyanın en yakışıklı, en pamuk seker kalpli adamına bakıyordu şimdi…

Babasına…

İçindeki özlemin ağırlığı cüssesinin tonlarca kat üstündeydi. Muhtemelen babası yanında olsaydı; gökyüzü homurdanmayacak, şarkı söyleyecekti. Duvarlar geceleri kesik başlı canavarlar gibi üzerine gelmeyecek, çekileceklerdi.

Vurulduğu sayısız iğne, kemoterapi canını bunca yakmayacaktı. Ve hatta lösemi kaçacak delik arayacak, arkasına bakmadan çekip gidecekti.

Babası ölen ya da uzakta olan çocukların, babalarıyla birlikte gördükleri akranlarına bakarken hissettiklerini, tasvir edecek bir cümle henüz en başarılı yazarların bile çözümleyemediği bir giz olarak beklemekte.

Servisteki diğer çocukların, babalarıyla olan paylaşımları, Azra’nın yalnızlığını yüzüne vuran, daha çok içine kapanmasına neden olan etkenlerden en büyüğüydü.

Bir bayram sabahında rengârenk kıyafetleri içindeki kızın, babasının elinden tutup, gülümseyişini olup olmadık yere düşürürken, onu sessiz sedasız izleyen yamalı elbiseli, mendil satan diğer kızın hissettikleri nasılsa biraz öyleydi işte…

Komidinin minik çekmecesini açtı, en üstteki babasından gelen son mektubu aldı. Ellerinin üzeri, kollarının belli bölümlerindeki iğne izlerinin yerleri, morun her tonunu anlatıyordu.

İlk sayfadaki Kara kalem çizilmiş resme baktı uzun uzun.

Ormanın içinde bir kulübe, kulübenin önündeki bahçede masa, baba, anne ve çocuk gülümseyen yüzleriyle. Ağaçlarda kuşlar, kelebekler…

Muhtemelen babasının olduğu yerde boyalı kalemler yasak olduğundan renksizdi resim.

Yaz ayını çizmişti babacığı, ama sarı renk olmadan güneş, yeşil olmadan ağaç, mavi olmadan ev, turuncu kahve olmadan kelebekler nasıl olursa o kadardı işte…

“Canımın içi güzeller güzeli kızım. Sana olan özlemimi ya da sevgimi anlatabileceğimi sanmıyorum ama deneyeceğim.

Hayatım boyunca iki kez çok mutlu oldum… İlki doğduğun gündü, seni kucağıma aldığımda, o güne dek güzelliğine benzer herhangi bir şey gördüğümü İnan hatırlamıyorum ( Annen hariç ). Minik ellerine, yüzüne dokunurken dahi, zarar göreceksin korkusuyla içimin titrediğini şu an bile hissedebiliyorum. İkincisi de baba dediğin gündü. Baba… Kendi babama bu güne dek belki milyonlarca kez söylediğim bu kelimeyi senin ağzından duymanın, mutluluğu paha biçilemezdi, inan yavrucuğum.

Benim için üzülme iyiyim ben. Biliyor musun boncuktan kuş yapmayı öğrendim. Sana çok güzel rengârenk bir kuş işledim. Her boncuğunda duam ve sevgim var…

 

Azra’nın gözyaşları kâğıda düşmeye başladığında, kelimelere değiyor, harfler esneyip biçim değiştiriyor ve ara ara siliniyordu.

 

Baba dedi baba, yutkundu yine baba dedi…

Büşra Hanım kapının önündeydi, hemşireyle konuşuyordu, tedavinin bu aşamasındaki uygulamalarla ilgili bilgi alıyordu.

İçerden hırıltıyla karışık kesik kesik sesler duyup koştular küçük kızın yanına.

⁃          Annem iyi misin?

⁃          Kuş, boncuk – baba

⁃          Hemşire hanım, ne oluyor?

 

Telaşlanan hemşire Azra’nın kayan gözbebeklerini ve titreyen vücudunu görünce, koşarak çıkmıştı odadan, doktoru çağırmak için.

Elini tuttu annesi kızının, annem kuzum diye seslendi.

⁃          Boncuk- kuş – baba,  dedi tekrar. Elinde tuttuğu mektubu bırakmadan mırıldanıyordu çocuk.

Bu hafta defalarda okuduğu mektuptaki kelimeler yapışmıştı sanki solgun dudaklarına.

Küçük başı yana doğru düştü, ayakları uzadı, kolları gevşedi. Gözlerinin kıyısında bir iki damla yaş vardı ve elinde sıkı sıkıya tuttuğu babasının mektubu.

 

Gökyüzü homurdanıyordu, duvarlar kesik başlı canavarlar gibi odayı istila ediyordu.

Beklemenin ızdırabına yenilmiş küçük bir yürek, rengârenk kuşların olduğu uzak ülkeye göç ediyordu.

Şehre yağmur yağıyordu…

 

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞAR

KLASİK YONTMA

Tarifsiz Adımlar

HÜZÜN İSTASYONU

4 thoughts on “Boncuktan Kuş”

  1. … hissettiklerini, tasvir edecek bir cümle henüz en başarılı yazarların bile çözümleyemediği bir giz olarak beklemekte… yazmışsınız ama öyle derinden hissettiriyorsunuz ki keşke devamı gelse diyor insan🙏🏻🙏🏻

    Kaleminize sağlık❤️

  2. Hikâye çok güzel emeğinize sağlık bi an kendimi azranin yerinde buldum. Bende babasına çok düşkün biriyim ve hasta olup (üstelikte lösemi gibi bi hasta) babanın yaninda olmamasi gerçekten cok üzücü.

    Bide bi sonraki hikayeniz mutlu sonla bitse olurmu 😭

  3. Şu anki yağmur şehre değil, yüreğime yağıyor… Kimbilir kaç kişi boncuktan kuş yapıp gönderdi sevdiklerine. Kiminin penceresine kondu, kiminin ellerine ve bazılarınında en değerli hatıralarını sakladığı o ahşap minik sandığın içine.. Ve bazande böyle miniminnacık avuç içlerine… Uçup giden boncuk kuşlar geliyor aklıma. Bir yerlerde can kırılıyor, helvasının başka evlerde pişip, kokusunun yüreğimizi yaktığı…. Hiç bir çocuğun, Ana-Babasından ayrı kalmaması Dûasıyla…..
    Yazdığın her kelimenin hissettirdiklerine teşekkür ediyorum Dostum….💜

  4. Azra’nın yerinde olan milyonlarca çocuk sevgi eksikliği,Özlem,hasret çekiyor.
    Sevgi ne kadar güçlüyse Özlemde bu duyguya dahil degil mi?
    Hiç bir çocuğun annesiz ve babasız kalmaması dileğiyle..
    Yüreğine sağlık emeğinize sağlık🙏🏻
    Heyecanla diğer yazılarınızda buluşmak dileğiyle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.