Özbek Edebiyatının Bugünü

21. asrın yüzde yirmisini tamamlamış bulunuyoruz. Bu asırda belki binlerce edebiyat eseri basılmış olabilir. Maalesef bu eserler arasında bizimle dertleşebilecek bir eser bulmak NASA ile aya çıkmak kadar zor. Bu yüzden 20. asırda yaşamış, yazdıkları eserlerle gönlümüzü fetheden Mirzakalon Ismoiliy, Cho’lpon ve Abdullah Qodiriy gibi yazarlarımızın eserlerini onlarca defa okuyup, bazılarının sosyal medya üzerinden tiyatrolarını izleyerek hâlâ özlemlerimizi gidermeye çalışıyoruz. Yine de zaman geçtikçe tekrardan o eserleri okuma ihtiyacı duyuyoruz. 20. asırda bir eser basılmadan önce yüzlerce teftişten geçirilir, tecrübeli yazarlardan fikirler alınır, yanlışlar ve eserlerdeki boşluklar doldurulur ve sonra basılırdı. Bu yüzden belki elimize Muhammad Yusuf’un güzel şiirlerinin toplandığı bir kitabı alıp okuduğumuzda o şiirler kalbimizde sanki ebediyen mühürlenirdi. Başka bir örnek: Mirzakalon Ismoiliyn’in Farg’onada Tong Otguncha (Fergana’da Sabah Olunca) eserini okuduğumuz zaman günlerce eserdeki kahramanları eleştirir veya savunur, kendimizi eserdeki kahramanlardan birisi olarak hisseder ve eserle birlikte yaşardık. Peki, şimdi ne oldu? Edebiyat sadece bir grup şahsı övmekten mi ibaret? Parlamentoda kürsüye çıkıp fuzuli vatan övmekle mi sınırlı? Aslında Abdunabi Abdiyevn’in fikirleri ne kadar anlamlı… O diyor ki: Mükâfat için yazılan eserler sanki Sovyetlerdeki sosyal gerçekliğin yeni bir formla karşımıza çıkması gibi. Bir anlamda komik ama çok ürpertici! Devam ederek şöyle diyor: Şimdi bastırmak için yayınevine kitap vermek de bir ticaret oldu. Yayınevi sayısı yağmurdan sonra çıkan gereksiz ve insana zarar veren mantara benzer. Yazara lazım olan şey cebine girecek akçe ve hâmi (sponsor). Yani Türkiye diliyle, “Amca, Dayı…” gibi torpil olması yeterli… Yeni nesil yazarların kendi aralarında övünmeleri ise şaşırtıcı. Sayı önemli hâle geldi, kalite kelimesine artık hepimiz Fransız’ız veya yabancıyız demek belki doğru olur. Belki sadece yeni yazarları suçlamak doğru olmaz. Sonuçta Sovyetlerin kendini göklere çıkarma politikası; kabaca söylemek gerekirse yalakalık yapan bir grubun ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bununla birlikte piyasada nasıl bir kitap varsa biz de onu okur ve onunla ruhumuzu doldurmaya çalışırız. Ve son dönemlerde toplum olarak kaliteli eserleri göz ardı etmeye başlıyor olabiliriz. 21. asırda Özbek Edebiyatı kalitenin yerini sayı üstünlüğüne bırakmış durumda. Her şeye rağmen az olsa da bugünlerde okuyabileceğimiz eser yok değil. Örnek olarak; Primkul Qodirov’un Yulduzli Tunlar (Yıldızlı Geceler) adlı kitabı beni çok etkileyen tarihî eserlerden birisidir. Bu eserde yazar Temurilerin inkırazını ve ilim-irfan merkezi Maveraünnehir’in taht kavgası sonucu nasıl kısa zamanda parçalandığını ayrıntılarıyla anlatmıştır. Biyografi açısından, Afg’on Shamoli (Afgan Rüzgârı) Ishokjon Nishonov’un kalemine mensuptur. O, terör organizasyonlarında çalışan Gofur (Gafur) isimli gencin hayatını aydınlatmaktadır. Sovyetlerin son dönemlerdeki mafya savaşlarını ve onların hayatlarını anlatan “Shaytanat” eseri sosyo-siyasi açıdan çok etkili kitaplardan birisidir. Ayrıca bu eserde başkahramanın Sovyet hükümetinin babasını Gulaglara vatan haini suçlamasıyla götürmesi ve toplumun onu aşağılayıp dışlaması akabinde psikolojik etkilenmelerinin sonucu mafyaya dönüşmesini çok etkili anlatmıştır. O’tkir Hoshimovning “Ikki Eshik Orasi” (İki Eşik Arası veya İki Eşik Ortasında) eserinde dünya savaşının Özbek halkına getirdiği külfetler, şahıslar üzerinden canlandırılarak gösterilmiştir. Eserde insan ve vatan sevgisi ön plana çıkıyor. Bu yazımda Özbek edebiyatının günümüzdeki durumuna kısaca değinmek istedim, faydalı olacağını umarım.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

1 thought on “Özbek Edebiyatının Bugünü”

  1. Faydalı içerik için teşekkür ederiz Said Bey, kaleminize emeğinize sağlık selamlar🌷

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.