The Sky İs Pink

İMDb: 7,6
Yönetmen: Shonali Bose
Oyuncular: Priyanka Chopra Jonas, Farhan Akhtar, Zaira Wasim, Rohit Saraf

“Kimse için gökyüzünün rengini değiştirmene gerek yok. Herkesin kendi gökyüzü vardır. Ben de gökyüzümü kendi istediğim renge boyadım. Eğer pembe olduğuna inanıyorsan pembedir.”

Henüz 18 yaşında iken düşük inmün sistemi hastalığı olarak bilinen “Pulmoner Fibroz”dan dolayı dünyadan ayrılan Aisha Chaudhary’nin ve annesi Aditi Chaudhary’nin biyografik filmidir. 15 yaşından ölümüne kadar Ted Talks gibi farklı farklı platformlarda motivasyon konuşmaları yapan Aisha’nın son günlerinde çizdiği resimlerinde bulunduğu hikâye kitabını da yayınlanmıştır. Film, gittiği yerden tüm severlerine seslenen Aisha’nın başta ebeveynlerinin sonra abisi ve kendisinin hayat hikâyesini anlatmasıyla ilerler. Filmde hikâye anlatan birilerine alışkınız ama artık dünyada olmayan birinin gözünden izlemek çok daha başka tabi. Son dönemde nadir rastlanan SMA, akciğer sertleşmesi gibi hastalıkları sosyal medya sayesinde daha çok duymaya başladık. Ailelerinin kendilerini anlatabildiği kadar onların da hikâyelerini öğrenebiliyoruz. Aynı onlar gibi nadir görülen pulmoner fibroz hastalığı yüzünden iki kızını da kaybeden bu ailenin hikâyesini muhteşem oyunculuklar sayesinde de her detayıyla görebiliyoruz. Filme geçmeden önce tüm hasta çocuklar için şifa ve aileleri için sabır diliyorum.

“Hayatı dolu dolu yaşadığın anlar var. Ve o anda olduğunuzda, hayatın en harikulade şey olduğunu anlarsınız. Hayat bana böyle anlar vermedi, Moose ve Panda onları benim için yarattı.”

Ebeveynler Aditi ve Niren Chaudhary’nin tekrar bir çocukları olacağını öğrenmeleri onlar için çok korku dolu bir haber olur. Çünkü genetik bir problem olarak çocuklarının yüzde elli hasta doğma ihtimali vardır. Aisha ailesinin bu sorunlarından başlar hikâyeyi anlatmaya. Fakat ses çok neşeli, belki biraz şımarık sayılabilecek bir çocuğa aittir. Dram izlemeyi bekliyor insan konuyu duyunca ama ortada çok neşeli iki çocuk var. İlk olarak onlara taktığı Moose(annesi), Panda(babası), Giraffe(abisi) lakaplarını anlatıyor. İlik nakli ile uzun soluklu bir tedavi sonrası iyileşebileceğini öğrenen ailenin Londra ve Hindistan arasında yıllar sürecek macerası başlar. Bir gün gerçekten iyileşir ve memlekete dönerler. Tâ ki bir yılbaşı gecesi tedavinin yan etkisi olan akciğer yetmezliği ortaya çıkana kadar. Gerçek hayatta çocuğu olmamasına rağmen; kendini unutup ömrünü çocuğuna adayan onun için her türlü şeyi yapmaya hazır bu çılgın anne Priyanka Chopra tarafından muhteşem canlandırılmış. İçinde yufka gibi yüreği olan bir Moose(geyik) olsa da tüm insanlığa karşı bir kaplan gibidir. Anne baba ve abi Aisha’nın tüm hayalleri gerçek olsun diye uğraşırlar bu kısım alışkın olduğumuz bir kurgu. Farklı olan kısım çok neşeli oluşları, acının içinde boğulmaya fırsat tanımamaları. Her an ve koşulda en büyük amaçları birbirlerini daima gülerken hatırlamak. Film genel olarak yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide devam eder, sonu da başta bahsedildiği gibi sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu sadece Aisha’nın değil ailesinin de yolculuğu ve onların ki devam ediyor.

“Orada olmadığım zamanlarda bile orada olacağım, sonsuza dek.”

Aditi ilk kızında olduğu gibi Aisha’nın da acı çekmemesi için tüm hayatını onunla bütünleştiren, kendine dair bildiği her şeyi unutan bir annedir. Zaman zaman çocuklarını çok sıkboğaz eder bu yüzden abisi üniversite için Londra’ya gider. Fakat ilgi çeken kısmı bu tür ailelerin işlendiği kurgularda hep dışlanan sağlıklı çocuk olayı görülürken aksine burada öyle bir şey yoktur. İki çocuklarını da olanca sevgiye doyururlar. Oğlundan ayrı kaldığı zamanlarda her gün onu da mutlaka arar. Onlara psikiyatrinin de tavsiyesiyle video günlüğü çeker yollar. Hasta kızlarının da cam fanus içinde dünyadan uzak büyümesinden ziyade dünyanın içinde herkesin yapabildiği şeyleri yapabilen biri olması için uğraşırlar. Anne baba olarak kendi aralarında sorunlara yaşasalar da bir şekilde hallederler. Abi İshaan’da da kız kardeşini kıskanma gibi bir durum olmaz. Hatta o çılgın ailede onu en iyi anlayan kişi abisidir. Öyle ki ebeveynlerinden gizlemeye çalışsa da “ölmek istemiyorum, korkuyorum” demek için onu arar. Duygusal bir sahne gibi geliyor kulağa dimi, sonu öyle olsa da İshaan korkan küçük kardeşine öyle şeyler söylüyor ki gülmemek gerçekten elde değil. Çok gerçek bir trajik yönü olsa da çoğu sahnede bol bol kahkaha atacağınız bir hayat hikâyesi bu film. Ölümüne günler kala hafta boyunca sadece 16 saat uyuyan anne Aditi en sonunda kriz geçirince bir hafta akıl hastanesinde tedavi olmak zorunda kalır kızına o halde görünmemek için. Aisha ise neredeyse bir ressam. Meğer odasında gizli gizli çizgi roman gibi resimli bir hikâye kitabı bile yazmış. Kitabı gören baba Niren ise hem kızına hem eşine sürpriz yapmak için bir yayıneviyle anlaşır ve en kısa sürede basılması için çalışmalara başlarlar. Son nefesinde basılan kitabını görebilir ve Aisha konuşmacılıktan yazarlığa terfi ederek ayrılır.

“-Tanrı bizim acımızı neden görmüyor? -Tabii ki acılarınızı görüyor ama onunkileri de görüyor.”

Film Aisha’nın dilinden ebeveynlerinin yaşamı demiştim, o yüzden gökyüzünden ailesini izlerken onların yaşadıklarını anlatmaya devam ediyor. Sonrası da çok ayrı bir mücadele onlar için. Aditi Aisha olmadan yaşamayı bilmiyordur, Niren ise yaşamak için unutmayı seçenlerdendir. Haliyle aralarında çatışmalar da yaşanır ve bu Aditi’ye hep ilk kızı Tanya’yı hatırlatır. Onun gidişi için de eşini suçlar hale gelir. Yine Tanya’yı hatırladığı sahnede hastanede onun için ümit yok dendiği güne gider anılarında. Kucağında ağlamaktan bîtap düşen küçük Tanya ile kendini dua odasında bulan Aditi orada dua etmekte olan kişiye Tanrıyı sorduğunda aldığı cevap onun düşüncelerini tamamen değiştirir. Biyografi filmlerini sevenler bilir biraz ağır ilerler bu türdekiler. Bahsi geçen kişilerin anlatacaklarının ne zaman nasıl biteceğini bilemezsiniz. Haliyle bu yüzden çok akıcı bir değil. Priyanka Chopra, Zaira Wasim, Farhan Akhtar ve Rohit Saraf’ın muhteşem oyunculukları işlenen her duyguyu sonuna kadar izleyiciye geçiriyor. Onlarla kahkaha atıp, onlarla korkup, onlarla sevinip, ağlamaktan kendinizi alamıyorsunuz. Bu filmin çekilmesini ise gerçek Aditi Chaudhary film şirketine başvurarak istemiş. Hikâyeyi duyan yapımcılar filmin Aisha’nın diliyle anlatılmasını istemişler. Aisha ölmeden önce filmi izleyebilmeyi çok isemiş. İki hafta kadar sette karavanlarda durmuş. Filmin müzikleri de Aisha’ya özel bestelenip yazılmış. Aile üyeleriyle günde sekiz saate varan röportajlar yapılmış senaryo için. Yönetmen Shonali Bose da zamanında oğlunu kaybettiği için bu hikâye için özel olarak çok ilgilenmiş. Bu yüzden olmalı ki film ebeveynlerin yaşadıklarına daha çok değinmiş. Priyanka Chopra Filmfare Awards’da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alırken Zaira Wasim de “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülünü aldı. Priyanka Chopra bu filmdeki performası üzerine İMDb de hayranların oylamaları ile “Starmetre” ödülünü de kazandı. Film ayrıca Chopra ve Akhtar’ın yarısı Türkiye’de çekilen Dil Dhadakne Do filminden sonra birlikte oldukları ikinci filmleridir. O film de güzeldir tavsiye ederim. İki kız kardeşini gökyüzüne uğurladıktan sonra rengini pembe ilan eden İshaan ise onlar için çalışmaya ve üretmeye devam ediyor. Hem Hindistan’da hem Londra’da farklı bölgelerde çekilen filmde 25 yıllık bir serüven sizleri bekliyor. Şimdiden herkese iyi seyirler.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.