Kiminleyiz?

Siyah, beline kadar olan saçlarına fön çekilmiş kız bu gün hokka burnuna hızma taktırmış. Sağ göğsünün üzerine yaptırdığı birkaç kuş dövmesi gözümden kaçmadı.  Hayat kısa, kuşlar uçuyor(1) gibi bir sübliminal mesaj gizlemiş kuşların kanatlarına. “Aaa! Yeni mi?” ler. “Çok yakışmışlar” ve “Acıdı mı cicim?”ler. Minik birkaç kuş deyip geçmeyin, dikkat çekmeyi başardı yani. Beyaz tişörtün açık degajesinde minik kalpli kolye var bir de. Mavi blue jean, etine dolgun, azıcık da basenli olduğunu ortaya çıkarmış. Varın siz düşünün artık.

Kuş dövmeli kızın telefonu çaldı. Ağzı ile kulakları arasındaki mesafenin azaldı. Telefonda kiminle konuştuğunu anlamadı ama gözleri kuş dövmelerine takılı kaldı adamın. Kız, hızla çıkıp üçer beşer atladı merdivenleri. Dış kapıdaki kumral, dalgalı saçlı delikanlıyı görünce kıza hak vermemek mümkün değil. Gözleri koyu mavi oğlanın… Mavisi huzura, koyuluğu derinliğe çekiyor insanı. Saçlarının arasına geçirdiği güneş gözlüğü ile tişörtü aynı ton mavi. O da bir blue Jean giymiş. En sevdiğim. En azından bir parçada uyumu yakalamak. Bir örnek olabilmek. Bir parça aynılıkta buluşabilmek. 

Kız dış kapıda buluştuğu genç ile – yirmi yedisinde olmalı- metroya doğru el ele yürümeye başladı. Dış kapının dış mandalı olduğunu anlayan adam- elli beşlerinde- evine kuş gibi uçtu, hayatın kısalığına içten içe küfrederek. İş dönüşü doğruca evinin yolunu tuttu. Evden işe işten eve. Ne kadar da ailesine düşkün!

***

Akşama kadar yuvasındakilerin mutluluğu için koşturdu kadın. Sabah erken saatte kalktı. İlk işi sabaha kadar evi hafakan gibi basan karbondioksitten kurtarmak oldu. Sonuna kadar açılan pencerelerden tüller uçarken, hayatın kısalığına aldırmadan girişti işlere kadın. Önce toplamalı, sonra süpürmeliydi. Yoksa önce yemekler ocağa koyup sonra mı temizliğe başlasaydı. Aslında galiba en doğrusu önce bulaşık makinesini boşaltmaktı. Çünkü birazdan çıkacak bulaşıkları koymak için boş bir makinaya ihtiyacı olacaktı.

Ütülerle başladı kadın. Yerlerine asarken, sevdiklerine dokunur gibi dokundu hepsine. Yemek yaptı, evi topladı, süpürdü, sildi. Kirlileri attı, çamaşır astı. Gününü bitirdi, gücünü bitirdi, ömrünü tüketti ama işleri bitiremedi kadın.  Çamaşır suyu olmuş, rengi solmuş, kirden griye dönmüş tişörtle karşıladı kocasını. Saçlarının elektrik çarpmış gibi olduğunun farkında bile değildi, harika bir evle ev halkının çarpılacağının hayaliyle akşamı yapmıştı. Herkes rahat edecek, günün yorgunluğunu atacaktı; ne güzeldi, ne mutluydu ona.

Yedirdi, içirdi, yine topladı yıkadı kadın. Hâlâ üzerinde çamaşır suyu lekeli tişört duruyordu. Farkında değildi kadın. Çünkü kendi değildi. Yarın aynı oyunda tekrar başrolü oynayacaktı. Yorgunluktan attı kendini koltuğun bir köşesine. Artık dinlenmeye hak kazandığına karar verdi. Dokundu siyah renkli uzaktan şeyli düğmeye. A,B,C kanallarını ışık hızıyla geçti. Işıltılı hayatların yaşandığı bir dizide takılı kaldı. İki saat yirmi dakika boyunca hiç çamaşır sulu tişört giymeyen, eli suya değmeyen kadınları izledi. Sadece geziyor, yiyor, eğleniyor ve seviliyorlardı. Çok seviliyorlardı.

Yan gözle baktı adama. Adam yan gözle bile bakmadı kadına. Karnı tok sırtı pekti. Çayını, kahvesini de içmişti. Keyfine diyecek yoktu. Üzerinde krem rengi pamuklu bir içlik bir askılı beyaz atlet vardı. Fiyakasını sabaha saklıyordu. Evde kime giyinsindi.

Ev halkının oturma eylemi saatiydi. Midelere hücuuum! Yoksa vakit geçecek gibi değil. Ne huzurlu bir evdi ama. Arada adamın telefonundan gelen bildirim sesleri de olmasa odada çıt çıkmıyordu.

Kadın kültürlüydü. Lezzetli yemek tariflerinden, en düzenli evin nasıl olacağına, başlayan indirimlerden doğru beslenme kurallarına kadar her şeyi biliyordu. Adam da kültürlüydü. Piyasaların durumundan, kadınların hoşlandığı erkek tiplerine, son çıkan teknolojik ürünlerden hangi arabanın kaç lira olduğuna kadar her şeyi biliyor.  Kimin kimle nasıl yaşadığından hit parçalara kadar çocuk da her şeyi biliyor. Süper, değil mi?

Çocuk dağılan topuzunu tekrar topladı, rimelli gözlerini kısarak baktı annesiyle babasına. Biten çayları tazeledi. Farkına bile varmayan adam yeni doldurulmuş çayı birden kafasına dikince ağzı haşlandı. “Bunun şekeri neden yok?” diye söylendi. Bir kesme şeker attı kız babasının bardağına. Ama hâlâ eksik olan bir şey vardı bu evde. Çay, çekirdek, soslu fıstık… Sonra meyve tabağı, hatta künefe bile yapılıp yenildi çayın yanında.  Birazdan sade soda ve sade kahve… Her şey ne kadar sade ve herkes ne kadar kendi halinde.

Adam telefonundan blue jean giymiş kızın profilini; kadın, dizinin erkek başrol oyuncusunu inceledi. “Ne güzel gülüyor.” dedi adam içinden. “Ne güzel öpüyor karısını saçlarından.” dedi kadın.

Mükemmel erkekler ve mükemmel kadınlar. Tırnaklarına kadar bakımlılar. Harika gülüyor hepsi, bitmeyen kahkaha satın almışlar. Muhteşem görünüyorlar, bunlarla yaşayan yaşlanmaz. Hepsinin dillerinden bal akıyor, etraflarına savurdukları iltifatların bir kısmı TDK’ da bulunacak cinsten değil. Kelime üretme yetenekleri de çok gelişmiş.

Ama hepsi dışarıdalar. Kapalı kapılar ardındaki hayatlardan kimsenin haberi yok. Derken adamın telefonunun şarjı bitti.  Çocuk karşı komşunun kızına oturmaya gitti. Az zaman sonra evde elektrik kesildi. Bu elektriklerde problem bir türlü halledilememişti. Saat de daha erkendi.

  • Hadi, dedi adam. Üsküdar’a gidelim.

Kadın içten gülümsedi. Çok içten.  Sırtına siyah bir tişört geçirdi, adam beyaz tişört. Adam içliğini çıkarıp siyah bir pantolon giydi, kadın beyaz pantolon… O akşam Kız Kulesi’nin karşısında bir çay içtiler. Elleri birbirine kenetlendi. Elleri sıcacıktı. Bir grup genç enstrümanlarıyla geldi. Solistin sesi dokunaklıydı. Tam da yüreklerine dokundu. Kız Kulesi’nin üzerinde martılar uçuyordu. Solist yüreklere dokunmaya devam ediyordu nota nota.  Erkeğin de kadınında gözlerinden bir damla yaş süzüldü. En sevdiğim.

En azından bir parçada uyumu yakalamak.

Çocuk şalteri kaldırıp eve girdi.

Kız Kulesi’nin üzerinde kuşlar uçuyordu. Adamla kadın hayatın kısalığının ayırdındaydı.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

ISKARTA HAYAT: SON SEFER

Taştan Öte

YAŞAR

ESMAR

2 thoughts on “Kiminleyiz?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.