Sanrı

“Her şeyin donuklaştığı zamanlarda sen içimde parıl parıldın.”*

Kim aydınlatır geceyi?
Karanlık kaldı.
Üzerine rakamlar bıraktığım dünya
beni hepsine pişman etti
Elinden geleni ardına koyma dedi,
Görürüm ben deli köşelerini.
Birime on ekledi, yanıma bırakmadı
Kalbimden geleni burnumdan getirmekte hünerliydi, geciktirmezdi hesabını.
Erkek bahçeleri vardı dünyanın
Korkmuyordum.
Gülbahar ile Ahmet’in kaderine şahit olmuştum
Zehra kızın güzelden uykusuna.
Gövdemi mesken eyleyen gurbet
Gövdeme açtığı uçurumun adını Sehel koymuştu
Korkmuyordum bu yüzden
Safımda hep bi farklı, kanımda deli
ve kabıma sığmazdım
İşaret edilirdim ve bulanırdı sularım
Didiklendikçe kimliğim, durulduğuna hiç rastlamadım.
Sar beni soluksuz düştüğüm gece köşelerinde
Nefesi tıkandığında kısa ömrümün.
Kahırdan enkaz tozu bu boğulduğum
Gözlerim ferden mutlak, ölü elleri ellerim
Çırpınmaya yabancıyım kanatlarım yorgun
Çok küskün çok ağırdan bir yıkım oldum.

Erkek bahçeleri vardı dünyanın
Ama korkmuyordum çünkü ben
Yüreğimi elime alıp da uzanmıştım o dallara.
Ben dünyaya inanmıştım Eva
Kalbim bu cihâna sığar sanmışım.

 

*Cihan Duran

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.